(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Adnan Oktar (Harun Yahya) nın Tüm Kitapları"



fWWfc^'^WI 




HARUN YAHYA 



► ,-AS . 



mw^y**%?\ 



L^CUTT' 



WBBmm 







. 



» MWj i UJfOIPW i** 







', 



• Bu kitapta ve diger c,alismalanmizda evrim teorisinin cokiisiine ozel 
bir yer ayrilmasinin nedeni, bu teorinin her tiirlii din aleyhtan felsefe- 
nin temelini olusturmasidir. Yaratihfi ve dolayisiyla Allah'in varligini 
inkar eden Darwinizm, 140 yildir pek cok insanin imanini kaybetmesi- 
ne ya da kuskuya diismesine neden olmuftur. Dolayisiyla bu teorinin 
bir aldatmaca oldugunu gozler oniine sermek 50k onemli bir imani go- 
revdir. Bu onemli hizmetin turn insanlanmiza ulastinlabilmesi ise zo- 
runludur. Kimi okuyucularimiz belki tek bir kitabimizi okuma imkani 
bulabilir. Bu nedenle her kitabimizda bu konuya ozet de olsa bir bolum 
aynlmasi uygun gorulmiistur. 

• Belirtilmesi gereken bir diger husus, bu kitaplann iqerigi ile ilgilidir. 
Yazann tiim kitaplannda imani konular, Kuran ayetleri dogrultusunda 
anlatilmakta, insanlar Allah'in ayetlerini ogrenmeye ve yasamaya davet 
edilmektedir. Allah'in ayetleri ile ilgili tiim konular, okuyanin akhnda 
hicbir siiphe veya soru isareti birakmayacak fekilde aciklanmaktadir. 

• Bu anlatim sirasinda kullanilan samimi, sade ve akici iislup ise kitap- 
lann yediden yetmise herkes tarafindan rahat^a anlasilmasini sagla- 
maktadir. Bu etkili ve yalin anlatim sayesinde, kitaplar "bir solukta 
okunan kitaplar" deyimine tarn olarak uymaktadir. Dini reddetme ko- 
nusunda kesin bir tavir sergileyen insanlar dahi, bu kitaplarda anlatilan 
ger^eklerden etkilenmekte ve anlatilanlann dogrulugunu inkar edeme- 
mektedirler. 

• Bu kitap ve yazann diger eserleri, okuyucular tarafindan bizzat oku- 
nabilecegi gibi, kar§ihkli bir sohbet ortami seklinde de okunabilir. Bu 
kitaplardan istifade etmek isteyen bir grup okuyucunun kitaplan bira- 
rada okumalan, konuyla ilgili kendi tefekkiir ve tecriibelerini de birbir- 
lerine aktarmalan a^isindan yararh olacaktir. 

• Bunun yaninda, sadece Allah nzasi i^in yazilmi§ olan bu kitaplann 
taninmasina ve okunmasina katkida bulunmak da biiyiik bir hizmet 
olacaktir. (Jiinku yazann tiim kitaplannda ispat ve ikna edici yon son 
derece gu^ludiir. Bu sebeple dini anlatmak isteyenler i^in en etkili yon- 
tem, bu kitaplann diger insanlar tarafindan da okunmasinin tesvik 
edilmesidir. 

• Kitaplann arkasina yazann diger eserlerinin tanitimlarinin eklenme- 
sinin ise onemli sebepleri vardir. Bu sayede kitabi eline alan ki§i, yuka- 
nda soz ettigimiz ozellikleri tasiyan ve okumaktan hoslandigini umdu- 
gumuz bu kitapla ayni vasiflara sahip daha bir^ok eser oldugunu gore- 
cektir. Imani ve siyasi konularda yararlanabilecegi zengin bir kaynak 
birikiminin bulunduguna sahit olacaktir. 

• Bu eserlerde, diger bazi eserlerde goriilen, yazann sahsi kanaatlerine, 
supheli kaynaklara dayah izahlara, mukaddesata karsi gereken adaba 
ve saygiya dikkat edilmeyen iisluplara, burkuntu veren umitsiz, §iiphe- 
ci ve ye'se siiriikleyen anlatimlara rastlayai 



1 '^ n . 



*f'?: 



M 



€- 



■ nv * . j - 




iifMM 



H: #-:M' 5 



fmmWsMkmM 

Harun Yahya miistear ismini kullanan yazar Adnan Oktar, 1956 yilmda Anka- 
ra'da dogdu. Ilk, orta ve lise ogrenimini Ankara'da tamamladi. Daha sonra Istan- 
bul Mimar Sinan Universitesi Giizel Sanatlar Fakiiltesi'nde ve Istanbul Universi- 
tesi Felsefe Bolumii'nde ogrenim gordii. 1980'li yillardan bu yana, imani, bilimsel 
ve siyasi konularda pek 50k eser hazirladi. Bunlarm yam sira, yazann evrimcile- 
rin sahtekarliklarmi, iddialarmm gecersizligini ve Darwinizm'in kanh ideolojiler- 
le olan karanlik baglantilarim ortaya koyan 50k onemli eserleri bulunmaktadir. 

Harun Yahya'nm eserleri yaklasik 30.000 resmin yer aldigi toplam 45.000 say- 
falik bir kiilliyattir ve bu kiilliyat 57 farkli dile cevrilmistir. 

Yazann miistear ismi, inkarci diiijiinceye karsi miicadele eden iki peygambe- 
rin hatiralanna hiirmeten, isimlerini yad etmek icin Harun ve Yahya isimlerinden 
olusturulmu^tur. Yazar tarafmdan kitaplarm kapagmda Resulullah'm miihriiniin 
kullamlmis olmasimn sembolik anlami ise, kitaplarm icerigi ile ilgilidir. Bu mii- 
hiir, Kuran-i Kerim'in Allah 'in son kitabi ve son sozii, Peygamberimiz (sav)'in de 
hatem-iil enbiya olmasmi remzetmektedir. Yazar da, yaymladigi tiim cahsmala- 
rmda, Kuran'i ve Resulullah'm siinnetini kendine rehber edinmistir. Bu suretle, in- 
karci du^iince sistemlerinin tiim temel iddialanm tek tek ciiriitmeyi ve dine kargi 
yoneltilen itirazlan tarn olarak susturacak "son soz"ii soylemeyi hedeflemektedir. 
(Jok biiyiik bir hikmet ve kemal sahibi olan Resulullah'm muhrii, bu son sozii soy- 
leme niyetinin bir duasi olarak kullamlmistir. 

Yazann tiim cahsmalarmdaki ortak hedef, Kuran'm tebligini diinyaya ulastir- 
mak, boylelikle insanlan Allah'm varhgi, birligi ve ahiret gibi temel imani konu- 
lar iizerinde diisiinmeye sevk etmek ve inkarci sistemlerin ciiriik temellerini ve 



sapkm uygulamalanm gozler 




sermektir. 

Nitekim Harun Yahya'nm eserleri Hindis- 

tan'dan Amerika'ya, Ingiltere'den Endonez- 

ya'ya, Polonya'dan Bosna Hersek'e, Ispan- 

ya'dan Brezilya'ya, Malezya'dan Italya'ya, 

Fransa'dan Bulgaristan'a ve Rusya'ya kadar 

diinyamn daha pek cok iilkesinde begeniyle 

okunmaktadir. Ingilizce, Fransizca, Almanca, 

Italyanca, Ispanyolca, Portekizce, Urduca, 

Arapca, Arnavutca, Rusga, Bosnakca, Uygurca, 

Endonezyaca, Malayca, Bengoli, Sirpc.a, Bulgar- 

ca, Qince, Kishwahili (Tanzanya'da kullamh- 

yor), Hausa (Afrika'da yaygm olarak kulla- 

mhyor), Dhivelhi (Mauritus'ta kullamh- 







m§>>~ 



yor), Danimarkaca ve Isvecce gibi pek 50k dile cevrilen eserler, yurt dis^nda geni§ 
bir okuyucu kitlesi tarafmdan takip edilmektedir. 

Diinyamn dort bir yanmda olaganiistii takdir toplayan bu eserler pek 90k in- 
sanm iman etmesine, pek cogunun da imanmda derinlesmesine vesile olmaktadir. 
Kitaplan okuyan, inceleyen her kisi, bu eserlerdeki hikmetli, ozlii, kolay anlasihr 
ve samimi uslubun, akilci ve ilmi yaklasimm farkma varmaktadir. Bu eserler sii- 
ratli etki etme, kesin netice verme, itiraz edilemezlik, ciirutiilemezlik ozellikleri ta- 
gimaktadir. Bu eserleri okuyan ve iizerinde cidi iinen insanlarm, ar- 

tik materyalist felsefeyi, ateizmi ve diger sapkm goriis ve felsefelerin hicbirini sa- 
mimi olarak savunabilmeleri mumkiin degildir. Bundan sonra savunsalar da an- 
cak duygusal bir inatla savunacaklardir, cunkii fikri dayanaklan curutulmu§tiir. 
(Jagimizdaki tiim inkarci akimlar, Harun Yahya Kiilliyati karsismda fikren mag- 
lup olmu^lardir. 

Kuskusuz bu ozellikler, Kuran'm hikmet ve anlatim carpicihgmdan kaynak- 
lanmaktadir. Yazarm kendisi bu eserlerden dolayi bir oviinme icinde degildir, yal- 
mzca Allah'm hidayetine vesile olmaya niyet etmi§tir. Ayrica bu eserlerin basimm- 
da ve yaymlanmasmda herhangi bir maddi kazanc hedeflenmemektedir. 

Bu geri^ekler goz onunde bulunduruldugunda, insanlarm gormediklerini gor- 
melerini saglayan, hidayetlerine vesile olan bu eserlerin okunmasmi tesvik etme- 
nin de, 90k onemli bir hizmet oldugu ortaya qikmaktadir. 

Bu degerli eserleri tamtmak yerine, insanlarm zihinlerini bulandiran, fikri kar- 
masa meydana getiren, kusku ve tereddiitleri dagitmada, imam kurtarmada giiglii 
ve keskin bir etkisi olmadigi genel tecriibe ile sabit olan kitaplan yaymak ise, emek 
ve zaman kaybina neden olacaktir. Imam kurtarma amacmdan ziyade, yazarmm 
edebi guciinii vurgulamaya yonelik eserlerde bu etkinin elde edilemeyecegi agik- 
tir. Bu konuda kuskusu olanlar varsa, Harun Yahya 'nm eserlerinin tek amacimn 
dinsizligi ciiriitmek ve Kuran ahlakim yaymak oldugunu, bu hizmetteki etki, ba- 
§an ve samimiyetin agikija goriildiigunii okuyucularm genel kanaatinden anlaya- 
bilirler. 

Bilinmelidir ki, diinya iizerindeki zuliim ve karma^alarm, Miisliimanlarm qek- 
tikleri eziyetlerin temel sebebi dinsizligin fikri hakimiyetidir. Bunlardan kurtul- 
mamn yolu ise, dinsizligin fikren maglup edilmesi, iman hakikatlerinin ortaya 
konmasi ve Kuran ahlakmm, insanlarm kavrayip yasayabilecekleri §ekilde anla- 
tilmasidir. Diinyamn giinden giine daha fazla icine cekilmek istendigi zuliim, fe- 
sat ve karga^a ortami dikkate almdigmda bu hizmetin elden geldigince hizh ve et- 
kili bir bigimde yapilmasi gerektigi aciktir. Aksi halde cok ge9 kalmabilir. 

Bu onemli hizmette Sncii rolii iistlenmij olan Harun Yahya Kiilliyati, Allah'm 
izniyle, 21 . yiizyilda diinya insanlarim Kuran'da tarif edilen huzur ve barisa, dog- 
ruluk ve adalete, giizellik ve mutluluga tasimaya bir vesile olacaktir. 



V' 






A^.j 



fl 



■& 



u'-^ 



M12M 



Vit 




Bu kitapta kullamlan ayetler, Ali Bulag'in hazirladigi 
"Kur'an-i Kerim ve Turkge Anlami" isimli mealden alinmi§hr. 



1. Baski: Mart 2003 

2. Baski: Ekim 2004 

3. Baski: Ekim 2006 






.■' 



ARA§TIRMA 
YAYINCILIK 

Talatpa§a Mah. Emirgazi Caddesi 

Ibrahim Elmas I§merkezi 

A Blok Kat 4 Okmeydam - Istanbul 

Tel: (0 212) 222 00 88 



Baski: Secil Ofset 

100 Yil Mahallesi MAS-SIT Matbaacilar Sit. 

4. Cadde No: 77 Bagcilar-Istanbul 

Tel: (0 212) 629 06 15 



.harunyahya.org - www.harunyahya.net 



wo ■ 





MM 



: 

i 



: 



HHBH.;. 



m^m x : 







• 



■mm 



%$ 



' 



: 



"ifc&o 





M 




(y/w ulublumatv JGidut: 
Jig. fkement 16 

JCiutGit'dcv fk&jwem &qu& ha me&iAt 6& 

(uiAiliue J/MiIumMMoa/ JCadiiMv 
$a£i$ ca^t 86 

JGimib'da> JCadinU' VeMie^t Qyfiem 106 

JCwanJa Qiwes Ldeul mu&lumcui' 
JCadut JCartJdeH 158 

cnlLm'ut JGu*£iM'cLi> JDikkcd 
^ekiwl JCtiaifda^ 226 

(¥&MMp 26 <£ 

{jwim yamlGiAi 26 S 



W . 








•v^ 



,o 



' ■',■ '. 



B*W 



I: y^ 






"V ^T T f P T T M ^tT *>T-! ' T>r<l " | 



.,V 



. ,-, v< 



V 




iim insanlarin yegane yol gostericisi 
Kuran'dir; Allah, Kuran ayetleri ile in- 
sanlara ya§amlari boyunca kar§ila§abi- 
lecekleri her konuda, ihtiyac duyacakla- 
n her tiirlii bilgiyi, dogruyu ve yanliji 
bildirmi§, aynca Peygamber Efendimi- 
zin sunnetini de tiim inananlar icin bir 
yol gosterici kilmi§tir. Ancak bunun ya- 
rn sira, Allah Kuran'da peygamberlerin 
ve salih muminlerin hayatlanndan ornekler vererek, insanla- 
rin Kuran ahlakim gunliik hayatta nasil ya§ayacaklanni gore- 
bilmelerini saglami§tir. 

"Andolsun, onlarda sizlere, Allah'i ve ahiret giiniinii 
umud edenlere giizel bir ornek vardir. Kim yiiz ^evirecek 
olursa, artik §iiphesiz Allah, Ganiy (hicbir §eye ihtiyaci ol- 
mayan), Hamid (oviilmeye layik olan)dir." (Mumtehine Sure- 
, si, 6) ve "Andolsun, size a^iklayici ayetler, sizden once gelip 
ge^enlerden bir ornek ve takva sahipleri i^in bir ogiit indir- 
dik." (Nur Suresi, 34) ayetleriyle, Allah bu kimselerin ahlakla- 
rrnda, ahireti umut eden takva sahibi muminler igin giizel or- 
nekler ve ogiitler oldugunu hatirlatmi§tir. 









*&* tf±£2a£ 





I I I *TfS 



'£* 12 TO'-::; 



Kuran'da bahsi gecen ve miiminlerin, giizel ahlaki iizerinde dii§u- 
niip kendilerine ornek almalan gereken salih miiminlerden biri de Hz. 
Meryem'dir. Hz. Meryem, "Allah, iman edenlere de Firavun'un karisi- 
ni ornek verdi... Imran'in kizi Meryem'i de. Ki o kendi lrzini korumus- 
tu. Boylece Biz ona Ruhumuz'dan iifledik. O da Rabbinin kelimeleri- 
ni ve kitaplanni tasdik etti. O, (Rabbine) goniilden bagh olanlardan- 
di." (Tahrim Suresi, 11-12) ayetleriyle, Allah'in giizel ahlaklanyla Ku- 
ran'da turn insanlara ornek verdigi iki kadindan biridir. Dolayisiyla Hz. 
Meryem'in bu giizel ahlakim, her konuda bizlere en dogru bilgileri ve- 
ren Kuran'dan ogrenmek ve bu ahlak seviyesine ula§mak icin caba har- 
camak tiim iman eden insanlar icin onemli bir sorumluluktur. 

Allah, Hz. Meryem'in gahsinda "ideal Miisliiman kadin karakte- 
ri"ni tamtmaktadir. Kuran'da bildirilen ideal kadin karakteri, bugiin ca- 
hiliye toplumlannda yaygin olarak ya§anan kadin karakterinden cok 
farkhdir. Cahiliye toplumlannda ya§ayan kadinlar, genellikle toplum ta- 
rafindan kendilerine uygun goriilen ve nesilden nesile aktanlarak giinii- 
miize kadar gelen ortak bir karakteri ya§amaktadirlar. Cahiliye toplu- 
mu, kadin icin ayri, erkek icin ayri ahlak ozellikleri belirlemi§tir. Erkegin 
gostermesi gereken karakter ve ondan beklenen kigilik, kadimnkinden 
tiimiiyle farkhdir. Aym §ekilde erkegin idealleri, hayata baki§ acisi, ya- 
§am tarzi, olaylan degerlendiri§ §ekli de kadimnkilerden ayri ozellikler 
gosterir. 

Kuran'a gore ise kadin ve erkek aym sorumluluklara sahiptir. Allah, 
Kuran'da "ideal bir Miisliiman karakteri"nden bahsetmi§tir. Bu karak- 
terde erkegin sorumlu tutuldugu tiim ahlak ozelliklerinden aym gekilde 
kadin da sorumludur. Allah bir ayetinde Miisliiman kadin ve Miisliiman 
erkegin ya§amakla yiikiimlii oldugu bu ortak Islam ahlakim §u §ekilde 
tammlamaktadir: 



0*n.e& ")Wii&tii*KaM "PCadut; ^f. ")H<&Ufe*H. 



Andolsun, size aciklayiei 

ayetler sizden once gelip 

gecenlerden bir ornek ve takva 

sahipleri icin bir ogut indirdik. 

# (Nur Suresi,34) 



*v \\ + 



^> 



. -, 



- 



ijiiphesiz, Miisliiman erkekler ve Miisliiman kadinlar, mii'min erkekler 
ve mii'min kadinlar, goniilden (Allah'a) itaat eden erkekler ve goniilden 
(Allah'a) itaat eden kadinlar, sadik olan erkekler ve sadik olan kadinlar, 
sabred en erkekler ve sabreden kadinlar, saygiyla (Allah'tan) korkan er- 
kekler ve saygiyla (Allah'tan) korkan kadinlar, sadaka veren erkekler ve 
sadaka veren kadinlar, oiuq tutan erkekler ve oraq tutan kadinlar, lrzla- 
rini koruyan erkekler ve (lrzlarini) koruyan kadinlar, Allah'i qokqa zik- 
reden erkekler ve (Allah'i qokqa) zikreden kadinlar; (igte) bunlar iqin 
Allah bir bagislanma ve biiyiik bir ecir hazirlamishr. (Ahzab Suresi, 35) 
Goriildugii gibi Kuran'a gore kadinin ve erkegin karakteri, toplu- 
mun deger yargilanna ya da siiregelen gelenek ve go- 
reneklere gore degil, Allah'in bildirdigi "ideal 
Miisliiman ahlakina" gore gekillenmek- 
tedir. Bu ahlaki ya§ayan Musliiman 
kadin son derece guglii ve saglam 
bir kisilige sahiptir. Ve bu kisi- 
ligi toplum nezdinde bir 
ustiinluk elde edebil- 
mek icin degil, sadece 
Allah'm rizasmi ve 
sevgisini kazanabil- 
mek icin yasamak- 

Bu kitapta cahi- 
liye toplumlannda 
yerlesik olan kadin karak- 
terinin yanlishgina deginecek 
ve bu karakterin toplum ice- 
risinde nasil kabullenildigi- 
ne dikkat cekecegiz. Ayrica 



'TKii&tiimi&t, "ZCaicft; ^f. TftevtfetH, 




i ■■■- : 



mr^y 



Si ■■-.-> 







Allah'in, tiim alemlerin kadinlarma 
iistiin kildigini bildirdigi Hz. Mer- 
yem'in ahlakina deginerek, bu 
yolla "ornek bir Miisliiman 
kadin"in sahip olmasi 
gereken iistiin ahlak an- 
layi§im ve "ideal Miislii- 
man kadin karakterini' 
ortaya koyacagiz. Allah Ka- 
tinda iistiinliigiin ancak iman, 
Allah korkusu ve giizel ahlaka go- 
re oldugunu ve Allah'in "Erkek ol- 
sun, kadin olsun inanmis olarak kim 
salih bir amelde bulunursa, onlar cenne- 
te girecek ve onlar, bir '^ekirdegin sirtin- 
daki tomurcuk kadar' bile haksizhga ugra- 
mayacaklardir." (Nisa Suresi, 124) ayetiyle bil- 
dirdigi gibi, salih amellerde bulunan her insanin, 
kadin ya da erkek olsun, hicbir fark gozetilmeksizin 
Allah'in nzasi, rahmeti ve nimeti ile kar§ihk gorece- 
gini hatirlatacagiz. 

Kitabin bir diger amaci da, bir yandan ideal 
Miisliiman karakterini anlatirken, bir yandan da 
cahiliye toplumlannda goriilen kadin karakte- 
rinin carpik yonlerini ortaya koyarak, bu ki§i- 
likten siynlmak isteyen kimseleri, hem 
diinyada hem de ahirette kendilerine 
onur, sayginlik ve iistiinliik kazandiracak 
bir ahlaktan ve ya§am §eklinden haberdar 
etmektir. 



u-^r 






z. Isa'yi diinyaya getirme gore- 
viyle Allah'in §ereflendirdigi 
Hz. Meryem, tarihi kaynaklara 
gore bundan yakla§ik 2000 yil 
once ya§amig, Allah'in diinyada 
ve ahirette seckin kildigi kadin- 
lardan biridir. 

Hz. Meryem, tarihi kay- 
naklara gore, o donemde Roma 
imparatorlugu'nun egemenligi altinda bulunan Filistin top- 
raklannda dogmu§tur. Yahudi bir toplum icerisinde ve o 
soydan biri olarak diinyaya gelmigtir. 

O donemde Roma Imparatorlugu'nda yaygin olan din 
ise "Putperestlik"tir. Allah'in Kuran'da bildirdigi gibi, bir za- 
manlar "alemlere iistiin kihnmi§" (Bakara Suresi, 47) bir 
topluluk olan Yahudiler ise, kendi cikardiklan birtakim hu- 
rafelerle §ekilcilige sapmi§, Allah'in kendileri icin secip be- 
gendigi dinlerini tahrif etmi§lerdir. Allah'in emirlerine isyan 
etmis. ve O'nun kendilerine verdigi nimetlere kar§i §iikredici 
olmamiglardir. Bazilari ise, nefislerinin ho§una gitmeyen 
emirlerle geldikleri icin, Allah'in kendilerine bir rahmet ola- 
rak gonderdigi peygamberleri oldiirecek kadar ileri gitmi§- 



m 






u4 





lerdir. Kuran'da Israilogullari'nin bu sapkin tavirlan §6yle bildirilmekte- 
dir: 

Andolsun, Biz Israilogullan'ndan kesin soz almi§ (misak) ve on- 

lara el^iler gondermi§tik. Onlara ne zaman nefislerinin ho§una 

gitmeyen bir §eyle bir el^i geldiyse, bir boliimiinii yalanladilar, 

bir boliimiinii de oldiirdiiler. (Maide Suresi, 70) 

Igte Hz. Meryem, turn bu karigikliklann hiikum surdugu ve Yahu- 

dilerin turn umitlerini, bekledikleri Mesih (Kurtanci)'in geli§ine bagla- 

diklari bir donemde diinyaya gelmi§tir. Allah, Israilogullari'nin turn bek- 

lentilerinin odak noktasini olugturdugundan tamamen habersiz olan 

Hz. Meryem'i, bu kutlu gorev icin ozel olarak secmis. ve yetigtirmigtir. 

Allah'in "... Onun adi Meryem oglu Isa Mesih'tir. O, diinyada ve ahi- 

rette 'se^kin, onurlu, saygindir' ve (Allah'a) yakin kihnanlardandir... 

Ve o salihlerdendir." (Al-i Imran Suresi, 45-46) sozleriyle ovdiigii Hz. 

Isa'yi diinyaya getirme gorevini Allah Hz. Meryem'e vermigtir. 

Hz. Meryem, Allah'in sectigi bir kimse olarak, bu insanlann sapkin 
ve cahilce inaniglan arasinda giizel ahlaki, hak dini temsil etmigtir. 

Allah, Kuran'da ailesinden, dogumuna, Hz. Isa'yi diinyaya ge- 
tiriginden, yagadigi toplumun iftiralanna kargi koyuguna 
ve gosterdigi iistiin ahlak ozelliklerine kadar, Hz. 
Meryem'in hayatina dair pek cok konuyu 
bizlere bildirmektedir. 







is* 



cnllaA'm 
t/ueml&te U&Uuv 

: ' .• 

Allah Kuran'in "Ger^ek su ki, Allah, 
Adem'i, Nuh'u, Ibrahim ailesini ve Imran ailesini alemler iizerine se^- 
ti; Onlar birbirlerinden (tiireme tek) bir ziirriyettir..." (Al-i Imran Sure- 
si, 33-34) ayetleriyle, Imran ailesinin, Hz. Adem, Hz. Nuh ve Ibrahim ai- 
lesi ile aym soydan geldiklerini ve alemler iizerine secilmis. kimseler ol- 
duklarim bildirmektedir. I§te Hz. Meryem de bu soydan, segkin kihnmis. 
Imran ailesinden gelmektedir. 

Imran ailesi, Allah'a samimi bir kalple iman eden, her iglerinde 
O'na yonelip donen ve Allah'in sinirlanni koruyan bir aileydi. 

dig. iflefuetriui Dimuaua i/eu^l 

Iman sahibi bir kimse olan Imran'in hanimi, Hz. Meryem'e hamile 
kaldigini ogrendigi zaman, hemen Allah'a yonelip dua etmi§, O'nun ga- 
nini yuceltmis. ve doguracagi cocugu Allah'a adadigini soylemigtir. Bir 
kiz cocugu dogurdugunu gordiigiinde ise ona, 'abide' yani, 'Allah'a sii- 
rekli ibadet eden kimse' anlamina gelen Meryem ismini koymugtur. 
Allah Kuran'da Imran'in hanimimn bu duasini bize §6yle haber vermek- 
tedir: 



! 



3& 



.":■ 








Hayir, kirn 
bulunaralplfenclE 

derse, artik onli T Rabbi Katmda 
cri vardir. OnlarlcjruJtG^u yoktur 
ve pnlar mahzunoj^nayacaklarciir. 
(Bakara Suresi, 112) 



*l 



w 



2,V,-::- 



.'/ - : 



Hani Imran'in kansi: "Rabbim karmmda olani 'her tiirlii bagimhliktan 
ozgiirliige kavufturulmug olarak' Sana adadim benden kabul et. Siiphe- 
siz igiten bilen Sen'sin Sen" demigti. Fakat onu dogurdugunda -Allah 
onun ne dogurdugunu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim dogrusu bir 
kiz (qocugu) dogurdum. Erkek ise kiz gibi degildir. Ona Meryem adini 
koydum. Ben onu ve soyunu o taga tutulmug (kovulmuf) geytandan Sa- 
na sigindirmm." (Al-i imran Suresi, 35-36) 

Allah, Hz. Meryem'in annesinin onu 'her tiirlii bagimhliktan ozgiir- 
liige kavugturulmus. olarak Allah'a adadigini' bildirmektedir. Bu ifade- 
nin Arapcasinda gecen 'muharreren' kelimesi, 'sadece ahiret i§leriyle 
ugra§an, diinya ile ilgisi bulunmayan, Allah'a siirekli ibadet eden, 
Allah'in mabedinin hizmetinde olan, ihlash bir §ekilde ibadet eden, 
ibadetinde diinya amaci bulunmayan ki§i' anlamlanna gelmektedir. 1 

Gercek anlamda ozgiirliik, insanin yalmzca Allah'a kulluk edip, 
O'na teslim olmasi, varhklara ya da birtakim degerlere kulluk etmekten 
tamamen kurtulmasiyla elde edilebilir. I§te Imran'in hanimi da, Hz. Mer- 
yem'i her tiirlii bagimhliktan kopmu§ olarak Allah'a adadigini soyleye- 
rek Allah'a dua etmekle, onun yalmzca Allah'a kulluk eden, insanlann 
nzasindan tiimiiyle uzakla§mi§ bir insan olmasim dilemigtir. 

Hz. Meryem diinyaya geldiginde, annesinin tavn yine Allah'i razi 
etmeye yonelik olmu§tur. Hemen Allah'a yonelmi§, hem Hz. Meryem'i, 
hem de onun soyunu §eytanin §errinden korumasi icin Allah'a igtenlikle 
dua etmi§tir. 

Allah Imran'in hanimimn bu samimi duasini kabul etmis. ve "Bu- 
nun iizerine Rabbi onu giizel bir kabulle kabul etti ve onu giizel bir 
bitki gibi yeti§tirdi..." (Al-i Imran Suresi, 37) ayeti ile bildirdigi gibi, Hz. 
Meryem'i en giizel §ekilde yeti§tirmi§, onu iistiin bir ahlak ile ahlaklan- 
dirmi§tir. 

Hz. Meryem'in annesinin Allah'a olan bu samimi imam, her i§inde 
kendisine yalmzca Allah'i vekil edinmis. olmasi, yardimi, nimeti daima 



i tyaAtfa. 



vitf 



m*m&*mmmz 



i 









M'j 



Pr 



i^jjiA. j^ 









SWfi! 



fc*i& --^»J 










, 



Allah'tan istemesi, O'na ihlasla ve derin bir teslimiyet ile baglanmis. ol- 
masi tiim iman edenler icin cok onemli ve iizerinde duguniilmesi gere- 
ken bir ornektir. 



i:> 



c/ulatt'ut <f(g. -Zemenua'ui, dig. fflefuem'i 
yeltyium&Jele ym^vienuuvfteAi 

Hz. Zekeriya Allah'in hidayete eri§tirdigini, salihlerden oldugunu, 
alemlere ustiin kildigini ve dosdogru yola yoneltip ilettigini bildirdigi 
peygamberlerdendir. Allah Kuran'da Hz. Zekeriya'dan ovgiiyle bahset- 
mi§, onun Kendisi'ne olan baghligini, takvasim ve giizel ahlakini §6yle 
haber vermi§tir: 

Zekeriya'yi, Yahya'yi, Isa'yi ve Ilyas'i da (hidayete eristirdik.) Onlarin 
hepsi salihlerdendir. ismail'i, Elyasa'yi, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete 
eriftirdik). Onlarin hepsini alemlere iistiin kildik. Babalarindan, soyla- 
rindan ve kardeflerinden, kimini (bunlara kattik); onlari da seqtik ve 
dosdogru yola yoneltip-ilettik. (Enam Suresi, 85-87) 
Allah, Al-i Imran Suresi 37. ayetiyle, Hz. Meryem'in yeti§tirilmesin- 
den Hz. Zekeriya'yi sorumlu kildigini bildirmi§tir. 

Hz. Zekeriya, Hz. Meryem ile yakindan ilgilenmig, onun hayatin- 
daki mucizevi olaylara bizzat tanik olmus. ve onun diger insanlardan iis- 
tiin kihnmis. bir kimse oldugunu fark etmigtir. Hz. Meryem'in ba§ina ge- 
len bazi olaylar ile, Allah'in onu rahmetiyle destekledigine ve ce§itli ve- 
silelerle onu Kendi fazhndan nimetlendirdigine §ahit olmugtur. Allah, 
bu olaylardan birini Al-i Imran Suresi'nde bizlere §u §ekilde bildirmi§tir: 
... Zekeriya'yi ondan sorumlu kildi. Zekeriya her ne zaman mihraba gir- 
diyse, yaninda bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" de- 
yince, "Bu, Allah Katindandir. Siiphesiz Allah, diledigine hesapsiz rizik 
verendir" dedi. (Al-i Imran Suresi, 37) 






i tyaAtfa. 



■ *3G 1 i^4 



v- _^S.^ 



. ^*M* 



TV "V-.- 



,. O, ne gflzel kuldu. QunkiiV 
daima Allah'a) ydnelip-tionen 1 
riydi. (Sad Suresi, 30)^ 











* 







■<\ 



\ ' i Hz. Zekeriya'nin bu sorusuna verdigi cevap ile, Hz. Meryem de, 

.. ,j if .. Allah'in kendi iizerindeki fazlini ve rahmetini dile getirmi§tir. 

t J ■ J c/uum, dig. fflemem'i *Jiim c/uen 

l/ ' JCtmtnJUimniv U&Uitv JCumt^h^- 

, V : j, Hz. Meryem, hayatimn her aninda, yaptigi her i§te Allah'a yonelen, 

Allah'in ismini yiicelten, Rabbimiz'e yiirekten bagh, samimi bir mumin- 

■■. . 1 , ' dir. Allah, Imran ailesini alemlere iistiin kildigi gibi, bu aileye mensup 

•V V °l an Hz. Meryem'i de secmi§, onu en giizel §ekilde yeti§tirerek turn ko- 

v\ " . tiiliiklerden armdirmis. ve onu alemlerin kadinlanna iistiin kilmigtir. 

J- / Allah Kuran'da Hz. Meryem'in bu iistiinliigiinii §6yle bildirmektedir: 

Hani melekler: "Meryem, siiphesiz Allah seni seqti, seni arindirdi ve 
- '■' alemlerin kadinlanna iistiin kildi," demisti. "Meryem, Rabbine goniil- 

den itaatte btilun, secde et ve riiku edenlerle birlikte riiku et." (Al-i Im- 
ran Suresi, 42-43) 

CfUllih 

'■ "■ - i &meL yik>iemii§iuL 

\ \ , ' Hz. Meryem de ailesi gibi, ya§adigi toplumda Allah'a olan baglihgi, 

ihlasi ve samimiyeti ile taninan bir kigidir. Allah, onun Kendisi'ne 'go- 
niilden bagh olanlardan' oldugunu bildirmektedir. 

Hz. Meryem'in cevresindeki insanlar arasinda bilinen bir ba§ka 
^ S ! ; ozelligi ise, 'lrzini korumu§ olmasi' yani iffetine olan du§kunliigudiir. 

Allah, Hz. Meryem'in bu iistiin ahlakim Kuran'da §6yle haber vermek- 
HV'- tedir: 



i£/' \ 



. O, diinyada ve ahifette 'seskin, 
onurlu, sayq indir ve (Allah a) 








Imran'in kizi Meryem'i de (Allah ornek verdi). Ki o kendi iffetini koru- 
mugtu. Boylece Biz ona Ruhumuz'dan iifledik. O da Rabbinin kelimele- 
rini ve kitaplanni tasdik etti. O (Rabbine) goniilden bagh olanlardandi. 
(Tahrim Suresi, 12) 

Iffetini koruyan (Meryem); Biz ona Kendi Ruhumuz'dan iifledik, onu ve 
qocugunu insanhga bir ayet kildik. (Enbiya Suresi, 91) 

Lorenzo Lotto'nun Hz. Meryem ve Azizleri tasvir eden 1505-6 yilina ait eseri 
Treviso yakinlarmdaki Santa Christina al Tivarone Kilisesi'nde sergilenmektedir. 
177 x 162 cm boyutlanndaki bu yaghboya cahsmasi ahsap uzerine yapilmistir. 




■■*> 



Mm/ m M ' 






lV 


■,#"'M" ''''■&£.{■& r-?** 





w 



-m. ' i v\ \ 



■ ' 29~ : -~ ■: 



SSStMW/ * 



'■' - • 



<^. fJtement'in Cei»<ml il& yimtyme&i 

Hz. Zekeriya'nm da §ahit oldugu gibi, Allah, Hz. Meryem'in haya- 
tinin cegitli donemlerinde pek cok mucizevi olay yaratmi§tir. Bunlardan 
biri de, Hz. Meryem'in Cebrail ile gorugmesi olmu§tur. Hz. Meryem, ha- 
yatinin belirli bir doneminden sonra yagadigi toplumdan ve ailesinden 
ayrilarak dogu tarafinda bir yere cekilmigtir. I§te Cebrail ile goriisjnesi 
de bu donemde burada gercekle§mi§tir. Allah Kuran'da Cebrail'in, Hz. 
Meryem'in kargisina 'diizgiin bir insan' gorunumu icerisinde ciktigini 
bildirmi§tir: 

Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o ailesinden kopup dogu tarafinda bir 

yere qekilmisH. Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde qek- 

misti. Boylece ona Ruhumuz (Cibril'i) gondermistik, o da diizgiin bir be- 

ser kihginda gorunmustii. (Meryem Suresi, 16-17) 

Hz. Meryem, kar§isindaki ki§inin Cebrail oldugunu bilmedigi icin, 
yabanci biriyle kargila§masindan dolayi hemen Allah'a siginmis. ve "Ger- 
^ekten ben senden Rahman (olan Allah)a sigininm. Eger takva sahi- 
biysen (bana yakla§ma)." (Meryem Suresi, 18) sozleriyle, kendisinin 
Allah'tan korkan, iman eden bir mumin oldugunu ifade etmi§tir. Soyle- 
mis. oldugu bu sozler, Hz. Meryem'in guclii Allah korkusunu, iffetine 
olan du§kunlugunii ve ne kadar takva sahibi bir insan oldugunu acikca 
ortaya koymaktadir. 

Hz. Meryem bu konu§masiyla, sadece kendisinin Allah'tan sakinan 
bir kimse oldugunu ifade etmekle kalmami§, 'eger takva sahibiysen ba- 
na yakla§ma' sozleriyle, aym zamanda kar§isindaki kigiyi de Allah'tan 
korkup sakinmaya davet etmi§tir. 

Cebrail ise onun bu sozleri iizerine, "... Ben yalnizca Rabbinden 
(gelen) bir el^iyim; sana tertemiz bir erkek (jocuk armagan etmek i^in 
(buradayim)." (Meryem Suresi, 19) diyerek Hz. Meryem'e kendisini ta- 
mtmi§tir. Kendisinin Allah'in bir elcisi oldugunu ve ona Allah'tan bir 
miijde ile geldigini bildirmis. ve §6yle demi§tir: 

latitat tyaAtfa. 



vitf 






■ i- jM 9/9 iC " 



-&**&&**&*&*& 






' ^^5 * r ^ ■?-.*' if(^ ^"i" 



C*XS^ 









-\ir 



sw 







, 



i:> 



Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, dogrusu Allah Kendisi'nden bir ke- 
limeyi sana miijdelemektedir. Onun adi Meryem oglu Isa Mesih'tir. O, 
diinyada ve ahirette 'seqkin, onurlu, saygindir' ve (Allah'a) yakin kili- 
nanlardandir." (Al-i Imran Suresi, 45) 

Hz. Meryem ise, "Benim nasil bir erkek ^ocugum olabilir? Bana 
hi^bir beser dokunmamisken ve ben azgin utanmaz (bir kadin) degil- 
ken" (Meryem Suresi, 20) sozleriyle Cebrail'e kendisine bir insan dokun- 
madan nasil cocugu olabilecegini sormugtur. Cebrail, Allah'in gucunun 
hergeye yetecegini, bir §eye sadece 'OV demesiyle onun hemen oluvere- 
cegini bildirmi§tir: 

"Rabbim bana bir beser dokunmamisken nasil bir qocugum olabilir?" 
dedi. (Fakat) "Allah neyi dilerse yaratir. Bir igin olmasina karar verirse 
yalnizca ona "Ol" der o da hemen oluverir." (Al-i Imran Suresi, 47) 
"Iste boyle" dedi. "Rabbin dedi ki: -Bu Benim iqin kolaydir. Onu insan- 
lara bir ayet ve Biz'den bir rahmet kilmak iqin (bu qocuk olacakhr)." Ve 
is de olup bitmisti. Boylelikle ona gebe kaldi sonra onunla issiz bir ye- 
re qekildi. (Meryem Suresi, 21-22) 

Hz. Meryem, kendisine hicbir insan eli degmeden, Allah'in dileme- 
siyle Hz. Isa'ya hamile kalmi§tir. Onun hamileligi diinyadaki sebepler- 
den bagimsiz olarak gercekle§migtir. Bu hamile kalis, gekli, Hz. Isa'nin 
mucizelerinden biri olmu§tur. 



dig. meiH/_em'in iuig Su^ ye/ 1 ® ^emlme&i 

Allah Kuran'in "Boylelikle ona gebe kaldi sonra onunla issiz bir 
yere ^ekildi." (Meryem Suresi, 22) ayetiyle, Hz. Meryem'in Allah'in dile- 
mesiyle hamile kalmasinin ardindan issiz bir yere cekildigini bildirmek- 

Allah, hayatimn her aninda oldugu gibi, bu donemde de Hz. Mer- 
yem'i rahmeti ve korumasiyla desteklemi§, Hz. Meryem'e hamilelik do- 
nemi boyunca psikolojik ve fiziksel acidan ihtiyaci olabilecek her tiirlii 
imkani yaratmi§tir. 






i tyaAtfa. 



■^ 



-K-i^^Ji 




Kugkusuz Hz. Meryem'in hamileliginin 
gerceklegtigi bu donemi issiz bir yerde gecir- 
mi§ olmasimn pek cok hikmeti vardir. Allah 
bu §ekilde Hz. Meryem'i, icerisinde bulundu- 
gu mucizevi durumu kavrayamayacak insan- 
larin rahatsiz edici tavirlanndan uzak tut- 
mu§tur. Onun bu donemi en rahat ve en hu- 
zurlu gekilde gecirmesini saglami§, sonrasm- 



St j .. /. r y , >**:>*■ 



w. 



da ise onun bu durumunu insanlara bir ba§ka mucizevi olayla aciklaya- 
rak, Hz. Meryem'in kendisine yoneltilecek turn iftiralardan en giizel §e- 
kilde temize cikmasim saglami§tir. 



^ 



(Kg. fflemem'e vMom ytuHunu 

Allah, hamileligi sirasinda Hz Meryem'i her a^idan en giizel §ekil- 
de desteklemi§tir. (Jok iyi bakim gerektiren ve hayati riskier iceren bir 
olay olan dogum esnasinda, tibbi malzemeleri, tecriibeli bir yardimcisi 
olmayan bir ki§inin, yalniz ba§ina bu i§in iistesinden gelebilmesi cok 
zordur. Buna ragmen bu konuda hicbir tecriibesi olmayan Hz. Meryem, 
Allah'a olan baghhgi ve giiveni ile bu zor i§i tek bagina ba§arabilmi§tir. 
§iddetli dogum sancilan igerisinde bir hurma dahna dogru ilerledigi si- 
rada Allah vahiy ile ona yardimini iletmi§tir. Allah ona hiizne kapilma- 
masini, alt yaninda onun icin bir su arki kildigini bildirmi§tir. Allah, he- 
niiz olusjnus. taze hurmalarin dokiilmesi icin, hurma dahni kendine 
dogru sallamasim, yiyip icmesini ve gozuniin aydin olmasim buyur- 




ifktfr* 



' V 



V 






1 It 



JrY^ >■&-::• 



& 



-""' 



mugtur. Goriildugu gibi Allah, ihtiyac duydugu her konuda yapmasi ge- 
reken hergeyi bildirerek Hz. Meryem'e yardim etmi§ ve bu zor §artlar al- 
tinda dogumunu en iyi §ekilde gercekle§tirmesini saglami§tir. Allah Ku- 
ran'da Hz. Meryem'in bu durumunu bize §6yle bildirmektedir: 

Derken dogum sancisi onu bir huima dalina siiriikledi. Dedi ki: "Ke§- 
ke bundan once olseydim de, hafizalardan silinip unutuluverseydim." 
Altindan (bir ses) ona seslendi: "Hiizne kapilma, Rabbin senin alt 

Giovanni Bellini'nin Frari 

Kilisesi'nde sergilenen ve 

basyapitlarmdan biri olarak kabul 

dilen 1481 yihna ait Hz. Meryem'i 

tasvir eden tablosu. 







w 



-35^^ 



7/ ■ : 



% 



(yan)inda bir ark kilmigtir." Hutma dahni kendine dogru salla, ii 
heniiz olugmuf-taze hurma dokiiluversin." Artik, ye, i^, goziin aydin ol- 
sun. Eger herhangi bir beger gorecek olursan, de ki: "Ben Rahman (olan 
Allah)a oruq adadim, bugiin hiq kimseyle konugmayacagim." (Meryem 
Suresi, 23-26) 

Allah'in Hz. Meryem iizerindeki rahmeti ve korumasi, hayatimn 
her safhasinda oldugu gibi, bu olayda da acikca goriilmektedir. Bunun 
yarn sira Allah'in, Hz. Meryem'e 'hiizne kapilmamasim', 'hurma yemesi- 
ni' bildirmesinin ve onun yamba§inda 'bir su arki yaratmi§ olmasinin' 
pek cok hikmeti vardir. Tiim bu ayetler, dogumu kolayla§tiran pek cok 
igaret icermektedir. Nitekim Allah'in Hz. Meryem'in dogumunu kolay- 
la§tirmak icin sundugu bu nimetlerin, ozellikle hamile ve dogum yapan 
kadinlar icin onemi ve faydalan, bugiin bilimsel olarak da bilinmektedir. 
Bunlardan bazilanni §6yle siralayabiliriz: 

)i e (nugtie- JCamumama&im> SlL 
Onceki satirlarda deginildigi gibi Hz. Meryem hamileligi sirasinda 
ailesinden ve ya§adigi toplumdan aynlarak dogu tarafinda issiz bir bol- 
geye yerle§mi§ ve dogum gercekle§ene kadar da burada kalmigtir. Hz. 
Meryem, bu §ekilde hamilelik donemini Allah'in yarattigi bu mucizeyi 
anlayamayabilecek insanlann yanh§ tavirlanndan uzaklagarak psikolo- 
jik acidan rahat bir ortamda gecirmi§tir. 

Allah, bu donemde de Hz. Meryem'i desteklemi§, yardimi ve rah- 
metiyle miijdelemi§ ve ona 'hiizne kapilmamasim' bildirmi§tir. Ku§ku- 
suz Hz. Meryem'in issiz bir yere cekilmesinde oldugu gibi, Allah'in bu 
emrinin de pek cok hikmeti vardir. Hiizne kapilmamak her§eyden once 
mumin ahlakimn bir geregidir. Iman sahibi bir insan nasil bir zorluk ice- 
risinde olursa olsun Allah'a giivenmeli ve O'nun kendisine kesin olarak 
yardim edecegini bilmenin rahathgini yagamahdir. 



i tyaAtfa. 



fc5 



•.*^J 




. V * L J< t J&±UJ±1£ > ifi 



'.>- 



u. 



m 



■ 



Bu, turn miiminlerin gostermesi gereken bir ahlaktir ancak bunun 
yam sira gunumiizde modern tibbin elde ettigi bilgilere bakildiginda, 
hamile olan ya da dogum yapmakta olan bir kadinin hiizne kapilmama- 
sinin, stresten uzak bir ruh hali icerisinde olmasinin son derece onemli 
oldugu goriilmektedir. 

Allah Kuran'da, Hz. Meryem'e yiyip icmesini ve 'artik goziiniin 
aydin olmasini' haber vermistir. Ayrica, ayetlerde hiizne kapilmaktan 
sakinip kendisine miijdeledigi nimetin sevincini yasamasim da bildir- 
mistir. 



c/UuJt'ui Ji . 

Allah, Hz. Meryem'e hurma dahni sallayarak, 'heniiz ol- 
gunla§mi§ taze hurmalardan yemesini' bildirmistir. Hur- 
ma, gunumiizde hem gida hem de bir ilac oldugu diisiinii- 
len bir besindir. Gunumiizde elde edilen bilgiler, hurmamn 
insan viicudunun saghkh ve zinde kalabilmesi icin ha- 
yati onem tasiyan 10'dan fazla element icerdigini 
ortaya koymaktadir. 

Hurmada insan viicuduna bol miktar- 
da hareket ve isi enerjisi kazandiran, oziim- 
lemesi kolay olan seker bulunmaktadir 
Ustelik bu seker kan sekerini hizla yiik- 
selten glikoz degil, meyve se] 
(fruktoz)dir. Hurma hem enerji 
verir hem de kaslarin ve sinir- 
lerin gelismesini saglar. 
Kalori degerinin gok 
yiiksek olmasi sebe- 
biyle hastahktan 
giicsiiz diismiis ya 

\ 



% 



-te 




sekeri 
nerji 

/ 



da yorgun olan kimselere cok fayda verir. 
Hurmanin 100 graminda, 1.5 gram prote- 
in, 50 gram karbonhidrat bulunmaktadir. 
Kalori degeri ise 225 kcal.'dir. Taze hur- 
malarda %60-65 oramnda §eker ve %2 
oramnda da protein vardir. 

Yine modern tibbin bulgularma go- 
re, hurma ozellikle de dogum yapan ka- 
dinlar icin de son derece faydali goriil- 
mektedir. Doktorlar, hamile kadinlara 
dogum yaptiklan gun meyve §ekerli yi- 
yecek verilmesi gerektigini belirtmekte- 
dirler. Bunun amaci, annenin zayif dii§en 
viicuduna enerji ve canlilik kazandirmak, 
aym zamanda da yeni dogan bebege ge- 
rekli olan siitii olu§turabilmesi icin, siit 
hormonlarmi harekete gecirmek, anne 
sutiinii cogaltmaktir. 

Bu bilgiler, Allah'in Hz. Meryem'e, 
hem kendisine enerji ve canlilik verecek 
hem de bebegin tek gidasi olan siitiin 
meydana gelmesini saglayacak 'hur- 
ma'dan yemesini bildirmesindeki 
bazi hikmetleri ortaya koy 
maktadir. Burada iizerin- 
de du§uniilmesi gere- 
ken hikmetlerden bir 
digeri ise, Allah'in Hz. 
Meryem'e hurma ile 





A 



<-' 



'. 


\l'" 


&• 


'■ V-j^'g£--.- " Vii ; ^-aa " 






■ 


*«* 


is 



^K* ,j * 



Nimet olarak size ulasan ne 



birzarar dokundugunda (yine) 

ancak O'na yalvarmaktasiniz. 

(Nahl Suresi, 53) 






birlikte bir su arki kilmasi ve ona yiyip icmesini bildirmis. olmasidir. Gii- 
numiizde bilim adamlan, bir insanin ihtiyac, duyabilecegi turn element- 
leri icerdigi igin, hurmamn onemli bir besin kaynagi oldugunu belirt- 
mektedirler. 2 

Bu konuda taninmis. uzmanlardan biri olan V. H. W. Dowson ise, bir 
hurma ve bir bardak siitiin bir insanin giinliik besin ihtiyacini kar§ilama- 
ya yetecegini soylemektedir. 3 

Hurma icerik olarak cok ce§itli vitamin ve minerallere sahiptir. Lif, 
yag ve proteinler acisindan da cok zengindir. Hurmada sodyum, potas- 
yum, kalsiyum, magnezyum, fiber, demir, kiikiirt, fosfor ve klor da bu- 
lunmaktadir. Hurma aynca A vitamini, betakaroten, Bl, B2, B3 ve B6 vi- 
taminlerini de icerir. Hurmada bulunan vitamin ve minerallerin hamile- 
likteki faydalanndan bazilanni §6yle siralayabiliriz: 

Hurmamn besleyici oranimn giicii, icerdigi uygun mineral denge- 
sinden kaynaklanmaktadir. Hamilelikte meydana gelen uzun siireli bu- 
lanti ve fiziksel tepkimeler nedeniyle potasyum eksikligi aciga cikar ve 
bu durumda da potasyum takviyesi yapilmasi gerekir. Hurmada bol 
miktarda bulunan potasyum bu acidan biiyiik onem ta§idigi gibi, viicut- 
taki su dengesinin korunmasinda da son derece etkilidir. 

Icerdigi demir, kirmizi kan hiicrelerinde bulunan hemoglobin sen- 
tezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansizhgin engellemesini ve be- 
begin geli§imi icin hayati onem ta§iyan kandaki RBC dengesinin uygun 
hale gelmesini saglar. (Jok fazla demir icermesi sebebiyle, bir insan gun- 
de 15 tane hurma yiyerek viicudunun demir ihtiyacini kar§ilayabilir ve 
demir eksikliginden kaynaklanan rahatsizhklardan kurtulmu§ olur. 

Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet olugumu ve vii- 
cudun kemik yapisimn dengelenmesi icin qok onemli elementlerdir. 
Hurma icerdigi bol fosfor, kalsiyum, demir ve gida maddeleri ile kan- 
sizhga ve kemik zayifligina kar§i biinyeyi korur ve bu hastahklann azal- 
tilmasina yardim eder. 






f: 




m 



■ V 




Allah, Hz. Meryem'e hurma 
yemesini vahyederek, hur- 
mada bulunan faydali vita- 
min ve minerallere dikkat 
cekmi§ olabilir. 



Bilim adamlan hurmamn stres ve gerginligi giderici 
etkisine de dikkat cekmektedirler. Berkeley Universitesi uz- 
manlarimn yaptigi ara§tirmalar, sinirleri giiclendiren B6 vi- 
tamininin ve magnezyum mineralinin hurmada yiiksek 
miktarda bulundugunu ortaya koymu§tur. Sinir vitamini 
olarak adlandinlan B6 ile kaslarm cah§masinda onemli rol 
oynayan magnezyum hurmada bol miktarda mevcuttur. 
Hurma ayrica icerdigi magnezyum ile de, bobrekler icin 
son derece onemlidir. Bir insan giinde 2-3 tane hurma yiye- 
rek viicudunun magnezyum ihtiyacini kar§ilayabilir. 4 

Bunlann yam sira, hurmada hamilelikte kadinlarm al- 
masi gereken bir B vitamini olan folik asit de bulunmakta- 
dir. Folik asit (B9), viicutta yeni kan hiicresi yapiminda, 
aminoasit yapiminda ve hiicrelerin yenilenmesinde onemli 
gorevler iistlenen bir vitamindir. Bu yiizden hamilelikte fo- 
lik asit ihtiyaci belirgin gekilde artar ve giinliik ihtiyac iki 
katina cikar. Folik asit seviyesi yetersiz oldugunda yapisal 
olarak normalden biiyiik, ancak iglevleri dii§iik alyuvar 
hiicreleri meydana gelir ve kansizlik belirtileri ortaya cikar. 

Ozellikle hiicre boliinmesinde ve hiicrenin genetik ya- 
pisinin olugmasinda onemli rol oynayan folik asit, hamile- 
lik sirasmda gereksinimi iki katina cikan tek maddedir. 
Hurma da, folik asit acisindan cok zengin bir besin turudiir. 

Hamilelikte A vitaminine olan ihtiyac ise, giinliik ola- 
rak 800/ug'e kadar yukselmektedir. Hurma da, A vitaminin 
onciisii olan betakaroten acisindan son derece zengindir. 5 

Ayrica diger meyveler genellikle protein acisindan ye- 
tersizdir, ancak hurma proteinleri de icermektedir. 6 



% 



':•■ 



■\i ; 



0*tt.e& ")Wii&tii*Kaet' "PCadut; ^f. ")H<&Ufe*H. 



f 






;Ey insanlar, Allah in uzennizdeki 
nimetini anin. Gokten ve yerden 



ba?ka ilah yoktur. Oyleyse nasil >7 
olur da <jevriliyorsunuz? 
^ J iFatirSuresi,3) 



\>>:, i itf v'-Mar *>*?(: 



:;,, 



^LiS^fc 






Yine hurmada bulunan oksitosin maddesi de, modern tipta dogu- 
mu kolaylagtinci bir ilac olarak kullanilmaktadir. Oksitosin, dogumu ko- 
layla§tinci etkisi nedeniyle pek cok kaynakta "rapid birth" yani "hizli do- 
gum" sozleriyle tammlanmaktadir. Dogum sonrasinda ise anne sutunii 
artinci etkisiyle bilinmektedir. 7 

Hurma ile ilgili turn bu bilgiler, Allah'in sonsuz ilmini ve Hz. Mer- 
yem iizerindeki rahmetini ortaya koymaktadir. Hz. Meryem, Allah'in il- 
hamiyla yedigi hurma sayesinde, belki de o sirada ihtiyac duydugu her 
turlii besini kar§ilama imkani bulmu§, dogumunu kolaylagtiracak bir 
imkan elde etmi§tir (ku§kusuz en dogrusunu Allah bilir). 

Peygamber Efendimiz de "I^inde hurma bulunan evin halki aq 
kalmaz" hadis-i §erifiyle, modern tibbin ancak giinumuzde tespit ede- 



9 



fliM© Sensed flMJ 




^^* 




bildigi hurmanin faydalarma dikkat gekerek, hikmetli bir tavsiyede bu- 
lunmu§tur. 8 

<env'uv 

Allah, Hz. Meryem'e, onun hemen alt yaninda bir su arki kildigi- 
ni, artik yiyip i^mesini ve goziiniin aydin olmasini' bildirmi§tir. 

Suyun da ayni hurma gibi, kas hareketlerini diizenleyerek dogum 
sancisini hafifletici ozellikleri bulunmaktadir. Oncelikle suyun sadece 
goriilmesi veya sesinin i§itilmesi bile otonom olarak kaslarm hareketini 



fW 




.'■ 1 • * 





Ml teffiQife© SeDseibib, 







rH 



; "y^f. "WtevcfetH- 



< r 



W 




diizenlemektedir. Nitekim modern dogum klinikleri dogum i§lemini ha- 
vuz icerisinde gercekle§tirerek bu durumdan faydalanmaktadirlar. 

Bunun yam sira bilindigi gibi su, ya§amin devami ve saghgin koru- 
nabilmesi icin mutlaka gerekli olan hayati bir maddedir. Insan viicu- 
dunda gereklegen hemen hemen her fonksiyonda; vucut sicakligimn 
ayarlanmasi, besin maddelerinin ve oksijenin ta§rnmasi, atik maddelerin 
hiicrelerden uzakla§tinlmasi, eklemlerin diizgiin i§lev gormesinin sag- 
lanmasi, cildin nem ve elastikiyetinin saglanmasi, sindirimin kolaylagti- 
rilmasi, organ ve dokulann korunmasimn saglanmasinda su biiyiik 
onem tagimaktadir. Gunumiizde suyun tedavi amacli kullanimi giderek 
yayginla§maktadir. Suya dokunmak, su ile temas halinde olmak bagi§ik- 
lik sistemini uyarmakta, stres kar§iti hormonlann iiretimini hizlandir- 
makta, kan dola§imini ve metabolizmayi canlandirmakta, agnlari hafif- 
letmektedir. 9 

Hamilelikte ise, suyun cok fazla acidan onemi vardir. Hamilelik si- 
rasinda, hem artan kan miktari hem de geli§mekte olan bebek nedeniy- 
le, siit veren kadinlarda ise siit uretimi nedeniyle suya ozellikle ihtiyac 
vardir. Anne siitunun %87'sinin sudan olu§tugu goz oniinde bulunduru- 
lacak olunursa, suyun dogum sonrasinda da oldukca onemli oldugu an- 
la§ilmaktadir. 



Ki 



a 



l 'tyaAcfO, 



-; ^ 



■^Mt 



Allah soyle diyecek: "Ey 
Meryem oglu isa, sana ve 
annene otan nimeiimi hatirla. 




/ 1 



. 



>-• 



- 



-:?u 






Bunlarin yam sira, hem annenin hem de bebegin kamndaki elekt- 

\fjf rolit dengesinin saglanabilmesi icin de suya ihtiyac vardir. Hamilelikte 

salgilanan hormonlar viicudun sivilan kullamm §eklini degi§tirir. Ha- 
l ■' 

mileligin sonlanna dogru annenin kaninin hacmi yaklagik 1,5 katina ci- 

kar. Hamilelik doneminde kadinin solunum yolu ile kaybettigi su mik- 

tan da hamilelik oncesine gore cok daha fazlala§ir. Bebegin icinde bu- 

lundugu amniyon sivisi her uc saatte bir kendini yenilemektedir. Yeter- 

i ' y siz su ahmina bagh dehidrasyon durumunda amniyon sivisimn mikta- 

Jly n da azalabilmektedir. 

Hamilelikte dehidrasyonun bir bagka olumsuz etkisi de erken do- 
gum agnlaridir. Dehidrasyon durumunda salgilanan bazi hormonlar 

i ht dogum kasilmalarim baglatan hormonu taklit ederek erken dogum kasil- 

i^/ malarma neden olabilirler. Erken dogum tehdidine kar§i uygulanan te- 

davi iglemi, damar yolunun acilarak sivi verilmesidir. Bu ise sivi ahmi- 

*f\£ nin onemini belirtmek acisindan dikkat cekicidir. (Jogu zaman hafif ka- 

^ y r silmalar sadece sivi verilmesi ile kaybolur gider. 

Su aynca viicudun ta§ima sistemidir. Besin maddelerini ve oksijeni 
kan yolu ile bebege ta§iyan da yine sudur. Su aym zamanda hamilelikte 

i ' /' sik goriilen ve erken dogum ya da dugiiklere neden olabilen bazi enfek- 

siyonlann onlenmesinde de aktif rol ahr. Yeteri kadar su icildiginde, en- 

s3f feksiyon riski azahr. 10 

Doktorlar hamile kadinlarm, su ihtiyaclarimn hamile olmadiklan 

■ . .. doneme oranla en az %50 miktannda artig gosterdigini, bu nedenle de 

'{/ yeterli su icilmemesi durumunda viicudun harcadigi sivilardan tasarruf 

yoluna giderek ce§itli rahatsizhklara yol agacagini belirtmektedirler. 11 
Bilimin ortaya koydugu turn bu gercekler Allah'in Hz. Meryem icin 

\S s, bir su arki kilmasimn ve yiyip icmesini bildirmesinin ne kadar hikmetli 

oldugunu bir kez daha gozler oniine sermekte ve Allah'in sonsuz ilmi- 
nin delillerini olu§turmaktadir. 



S.1 






i tyaAtfa. 



■ *3G 1 i^4 



?5 
■h 



m 


-'■,- 




3; 

lm 


> 





.«n%denler ve.sallh amellerde 
J^bulunarilW^jda, Rableri^onlan 
imanlan dolayisiyla altmdan 
frmaklar akan, nimetlerle 
donafilmi? cennettere yoneltip 



3i 



r 



S8, 



sir 




■' ' '?'. ■ 


_^ 














US 


JCetumine' D&am <yoMama&i 
Allah, dogum sancisi icerisinde bir 


w 








• 




^<J 






hurma dalina ilerledigi sirada Hz. Mer- 


i 






yem'e hurma dahni kendisine dogru 
sallamasim' (Meryem Suresi, 25) bildir- 
mi§tir. 


•r. 


I 






1 "' 


Gunumiizde doktorlar dogum si- 



w 



k& 



i 









I l 



rasinda insanin bir §eyi tutup kendisine 
dogru cekmesinin kaslar iizerinde fay- 
dali etkileri olabilecegini ifade etmekte- 
dirler. Bu amacla dogum sirasinda ka- 
dinlara, sanciyi giderebilmek ya da co- 
cugun rahathkla dogabilmesini sagla- 
mak icin ce§itli hareketler yaptinrlar. Bu 
hareketlerin viicutta olu§an baski hissi- 
nin ve dogum sirasinda ortaya cikabile- 
cek sorunlann azalmasim ve dogumun 
daha kisa siirmesini saglayacagi dii§u- 
niilmektedir. 12 

Doktorlar, dogumun, ilk sancila- 
rindan hemen sonra gercekle§en ikinci 
evresinde, kadinin ba§inm hafif yukan- 
da olmasinin yercekimi giiciinden de 
faydalanmak acisindan oldukca onemli 
oldugunu belirtmektedirler. Bunun yam 
sira hastanelerde bulunan dogum ma- 
salanna, kadinlann rahat dogum yapa- 



f ■■-.A, 






^:i 



PA 



.■<•> 



"■■^52 



bilmeleri amaciyla giic almalanni saglayan tutacak saplar ya da ayak pe- 
dallari yerlestirilmektedir. 

Bazi hekimler ise bu evrede hastanin dogum masasinda yatmasi ye- 
rine comelmesini veya ozel sandalyelere oturmasini tercih ederler. Gii- 
numiizdeki teknolojik gelismelerden kisa bir sure oncesine kadar ise, co- 
gu saghk merkezinde bu amacla kullanilan bir baska yontem de, anne- 
nin tavandan sarkitilan bir ipe asilarak kendisini yukan dogru cekmeye 
cahsmasidir. Butiin bu tekniklerin teorik olarak dogru ve mantikli oldu- 
gu bilinmektedir. 13 

Gunumiizde yapilan turn bu tibbi uygulamalar, Allah'in Hz. Mer- 
yem'e hurma dalini kendisine dogru cekip sallamasini ilham etmesinin 
bu yonde de hikmetleri olabilecegini ortaya koymaktadir (en dogrusu- 
nu Allah bilir). 

<ng. Mement'm Jig. La lie St 
^&mmm&- yen D&nme&i 

Hz. Meryem ailesinden uzaklasip gekildigi issiz bolgeden Hz. Isa 
ile birlikte geri dondugiinde, kavmindeki insanlar bu durumun Allah'in 
yarattigi bir mucize oldugunu kavrayamamis ve Hz. Meryem'e yonelik 
birtakim cirkin iftiralarda bulunmuslardir. Hem Imran ailesinin, hem de 
Hz. Meryem'in Allah'tan korkan dindar kimseler olduklanni, giizel ah- 
laklanni ve iffetlerine olan duskiinluklerini bildikleri halde, ona bir- 
takim iftiralar atmislardir. Allah Kuran'da kavminin Hz. Meryem'e yo- 
nelik bu iftiralanni soyle bildirmistir: 

Boylece onu tasiyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen ger- 
qekten §a§irtici bir gey yaphn. Ey Harun'un kiz kardegi, senin baban ko- 
tii bir kigi degildi ve annen de azgin, utanmaz (bir kadin) degildi." (Mer- 
yem Suresi, 27-28) 



6*tte& "^Ciliiiluuut "fcactcit; ^f. ")H<&Ufe*H. 



m 



',•";".- " 



%\ 






Kugkusuz bu durum Hz. Meryem icin Allah'tan gelen bir deneme- 
dir. Iffetini koruyan, Allah'tan korkup sakinan bir kimse olmasina rag- 
men, kavminin bu yondeki iftiralarma maruz kalmi§tir. Bu kimseler as- 
linda onun iistiin ahlakina ve §erefli ya§antisina cok yakindan §ahit ol- 
duklari halde, yine de bu durumu gormezlikten gelmi§lerdir. Hz. Mer- 
yem ise, iistiin ahlakiyla yine Allah'a siginmis. ve onlann bu iftiralarma 
kar§i Allah'in en giizel kar§iligi verecegini bilerek tevekkiil etmigtir. 



\U 



3 



Gentile da Fabriano'nun Gotik stilinde 
yapmis oldugu Hz. Meryem'i tasvir 
eden tablosu. Tablo, Strazzi ailesi 
fc tarafindan Santa Trinata Kilisesi i?in \ 
yaptinlmistir. 



Wf;. 




- r z 






*<jiiji?£jj 



(Hg. fM&yem'm ^AMmtyma 6We» JulmaAi 

Hz. Meryem, bagina gelen her olayda Allah'a yonelip donmiig, yar- 
dimi, destegi yalmzca Allah'tan beklemi§ ve her defasinda da Allah'in 
geni§ fazh ve rahmetiyle kar§ilik gormugtur. Kavminin kendisine yonelt- 
tigi iftiralarda da, yine Rabbimiz'in kendisini onlarin turn iftiralanndan 
en giizel §ekilde temize gikaracagini bilmenin guvenini ya§ami§tir. Nite- 
kim Allah Hz. Meryem'e "... Eger herhangi bir be§er gorecek olursan, 
de ki: "Ben Rahman (olan Allah)a oru^ adadim, bugiin hi^ kimseyle 
konu§mayacagim." (Meryem Suresi, 26) §eklinde bildirerek, kavminin 
kar§isina cikhginda onlara Allah'a konu§ma orucu adadigini' soyleme- 
sini vahyetmiijtir. 



Rableri onlara Katindan bir 
rahmeti, bir ho§nutlugu ve onlar 
igin, kendisine surekli bir nlmet 
cennetleri mujdeler, 

v .evbe Suresi, 21} 



\SLZJi 



^ 4 



turarak Hz. Meryem'e cok biiyiik bir yardimda bulunmustur. Allah, kav- 
minin Hz. Meryem'den bekledigi aciklamayi, Hz. Isa'ya soyletmis, hem 
onu atilan iftiralardan temize cikarmis, hem de bir mucize ile Hz. Isa'nin 
elciligini Israilogullan'na mujdelemistir: 

Bunun iizerine ona (qocuga) isaret etti. Dediler ki: "Heniiz besikte olan 
bir gocukla biz nasil konusabiliriz?" (Isa) Dedi ki: "§iiphesiz ben 
Allah'in kuluyum. (Allah) Bana Kitabi verdi ve beni peygamber kildi. 
Nerede olursam (olayim,) beni kutlu kildi ve hayat siirdugiim miiddet- 
qe, bana namazi ve zekati vasiyet (emr) etti. Anneme itaati de. Ve beni 
mutsuz bir zorba kilmadi. Selam iizerimedir; dogdugum giin, olecegim 
giin ve diri olarak yeniden-kaldirilacagim giin de. Ifte Meryem oglu Isa; 
hakkinda kuskuya diistiikleri "Hak Soz". 
(Meryem Suresi, 29-34) 

Allah'in Hz. Isa'ya be- 
ikte iken nutuk verip 
konusturmus olmasi, 
Hz. Meryem'e karsi 
cirkin iftiralarda bulu- 
nan kavminde biiyiik 
bir saskinhga neden 
olmustur. Bu olayla 
birlikte, Allah'in "Irzi- 
ni koruyan (Mer- 
yem); Biz ona Ken- 
di Ruhumuz'dan 
iifledik, onu ve qo- 
cugunu insanhga 



Cima de Conegliano'nun 
Venedik'teki Carmini Kilise- 
si'nde sergilenen 1509-10 
tarihli tablosu. 








, 



bir ayet kildik." (Enbiya Suresi, 91) ayetiyle bildirdigi gibi, her ikisinin 
de Allah'in insanlar iizerine iistiin kildigi kimseler oldugu anla§ilmakta- 
dir. Hz. Meryem'in ne kadar iistiin ahlaka sahip bir insan oldugu, onur- 
lu ve temiz kigiligi bu konu§mayla ortaya cikmis. ve inkarci kavmin tu- 
zaklan en giizel §ekilde bozulmugtur. 

Allah "Biz, Meryem'in oglunu ve annesini bir ayet kildik ve iki- 
sini bannmaya elveri§li ve akarsuyu olan bir tepede yerle§tirdik." 
(Miiminun Suresi, 50) ayetiyle, bu olaylann ardindan Hz. Meryem ve 
Hz. Isa'nin hayatlarmi yine Allah'in rahmeti altinda devam ettirdiklerini 
bildirmigtir. 



(/lium'm </(g. fflemem </Ueumtuie 



Israilogullan, Allah'in gostermis. oldugu bu mucizelerle Hz. Mer- 
yem'in ve Hz. Isa'nin Allah'in iistiin kildigi kimseler olduklanna acikca 
§ahit olmusjlardir. Allah, kendilerine gosterilen bu mucizevi olaya rag- 
men, hala Hz. Meryem'e iftirada bulunmayi siirdiiren kimseler icin bii- 
yiik bir azap oldugunu §6yle bildirmigtir: 

(Bir de) Inkara sapmalari ve Meryem'in aleyhinde biiyiik biihtanlar 
soylemeleri... nedeniyle de (onlara boyle bir ceza verdik)... (Nisa Su- 
resi, 156-157) 



<k s . tn& 



'MlmtAiiLL 



Hz. Meryem hayati boyunca gosterdigi iistiin ahlak ile turn Miislii- 
man kadinlar icin onemli bir ornek olmu§tur. Allah Hz. Meryem'e diin- 
yada onemli bir sorumluluk yiiklemis. ve bu §erefli gorev icin onu Ku- 
ran'in ifadesiyle 'giizel bir bitki gibi' yeti§tirmi§tir. 

Allah, onu Imran ailesi gibi seckin kilmi§, giiglii ve samimi iman sa- 
hibi kimselerin soyundan kilarak, onun bu iistiin ahlakh insanlar 



•/ 






i tyaAtfa. 



■ *3G 1 i^4 



V 



■v';1 

r 
' ■/■■■ 



... Rabbim, dogrusu bana 

indirdigin her hayra muhtacrm. 

(Kasas Suresi, 24) 



3n 

1 A 



$P^ 






■■-1 



3 



"■.;>.. M : : ■-. 






■^r 



I ■ 



V 



tarafindan yeti§tirilmesini saglami§tir. Bunun yarn sira 
Allah, Hz. Zekeriya'nin egitimiyle, Hz. Meryem'i iistiin ve 
seckin bir peygamberin ahlakiyla ahlaklandirmi§tir. 

Allah'in rahmeti sayesinde, dogdugu andan itibaren bu 
kutlu insanlann egitimiyle §ereflenen Hz. Meryem, giiclii bir 
iman ve iistiin bir ahlak seviyesine ula§mi§tir. Bu olgunluga 
eri§tikten sonra ise Allah mucizelerini gostererek, Hz. Mer- 
yem'in iizerindeki rahmetini, korumasim ve merhametini 
yakinen gormesini saglamigtir. Hz. Meryem'in ibadet eder- 
ken mihrapta siirekli olarak yiyecek bulmasi, Allah'm ona 
jian desteginin ve rahmetinin acik bir gostergesidir. Allah 
daha sonra Hz. Meryem'i Cebrail ile goriigtiirerek, ona olan 
bu rahmetini Cebrail'in sozleriyle de bildirmigtir. 

Hz. Meryem hayatimn her aninda Allah'a kargi gos- 

termis. oldugu giizel ahlakiyla, Allah'a olan icten bagh- 
hgmi ve sadakatini en giizel §ekilde ortaya koymu§- 
tur. Allah'in kendisini denedigi turn zorlu olaylardaki 

kararhhgi, tevekkiilii, kayitsiz gartsiz teslimiyetiyle de, 
Allah'a ne kadar goniilden ve samimiyetle bagh oldugu- 
nu en giizel §ekilde ifade etmi§tir. 

Hz. Meryem'in yagadigi tiim zorlu anlarda tek ba§ina 
olmasi, onun icin ba§h ba§ina onemli bir deneme konusu ol- 
mu§tur. Zira insanlar zorluk anlannda daima kendilerine 
yardim edecek, destek olacak yol gosterecek birilerine ihti- 
yac duyar ve olmadiginda da kimileri yalmzhklarmdan do- 
layi bir zayifhk ve iiziintii hissine kapihrlar. Hz. Meryem'de 
ise asla boyle bir durum soz konusu olmamigtir. O, herjeyi 
yalmzca Allah'tan beklemi§, yalmzca Allah'a giivenmigtir. 

Destegi, yardimi ancak Allah'tan istemi§ ve O'nun gos- 
terecegi yola uymanin, O'nun soziine itaat etmenin kendisi- 



V:, 



»> 



f, ^aAtfO, 



■ 



w ~M: 






'"V 



ne yetecegini bilmi§tir. En zor aninda bile iimitsizlige, karamsarhga ka- 
pilmami§, Allah'in turn ya§adiklarim mutlaka hayra doniigturecegini, 
zorluklann her birini en giizel §ekilde giderecegini bilerek Allah'a go- 
niilden teslim olmu§tur. Nitekim Allah, ya§adigi her zorlukla beraber, 
onun icin bir kolayhk kilmi§, onu daima yardimi ve rahmetiyle destek- 
lemis. ve kar§ila§tigi zorluklari cok biiyiik hayirlara ve giizelliklere do- 
nu§turmii§tur. 

Bunun yam sira kar§i kar§iya kaldigi olaylan nasil cozebilecegi ko- 
nusunda hicbir tecriibesinin olmamasi da Hz. Meryem icin onemli bir 
imtihan sebebi olmu§tur. Hamile kalmis. ve tek bagina bir cocuk diinya- 
ya getirmek durumunda kalmigtir. Bu konuda hicbir tecriibesi yoktur. 
Ancak hayatmin her safhasinda oldugu gibi, bu olayda da hicbir §ekilde 
bir yilginliga kapilmami§tir. Cok giiclii, iradeli ve kararh bir ki§ilik ser- 
gilemis. ve Allah'in yardimiyla tiim bunlann en giizel §ekilde iistesinden 
gelebilecegini bilmenin huzurunu ve giivenini ya§ami§tir. Nitekim bu 
konuda da Allah onu olabilecek en miikemmel nimetlerle desteklemi§, 
i§ini kolaylagtirmis. ve gosterdigi giiclii karakterden dolayi onu baganh 
kilmigtir. 

Hz. Meryem'in ahlakindaki ustunlugiin bir bagka gostergesi ise 
onun iistlendigi zor sorumlulugu yerine getirirken ya§adigi sikintilar 
kar§isinda giizel bir sabir gosterebilmis. olmasidir. Hz. Meryem cok 
onemli ve §erefli bir gorev iistlenmigtir. Ancak bu iistiin ve §erefli duru- 
mun, kavmi tarafindan geregi gibi anla§ilamamasi, inkar icerisinde olan 
halkimn kendisine haksiz bir bakis. acisiyla yakla§ip iftiralarda bulunma- 
si, Hz. Meryem icin onemli bir sabir ve deneme konusu olmugtur. Bu 
agamada da Allah'a olan giiveninde sabir ve kararhlik gostermigtir. Giic- 
lii, iradeli ve dirayetli kigiliginden hicbir §ekilde taviz vermemigtir. Her 
olayin Allah'in kontroliinde oldugunu ve Allah'in kendisini tiim bu ifti- 
ralardan en giizel §ekilde temize cikaracagini bilerek, bu olaylara ve in- 



V i, 1 . 



tfWe4 "Tftti&tiituaM "Kadtet.; ^ff. Tft&ufevu. 






:,: 




olur da cevriliyorsunuz? 
(Mumin Suresi, 62) 







^ 



•^ 

-,.:. ] 






Onlara bir musibet isa. 
etliginde, derler ki: "Biz Allah 1 
ait (kullar)iz ve §upheslz 
O'na donuculeriz. 
(Bakara Suresi, 156) 















^ps£i>*^ 



.^- , 



sanlann cahilce tavirlarma kar§i giizel bir sabir ile sabretmi§tir. 

Hz. Meryem'in bu olaylar sirasinda dikkat ceken bir ba§ka ozelligi 
ise, insanlann nzasindan tamamen siynlmis. olmasidir. Allah'a katiksiz 
bir iman ile teslim olmu§tur. Bu nedenle de insanlann yorumlarindan, 
kinamalanndan hicbir §ekilde etkilenmemigtir. Samimi imam ve ihlasin- 
dan dolayi onun icin asil onemli olan Allah'in nzasina uygun hareket 
edebilmis. olmaktir. 

Goruldiigu gibi Hz. Meryem her iginde daima katiksiz olarak 
Allah'a yonelmi§, imamndaki ve Allah'a olan teslimiyetindeki bu sami- 
miyet sonucunda da, her zaman icin Allah'in rahmetiyle kargihk gor- 
mugtiir. 

Unutulmamahdir ki, giizel ahlaki ba§kalarina da anlatmamn iki yo- 
lu vardir. Insan kimi zaman giizel ahlaki sozleriyle, kimi zaman da turn 
bunlan insanlar icin giizel bir ornek olugturarak davram§lariyla anlatir. 
Bu iki yol arasinda, en makbul ve ashnda en etkili olani, insamn tavirla- 
riyla yaptigi tebligdir. Cunkii bu en samimi olandir. Taklit edilmesi 
mumkiin degildir. Ancak imanin kalpte samimi olarak ya§anmasiyla, in- 
samn inandiklarim en samimi §ekilde hayata gecirip tavirlarma yansit- 
masiyla gercekle§ebilir. 

Hz. Meryem bu ustun ahlaki gosterebilmi§, imamyla, tavirla- 
nyla ve ahlakiyla tiim insanhk icin onemli bir ornek ve teblig 
vesilesi olmugtur. Onun insanlara olan bu samimi tebligi, 
Allah'in dilemesiyle en giizel gekilde kargihk gormekte, 
iman edenlerin imanda derinlegip, Hz. Meryem'in ornek 
ahlakim ya§amalan ve Hz. Meryem karakterini kazanmala- 
ri icin onemli bir vesile olmaktadir. 



t, tya/ufa 



S.I 







\ 




; ■■'': 




m m 





:; 



»=*"*&** 




': kV 



■ 



h v. 



. Isa diger turn peygamberler 
bi Allah'in insanlan dogru yola 
cagirmakla gorevlendirdigi, diin- 
yada ve ahirette seckin kildigi el- 
gilerindendir. Allah, Kuran'da Hz. 
Isa'nin dogumundan Allah'in Ka- 
tina yukselisine kadar her konu- 
da, diger insanlardan biiyiik fark- 
hhklar gosterdigine dikkat gekmistir. Herseyden once Hz. 
Isa, bilinen sebeplerin dismda bir yaratihsla dogmus ve ba- 
basiz olarak diinyaya gelmistir. Allah, Hz. Isa dogmadan on- 
ce, bircok ozelligini ve insanlar icin bir Mesih olarak gonde- 
rildigini melekleri araciligiyla annesi Hz. Meryem'e bildir- 
mistir. Hz. Isa'nin Kuran'da haber verilen bu seckin ozellik- 
lerinden biri "Allah'in bir kelimesi" olmasidir: 

... Meryem Qfilu Mesih Isa, ancak Allah'in el«;isi ve kelime- 
sidir. Onu ('OL' kelimesini) Meryem'e yoneltmistir ve 
O'ndan bir ruhtur... (Nisa Suresi, 171) 

Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, dogrusu Allah Kendin- 
den bir kelimeyi sana mujdelemektedir. Onun adi Meryem 
oglu Isa Mesih'tir. O, diinyada ve ahirette 'seqkin, onurlu, 
saygindir' ve (Allah'a) yakin kihnanlardandir. (Al-i Imran 
Suresi, 45) 




% 

?.'/' 



*M 



W 










'■£ 



%\ 




Kuran'da "Allah'in kelimesi" ifadesi yal- 

nizca Hz. Isa igin kullamlmistir. Allah, Hz. 

Isa heniiz diinyaya gelmeden onun ismini 

bildirmistir. Bu, Hz. Isa'nin diger insan- 

lardan daha farkli bir yaratihsla yaratil- 

digini gosteren ifadelerden biridir. 

Hz. Isa hakkinda dogrulugu ke- 
sin olan bilgiye ulasabilecegimiz kaynak, 
Allah'in kiyamete kadar koruyacagini vaat etti- 
Kuran-i Kerim'dir. Allah Kuran'da, Hz. 
Isa'nin olmedigini, goge yukseltildigini haber 
vermistir. Hz. Isa 'ahir zaman' adi verilen kiya- 
met oncesinde yasanacak olan donemde ikinci 
kez diinyaya gelecektir. Ayrica Peygambe- 
rimiz (sav) de Hz. Isa'nin yeryiizii- 
ne geri gelecegini pek qok ha- 
dis-i serifinde bildirmistir. Bu 
konuya iliskin bilgiler Ku- 
ran'da soyle yer almaktadir: 




'■>■ 



i'J 



Jig. %a &MuuLtemi4, c4uak ^uduuv ^ilhehLt^im 
Hz. Isa'yi tutuklayan Romahlar ve Yahudi din adamlan onu carmi- 
ha gerdiklerini ve boylelikle onu oldiirduklerini iddia etmi§lerdir. Nite- 
kim, turn Hiristiyan alemi de olayi bu §ekilde kabul etmekte, fakat Hz. 
Isa'nin oldiikten sonra dirilerek goge yiikseldigine inanmaktadir. Ancak 
Kuran'a baktigimizda olayin aslinin boyle olmadigini goriiruz: 

Ve: "Biz, Allah'in Resulii Meryem oglu Mesih Isa'yi gerqekten oldiir- 
diik" (katelna) demeleri nedeniyle de (onlara boyle bir ceza verdik.) Oy- 
sa onu oldiirmediler (ma katelehu) ve onu asmadilar (ma salebehu). 
Ama onlara (onun) benzeri gosterildi (subbihe). Gerqekten onun hak- 
kinda anlasmazhga diisenler, kesin bir siiphe iqindedirler. Onlarin bir 
zanna uymaktan baska buna iliskin hi^bir bilgileri yoktur. Onu kesin 
olarak oldiirmediler (ma katelehu). (Nisa Suresi, 157) 
Aym ayetin devaminda Hz. Isa'nin oldurulmedigi ve Allah Katina 
yukseltildigi §u §ekilde bildirilmektedir: 

Hayir; Allah onu Kendine yiikseltti (refea). Allah iistiin ve giiqliidiir, hii- 
kiim ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 158) 




Ayette gecen "ama onlara (onun) benzeri gosterildi" ifadesi Hz. 
Isa'nin olduriilmedigini ve Allah Katina yiikseltildigini ortaya koymak- 
tadir. Allah, bu iddiada bulunanlarm gercege dair bir bilgilerinin olma- 
digini da haber vermektedir. Allah insanlara Hz. Isa'nin bir benzerini 
gostermis. ve onu Kendi Katina yukseltmi§tir. 

JCutmn'iw. 'ei'lerin G-uimlen 

Kuran'da peygamberlerin olumlerinin aktanldigi kissalarda gecen 
kelimeler ile, Hz. Isa'nin olduriilme giri§iminin anlatildigi ayetlerde ge- 
cen kelimelerin incelenmesi, Hz. Isa'yla ilgili onemli bir gercegi ortaya 
cikarmaktadir. Kuran'da peygamberlerin olmesi veya olduriilmesiyle il- 
gili olarak kullamlan kelimeler "katele (oldiirmek), mate (olmek), haleke 
(helak olmak), salebe (asmak)" ya da birkac ozel kelime ile ifade edilmig- 
tir. Oysa Hz. Isa icin, Kuran'da cok acik bir ifadeyle, "Onu oldiirmediler 
(ma katelehu) ve asmadilar (ma salebuhu)" ifadesi kullamlarak hicbir 
oldurme §ekliyle oldiiriilmedigi vurgulanmaktadir. Insanlara Hz. Isa'nm 
bir benzerinin gosterildigi ve onun Allah Katina yiikseltildigi bildiril- 
mektedir. Al-i Imran Suresi'nde ise Hz. Isa'yi Allah'in vefat ettirecegi ve 
onu Kendi Katina yiikseltecegi bildirilmigtir: 



S 



Paolo Veronese'nin Venedik'teki Accademia Miize- 
si'nde sergilenen 1573 yihna ait "Feast in the House of 
Levi" (Levi'lerin Evindeki Ziyafet) adli yaghboya tablo- 
su. italyan Ronesans donemine ait bu tabloda Hz. isa 
ve havarilerinin temsili resimlerine yer verilmistir. 



^C 




a) 












p 



7/ w.'L 




Hani Allah, Isa'ya demigti ki: "Ey Isa, dog- 
rusu seni Ben vefat ettirecegim (miitevef- 
fiyke), seni Kendime yiikseltecegim (rafi- 
uke), seni inkar edenlerden temizleyecegim 
ve sana uyanlari kiyamete kadar inkara sa- 
panlann iistiine gecjirecegim..." (Al-i Imran 
Suresi, 55) 

Kuran'da gecen oliim anlami iceren keli- 
melerin Arapca kar§ihklannin incelenmesi, 
Hz. Isa'nm bildigimiz manada olmedigini 
acikca ortaya koyar. Al-i Imran Suresi'nde ge- 
cen "vefat ettirme" kelimesinin kullanim ge- 
killeri §6yledir: 

Vejiea-: Ve/a 

Maide Suresi'nin 117. ayetinde oliim ola- 
yi §u §ekilde anlatilmaktadir: 

"Ben onlara bana emrettiklerinin disinda 
hiqbir seyi soylemedim. (O da suydu:) 'Be- 
nim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan 
Allah'a kulluk edin.' Onlarin iqinde kaldi- 
gim siirece, ben onlarin iizerinde bir §ahi- 
dim. Beni vefat ettirdiginde (teveffeyteni), 
iizerlerindeki gozetleyici Sendin. Sen her- 
geyin iizerine sahid olansin." (Maide Sure- 
si, 117) 

Bu ayette gecen ve Turkce meallerde 61- 
diirme ya da vefat ettirme olarak cevrilen ke- 
lime (teveffeyteni) Arapcada "vefea" kokiin- 
den turemigtir ve bu kelime oliim manasina 



i tyaAtfa. 










i ?.Vf ? - "•■'""" * ' f ■" " r "•''■'' * 




w 



.'/ - : 



degil, "canin alinmasi" manasina gelmektedir. Nitekim Arapca tefsirler- 
de de oliim manasinda kullanilmaz. Islam alimi Kurtubi'nin tefsiri bu- 
nun orneklerinden biridir. Kurtubi tefsirinde soz konusu kelime icin "ne- 
fislerin ele alinmasi" tabiri kullanilmi§tir. Insanin caninin alinmasimn 
her zaman oliim anlamina gelmedigi yine Kuran'da bize bildirilmekte- 
dir. Ornegin "vefea" kelimesinin gectigi bir ayette insanin oliimiinden 
degil, uykuda caninin alinmasindan bahsedilmektedir: 

Sizi geceleyin vefat ettiren (yeteveffakum) ve giindiiziin "giiq yetirip et- 

kilemekte olduklannizi" bilen, sonra adi konulmug ecel doluncaya ka- 

dar onda sizi dirilten O'dur... (Enam Suresi, 60) 

Bu ayette "vefat ettirme" olarak tercume edilen kelime ile, Al-i Im- 
ran Suresi'nin 55. ayetinde kullamlan kelime aynidir, yani her iki ayette 
de "vefea" kelimesi gecmektedir. 

Allah Kuran ayetlerinde Hz. Isa'nin oldurulmedigini, asilmadigini, 
insanlara onun bir benzerinin gosterildigini, onu vefat ettirdigini (yani 
uykudaki gibi canini aldigini) ve Kendi Katina yiikselttigini bildirmi§tir. 
Hz. Isa icin "canini almak" anlamina gelen "vefea" fiili kullamhrken, di- 
ger peygamberler icin normal oliimii ifade eden "katele" ya da "mevt" gi- 
bi ifadeler kullamlmaktadir. Bu bilgiler dogrultusunda, Hz. Isa'nin uy- 
kudakine benzer bir duruma sokularak Allah Katina yukseltildigini, ola- 
yin bildigimiz oliim olmadigini, sadece bu boyuttan bir ayrihs. oldugu- 
nu soyleyebiliriz. (Dogrusunu en iyi Allah bilir.) 

(Hg. ha-'mn y&yu^une Demi^il 

Bu boliime kadar anlatilanlardan Hz. Isa'nin olmedigi ve Allah Ka- 
tina yiikseltildigi acikca anla§ilmaktadir. Kuran'da dikkat cekilen bir 
ba§ka konu ise Hz. Isa'nin yeryiiziine yeniden donecegidir. 

Kuran'in pek cok ayetinde Hz. Isa'nin ikinci kez yeryiiziine donece- 
gine iligkin kesin ifadeler bulunmaktadir. Bunlardan bazilanni §6yle si- 
ralayabiliriz: 



vitf 



'./ 



••..■ 



■:: 



'*'& 



1) Hani Allah, Isa'ya demisti ki: "Ey Isa, dogrusu seni Ben vefat etti- 
recegim ve seni Kendime yiikseltecegim, seni inkar edenlerden te- 
mizleyecegim ve sana uyanlari kiyamete kadar inkara sapanlarin iis- 
tiine geqirecegim . Sonra doniisiinuz yalnizca Bana'dir, hakkinda an- 
lasmazliga dustiigiinuz seyde aranizda Ben hiikmedecegim. (Al-i 
Imran Suresi, 55) 

Yukandaki ayette kiyamete kadar inkar edenlere iistiin ge- 
len ve Hz. Isa'ya gercekten tabi olan bir insan toplulugundan 
soz edilmektedir. Bu ifadeye gore 'Hz. Isa'ya tabi olan' ve 'ki- 
yamete kadar ya§ayacak' olan bir topluluk olmasi gerek- 
mektedir. §u anda ya§ayan Hiristiyanlara baktigimizda, Hi- 
ristiyanhgin oziiniin bozuldugunu, Hz. Isa'nin anlattigi hak 
dinden farkli bir din olu§tugunu goriiriiz. Hz. Isa'nin (ha§a) 
Allah'in oglu oldugu §eklindeki sapkin inane benimsenmi§ 
ve teslis inanci (iicleme; Baba, ogul, kutsal Ruh) kabul edil- 
mi§tir. Bu durumda, dinin aslindan iyice uzaklagmis. olan 
guniimiiz Hiristiyanlanni Hz. Isa'ya uyanlar olarak ka- 
bul edemeyiz; ciinkii Allah, Kuran'in bircok 
ayetinde "iicleme"ye inananlarin inkar iceri- 
sinde olduklanni bildirmi§tir: 
Andolsun, "Allah iiqiin iiqiincusudur" 
diyenler kiifre diismiisHir. Oysa tek 
bir Ilah'tan baska Ilah yoktur... 
(Maide Suresi, 73) 

Dolayisiyla Hz. Isa'ya tabi 

olan boyle bir topluluk 

kugkusuz ki onun 

tekrar yeryiiziine 

geligiyle ortaya 

cikacaktir. Ve bu 



gunumi 



/CU1LUC I 




.V 



75 •'-•■■■ 



kimseler kiyamete kadar inkar edenlere iistiin kihnacaklardir. 

2) Andolsun, Kitap Ehli'nden, olmeden once ona inanmayacak 
kimse yoktur . Kiyamet giinii, o da onlarin iizerine sahit olacaktir. 
(Nisa Suresi, 159) 
Yukandaki ayette yer alan "olmeden once ona inanmayacak 

kimse yoktur" ifadesinde gecen "o" zamiri Hz. Isa ic^in kullamlmig- 

tir. Bu ayetin oncesinde yer alan Nisa Suresi'nin 157. ve 158. ayet- 

leri bu zamirin Hz. Isa icin kullamldigini ortaya koymaktadir: 
Ve: "Biz, Allah'in Resulii Meryem oglu Mesih Isa'yi gercekten 
oldiirdiik" demeleri nedeniyle de (onlara boyle bir ceza ver- 
dik.) Oysa onu oldiirmediler ve onu asmadilar. Ama onlara 
(onun) benzeri gosterildi. Gercekten onun hakkinda anlaf- 
mazhga diif enler, kesin bir fiiphe iqindedirler. Onlarin bir 
zanna uymaktan baska buna ili§kin hiqbir bilgileri yok- 
tur. Onu kesin olarak oldiirmediler. (Nisa Suresi, 157) 
Hayir; Allah onu Kendine yiikseltti. Allah iistiin ve giiq- 
liidiir, hiikum ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 158) 
Bazi kimseler ayette gecen "oliimunden on- 
ce" ifadesinin, "Kitap Ehli'nin kendi oliim- 

lerinden once" inanmasi anlaminda ol- 

dugunu dugiinmektedirler. Bu yo- 

ruma gore, Kitap Ehli'nden olan 

her ki§i kendisine oliim gelmeden 

Hz. Isa'ya mutlaka iman edecek- 

tir. Oysa Arapca dilbilgisi, bu 

iddiamn dogru olmadigi- 

ni gostermektedir. 

Kuran'da Kitap 

Ehli ile ilgili tiim 

ayetlerde, cogullu- 



i* 



V 




:•■' --" 76 ^v--- 



gu ifade eden "hum" eki kullamlmi§tir. (Beyyine Suresi, 1 ve 6; Hadid Su- 
resi, 29; Ha§r Suresi 2 de oldugu gibi.) Bu ayette ise tekilligi ifade eden 
"h" eki kullanilmi§tir. Bu durumda, ayette haber verilen, Hz. isa'nin olii- 
munden -yani yeryiiziine ikinci kez gelip biyolojik olarak olumunden- 
once Kitap Ehli'nin kendisine inanacagidir. (En dogrusunu Allah bilir.) 

Aynca Hz. isa doneminde Kitap Ehli tammlamasina dahil olan Ya- 
hudiler ona iman etmemekle kalmamis. onu oldiirmek icin tuzak kur- 
musdardir. Hz. isa'dan sonra yagayip olen Yahudi ve Hiristiyanlarin ise 
Hz. Isa'ya -Kuran'da bildirildigi §ekilde- iman etmis. olduklanni iddia et- 
mek gercek digi bir yaklagim olacaktir. 

Bunun yam sira ayetin devaminda gecen 'kiyamet giinii, o da onla- 
nn iizerine gahit olacaktir' ifadesi de yine Hz. Isa'nin gelecegine i§aret et- 
mektedir. 

Sonuc olarak, ayetlerin bizlere gosterdigi gercek gudur: "Hz. Isa 61- 
meden once turn Ehli Kitap ona iman edecektir". 

Oncelikle, ayette gelecekten bahsedildigi aciktir, giinkii Hz. Isa'nin 
olmesi soz konusudur. Oysa Hz. Isa olmemis. sadece Allah Katina yiik- 
seltilmi§tir. Hz. Isa diinyaya yeniden gelecek ve her insan gibi ya§ayip 
olecektir. Ikinci olarak ise Hz. Isa'ya turn Ehli Kitabin iman etmesi soz 
konusudur. Bu da heniiz gerceklegmemis. ancak kesin olarak gercekle§e- 
cegi bildirilen bir olaydir. 

Dolayisiyla buradaki "oliimunden once" ifadesinin i§aret ettigi kigi 
Hz. Isa'dir. Kitap Ehli onu goriip bilecek, ilerleyen satirlarda detayh ola- 
rak anlatilacagi gibi, ya§adigi sirada ona Miisliiman olarak itaat edecek 
ve Hz. Isa da onlann durumlanyla ilgili ahirette §ahitlik edecektir. (Dog- 
rusunu en iyi Allah bilir.) 

3) Hz. isa'nin yeniden yeryiiziine donecegi ile ilgili bir baska ayet de 
Zuhruf Suresi'nin 61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren Hz. isa'dan 
bahsedilir: 



0*n.e& ")Wii&tii*KaM "PCadut; ^f. ")H<&Ufe*H. 



..» Allah*! sakm zulmedenteriri 

yapmakta olduklanndan 
habersiz sanma; onlari yalnizca 
gpzlerinjteh^etle belireeegi bir 
giineertelemektedir. 




», 









ML 






:'i-2 



'■^K 



... Biz Kitabisana, herseyin 

agiklayicisi, Muslumanlara bir 

hidayet, bir ti hitiet ve bir 

mujde olarak indirdik. 

(Nah I Sure si, 89) 







, 



Meryem oglu (Isa) bir ornek olarak verilince, senin kavmin hemen on- 
dan (keyifle soz edip) kahkahalarla giiliiyorlar. 

Dediler ki: "Bizim ilahlanmiz mi daha hayirh, yoksa o mu?" Onu yalniz- 
ca bir tarhsma-konusu olsun diye (ornek) verdiler. Hayir, onlar 'tarhs- 
maci ve diisman' bir kavimdir. O, yalnizca bir kuldur; kendisine nimet 
verdik ve onu Israilogullan'na bir ornek kildik. Eger Biz dilemif olsay- 
dik, elbette sizden melekler kilardik; yeryiiziinde (size) halef (yerinize 
gecenler) olurlardi. (Zuhruf Suresi, 57-60) 

Bu ayetlerin hemen arkasindan gelen 61. ayette Hz. Isa'nin kiyamet 
saati icin bir ilim oldugu belirtilmektedir: 
^.J-J Siiphesiz o, kiyamet-saati icin bir ilimdir. Oyleyse ondan yana hicbir 

1 ' JL kuskuya kapilmayin ve Bana uyun. Dosdogru yol budur. (Zuhruf Sure- 

ly - si, 61) 

, ' Bu ayet Hz. isa'nin ahir zamanda yeryiiziine donugiine agik bir i§a- 

■ , . ret icermektedir. CTunkii Hz. Isa, Kuran'in indirili§inden yakla§ik alti asir 

' / once yagami§tir. Dolayisiyla bu ilk hayatini "kiyamet saati icin bir bilgi" 

} yani bir kiyamet alameti olarak anlayamayiz. Ayetin i§aret ettigi anlam, 

Hz. Isa'nin, ahir zamanda, yani kiyametten onceki son zaman diliminde 
yeniden yeryiiziine donecegi ve bunun da bir kiyamet alameti olacagi- 
t"j f dir. (En dogrusunu Allah bilir.) 

4) Hz. isa'nin ikinci gelisine isaret eden baska ayetler de soyledir: 
Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, dogrusu Allah Kendinden bir keli- 
meyi sana miijdelemektedir. Onun adi Meryem oglu Isa Mesih'tir. O, 
diinyada ve ahirette 'seckin, onurlu, saygindir' ve (Allah'a) yakin kili- 
nanlardandir. Begikte de, yetiskinliginde de insanlarla konusacaktir. Ve 
O salihlerdendir. "Rabbim, bana bir beger dokunmamisken, nasil bir co- 
cugum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratir. Bir isin olmasi- 
S }<$ na karar verirse, yalnizca ona "Ol" der, o da hemen oluverir. Ona Kitabi, 

.", hikmeti, Tevrat'i ve incil'i ogretecek. (Al-i Imran Suresi, 45-48) 

Ayette, Allah'in Hz. isa'ya, Tevrat'i, incil'i ve bir de "Kitabi" ogrete- 



I 






i tyaAtfa. 



■ *3G 1 i^4 



Kiyamet saatinin bilgisi, 
sliphesiz Allah'm Katmdadir* 
Yagmuru yagdmr; rahimierde 
olani bilir. Hie kimse. yarin ne 
kazanacagim bilmez. Hig kimse 
de, hangi yerde olecegini 
bilmez. Hig sCiphesiz Allah 
bilendir, haberdardir.* 
(Lokman Suresi, 34) * 






1 - 



%x 




*^% 



cegi haber verilmektedir. Bu kitabin 
hangi kitap oldugu kugkusuz onemlidir. 
Aym ifade Maide Suresi'nin 110. ayetin- 
de de yer almaktadir: 

Allah foyle diyecek: "Ey Meryem oglu 
Isa, sana ve annene olan nimetimi ha- 
hrla. Ben seni Ruhu'l-Kudiis ile des- 
tekledim, besikte iken de, yetiskin 
iken de insanlarla konuguyordun. Sa- 
na Kitabi, hikmeti, Tevrat'i ve incil'i 
ogrettim..." (Maide Suresi, 110) 
Her iki ayette de gecen "kitap" ifa- 
desini inceledigimizde, bunun Kuran'a 
laret ettigini goriiriiz. Ayetlerde Tevrat 
ve incil'in ardindan gonderilen son hak 
kitabin Kuran oldugu bildirilmektedir. 
(Hz. Davud'a verilen Zebur da Eski 
Ahit'in icindedir) Bunun yaninda, yine 
Kuran'in bir ba§ka ayetinde, "kitap" keli- 
mesi, Incil ve Tevrat'in yaninda Kuran'i 
ifade etmek icin kullamlmi§tir: 

Allah... O'ndan baska Ilah yoktur. Di- 

ridir, kaimdir. O, sana Kitabi Hak ve 

kendinden oncekileri dogrulayici ola- 

rak indirdi. O, Tevrat ve Incil'i de in- 

dirmisti. (Al-i Imran Suresi, 2-3) 

Bu durumda, Hz. Isa'ya ogretilecek 

olan iiciincu "Kitab"in Kuran oldugunu 

ve bunun da ancak Hz. Isa'nin ahir za- 

manda diinyaya donu§iinde mumkiin 









J $f>'' 



V 



olabilecegini dusiinebiliriz. (Junku Hz. Isa Kuran'm indirilmesinden 
yaklasik 600 sene once yasamisti. Peygamberimiz (sav)'in hadislerine 
bakhgimizda Hz. Isa'nin diinyaya ikinci kez gelisinde Incil ile degil Ku- 
ran'la hiikmedecegini anliyoruz. (Detayli bilgi icin bkz Harun Yahya, Ki- 
yamet Alametleri) Bu da ayetteki manaya tarn olarak karsihk gelmektedir. 
(§iiphesiz en dogrusunu Allah bilir.) 

5) Tiim bunlarm yamnda "§iiphesiz, Allah Katinda Isa'nin durumu, 
Adem'in durumu gibidir..." (Al-i Imran Suresi, 59) ayeti de Hz. Isa'nin do- 
niisune isaret ediyor olabilir. Tefsir alimleri genellikle bu ayetin her iki pey- 
gamberin de babasiz olma ozelligine, Hz. Adem'in Allah'm "Ol" emriyle top- 
raktan yaratilmasi ile Hz. Isa'nin yine "Ol" emriyle babasiz dogmasma isaret 
ettigine dikkat cekmislerdir. Ancak ayetin bir ikinci isareti daha olabilir. Hz. 
Adem cennetten nasil yeryiiziine indirildiyse, Hz. Isa da ahir zamanda 
Allah'm Katmdan yeryiiziine indirilecek olabilir. (En dogrusunu Allah bilir.) 
Goruldiigii gibi Hz. Isa'nin yeryiiziine yeniden donecegine iliskin olarak 
Kuran'da gecen ayetler cok aciktir. Kuran'da diger peygamberler icin bunla- 




ra benzer ifadeler kullamlmarmstir. Ancak turn bu ifadeler, Hz. isa icin ku- 
lamlrmstir. Bunun anlami ise oldukca agiktir. 

6) Allah, Hz. Isa'nm olumiinu bir diger ayette soyle haber vermektedir: 
(Isa:) "Selam iizerimedir; dogdugum giin, olecegim gun ve diri olarak 
yeniden-kaldmlacagim giin de." (Meryem Suresi, 33) 

Bu ayet Al-i Imran Suresi'nin 55. ayetiyle birlikte incelendiginde 
cok onemli bir gercege isaret etmektedir. Al-i Imran Suresi'ndeki ayette 
Hz. isa'nin Allah Katina yiikseltildigi ifade edilmektedir. Bu ayette olme 
ya da oldurulme ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem Su- 
resi'nin 33. ayetinde Hz. Isa'nin olecegi giinden bahsedilmektedir. Bu 
ikinci olum ise ancak Hz. Isa'nin ikinci kez diinyaya gelisi ve bir sure ya- 
sadiktan sonra vefat etmesiyle miimkun olabilir. (En dogrusunu Allah 
bilir.) 

7) Hz. Isa'nin tekrar diinyaya gelecegi ile ilgili bir baska delil ise Maide 
Suresi'nin 110. ayetinde ve Al-i imran Suresi'nin 46. ayetinde gegen "kehlen" 
kelimesidir. 









(«l=i Imran Suresi, 189) 




Allah foyle diyecek: "Ey Meryem oglu Isa, sana ve annene olan nimeti- 
mi hahrla. Ben seni Ruhu'l-Kudiis ile destekledim, besikte iken de, ye- 
tiskin (kehlen) iken de insanlarla konusuyordun..." (Maide Suresi, 110) 
Begikte de, yetiskinliginde (kehlen) de insanlarla konusacaktir. Ve o sa- 
lihlerdendir. (Al-i Imran Suresi, 46) 

Bu kelime Kuran'da sadece yukandaki iki ayette ve sadece Hz. Isa 
icin kullamlmaktadir. Hz. Isa'nin yetiskin halini ifade etmek icin kullani- 
lan "kehlen" kelimesinin anlami "otuz ile elli yaslari arasinda, genclik 
devresini bitirip ihtiyarhga ayak basan, yasi kemale ermis kimse" seklin- 
dedir. Bu kelime Islam alimleri arasinda ittifakla "35 yas sonrasi doneme 
isaret ediyor" seklinde aciklanmaktadir. 

Hz. Isa'nin gene bir yas olan otuz yasinin baslannda goge yiikseldi- 
gini, yeryuziine indikten sonra kirk yil kalacagini ifade eden ve Ibni Ab- 
bas'tan rivayet edilen hadise dayanan Islam alimleri, Hz. Isa'nin yashlik 
doneminin, tekrar diinyaya gelisinden sonra olacagini, dolayisiyla bu 
ayetin, Hz. Isa'nin niizuliine dair bir delil oldugunu soylemektedirler. 14 
Islam alimlerinin bu yorumunun isabetli oldugu, soz konusu ayetlere 
bakildiginda kolayhkla anlasilmaktadir. 

Kuran ayetlerinde bu ifadenin, yalmzca Hz. Isa icin kul- 

lamldigini goriiriiz. Tiim peygamberler insanlarla konu- 

sup, onlari dine davet etmislerdir. Hepsi de yetiskin 

yaslannda teblig gorevini yerine getirmislerdir. An- 

cak Kuran'da diger peygamberler icin bu sekilde 

bir ifade kullamlmamaktadir. Bu ifade sadece 

Hz. Isa icin kullamlmistir ve mucizevi 

bir durumu ifade etmektedir. (Jiin- 

kii ayetlerde birbiri ardindan ge- 









len "begikte" ve "yetigkin iken" ke- 



dikkat cekmektedirler. 

Nitekim Imam Taberi, Taberi Tefsiri isimli 

eserinde bu ayetlerde gecen ifadeleri §u gekilde 

aciklamaktadir: 

Bu ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. isa'mn omriinii 
tamamlayip yaslihk doneminde insanlarla konusa- 
bilmesi iqin gokten inecegine i§aret etmektedir. Qiin- 
ku o, gene; ya§tayken goge kaldinlmish... 
Bu ayette (Al-i Imran Suresi, 46), Hz. isa'mn hayatta 
olduguna delil vardir ve ehl-i sunnet de bu gor 
(Jiinkii ayette, onun ya§landigi zamanda da insanlarla 
konusacagi ifade edilmektedir. Yaslanmasi da ancak, se- 
madan yeryiiztine inecegi zamanda olacaktir." 15 
"Kehlen" kelimesinin aciklamalan da, Kuran'da yer 

alan diger bilgiler gibi, Hz. isa'mn tekrar yeryiiztine geligine 

igaret etmektedir. (Dogrusunu en iyi Allah bilir.) 

Ttim bu anlatilanlar Hz. isa'mn ahir zaman adi verilen 

donemde yeryiiztine tekrar gelecegini ve insanlan hak din 

olan islam'a yoneltecegini ortaya koymaktadir. Ku§ku- 

suz bu, Allah'in iman edenlere btiytik bir mtijdesi, 

rahmeti ve nimetidir. iman edenlerin sorumlulu- 

gu ise, Hz. isa'yi en gtizel gekilde savunup 

desteklemek ve onun insanlan cagirdigi 

Kuran ahlakini en gtizel gekilde 

yagamaktir. 



1 JT 




i 



5 M 



: v 



nsanlara ya§amlan boyunca ihtiyac, du- 
yabilecekleri her konuda gerekli turn 
bilgileri Allah Kuran'da agiklami§tir. 
Diinya hayatimn gercek yuziinii, in- 
sanlann yaratih§ amaclanni, giizel bir 
hayat ya§ayabilmelerinin sirlanni, in- 
san fitratina en uygun olan ahlak anla- 
yigmi insanlara bildirmi§tir. Allah'in 
bildirdigi bu gerceklere iman edip, ha- 
yatlarmi bu dogrultuda yonlendiren insanlar diinyada ve 
ahirette gercek mutlulugu elde etmi§ olurlar. 

Cahiliye toplumlarinda ise insanlarm hayatlarim yon- 
lendiren, mutlak dogru oldugundan emin olabilecekleri bir 
giic yoktur. Tarn tersine pe§inden gittikleri kurallann biiyiik 
cogunlugunun, ne zaman, kim tarafindan ve hangi bilgilere 
dayanarak konuldugu dahi belirsizdir. Bu adi konulmayan, 
ama turn cahiliye insanlarmin yillar boyu topluca uyduklan 
kurallar, atalanndan kalan bir gelenek olarak ya§amr. Cahili- 
ye insanlarmin ya§ayi§ amaclan, idealleri, deger yargilan, ki- 
sacasi toplum diizeninin iizerine bina edildigi turn temeller 
hep bu anlayi§ ile olugturulur. Toplumdaki her bireyin, iceri- 
sinde bulundugu konuma, sahip oldugu sosyal statiiye, cin- 



W 



"■ 



■■ .■ 
r 



:r : 






: 







^fp 



siyetine, inanclarma ve ya§am tarzina gore onceden belirlenmis. bir yeri 
vardir. 

Kadinin toplumdaki yeri de, insanlarm biiyiik bolumunun etkisi al- 
tinda kaldigi bu sabit bakis. acilan ve deger yargilan dogrultusunda be- 
lirlenmi§tir. Kimi toplumlarda kadinin, bedenen erkekten daha giicsiiz 
olmasi nedeniyle, ruhen de onlardan daha zayif bir yapiya sahip olma- 
lari gerektigi §eklinde yanlis. bir inane hakimdir. Kadinin ki§iligi, ahlaki 
ozellikleri ve yeteneklerinin de, fiziksel yapisiyla orantili olarak daha si- 
nirh olduguna inanihr. Ornegin toplumda "erkek i§i" ya da "kadin igi" di- 
ye ayirt edilen konular vardir. Elbette ki fiziki giicleri ve yapilan baki- 
mindan kadinin yapabilecekleriyle erkegin yapabilecegi i§ler birbirin- 
den farkhdir. Ancak cahiliye toplumlanndaki bu ayrim, bunun di§inda, 
kadinin akil ve beceri yoniinden de daha giicsiiz goriilmesine dayah bir 
on yargidan kaynaklanmaktadir. 

Giiniimiizde kadinlar pek cok alandaki bilgi ve becerileriy- 
le bu on yargimn gecersizligini ortaya koymaktadirlar. Ancak 
yine de, toplumun bir kisminda kadinin belirli igleri yapama- 
yacagi ya da en azindan erkegin bu igleri daha akilci ve daha 
pratik bir §ekilde coziime kavu§turacagi §eklinde bir inane 
hakimdir. 

Yetenegin yam sira, kimi insanlarda ki§ilik konusun- 
da da kadinin erkege gore daha zayif bir yapiya sahip ol- 
duguna dair bir kanaat vardir. Ornegin erkegin soguk- 
kanhhkla kar§iladigi bir olay kar§isinda, kadinin panige 
kapihp kontroliinii kaybetmesi ya da erkegin irade kulla- 
narak kar§i koyabildigi bir zorluk kar§isinda, kadinin ira- 
desiz ve giicsiiz davranmasi cahiliye toplumlannda bazi 
kigiler tarafindan olagan bir tavir olarak kabul edilir. Ve 
bu kabul, cocukluk yillanndan itibaren, verilen egitim ile 







ir 



\ , 



^ ±X\ 



%•) 



<&' 



kiz cocuklarma da a§ilamr. Erkek cocuklarim olabildigince guglii bir ka- 
raktere sahip olacak §ekilde yetigtiren aileler, kiz cocuklarma da tarn tersi 
bir telkin verirler. Herhangi bir zorlukla kar§ila§tiklarmda erkek cocukla- 
rina 'erkekler aglamaz, erkek gibi davran, cesur ol' derken, 
cocuklan aksi bir tavir gosterdigi 
'kiz gibi korkaklik yapma', 'kiz £ 
yorsun', 'kiz gibi iirkek davrani- 
yorsun' gibi sozlerle 




#'■ 






anlatmaya cahsirlar. Ayni sekilde kiz cocuklarim yetistirirlerken de onla- 
ra siirekli olarak erkeklerden farkli olduklan, tavirlanni bu dogrultuda 
diizenlemeleri gerektigi yoniinde telkinler verirler. 

Cahiliye ahlakimn yasandigi toplum icerisindeki kadinin turn go- 
rev ve sorumluluklan bu bakis acisi dogrultusunda, sadece belirli konu- 
larla simrlandirilmistir. Guniimuz toplumlannin biiyiik bir kisminda ka- 
dinin pek cok alanda erkege gore daha geri planda olmasi hep bu sabit 
degerlendirmenin bir sonucudur. 

Kadinlara yonelik bu carpik bakis acisi, tarihin farkli donemlerinde 
de cesitli sekillerde ortaya cikmistir. Ozellikle gegmiste yasamis olan, ca- 
hiliye inanclarmi benimsemis toplumlarda bu dusunce son derece yan- 
hs uygulamalara yol acmistir. Allah Kuran'da bu toplumlarda, insanla- 
rin kiz cocuklarim degersiz gorerek dogar dogmaz, diri diri topraga 
gomdiiklerini bildirmektedir: 



L 



Kor olanla (basiretle) gore 
bir olmaz; iman edip salih 
amellerde bulunanlarlS 1 



^CfeSB^S^ffi 



alip-du?Linuyorsunuz. 

(Mumin Surest, 58) 







£? 



"Ve 'diri diri topraga gomiilen kizcagiza' soruldugu zaman: "Hangi suq- 

tan dolayi oldiiruldii?" (Tekvir Suresi, 8-9) 

Ba§ka ayetlerde ise Allah, "Onlardan birine kiz (^ocuk) miijdelen- 
digi zaman i<:i 6fkeyle-ta§arak yiizii simsiyah kesilir. Kendisine veri- 
len miijdenin kotiiliigiinden dolayi topluluktan gizlenir; onu a§agila- 
narak tutacak mi, yoksa topraga gomecek mi? Bak, verdikleri hiikiim 
ne kotiidiir?" (Nahl Suresi, 58-59) sozleriyle, kiz cocugu olacagini ogre- 
nen kimselerin yiizlerinin ofkeyle doldugunu, icerisinde bulunduklan 
bu durumdan dolayi cevrelerindeki insanlardan utanip gizlendiklerini 
bildirmektedir. Allah aynca bu kimselerin kiz cocuklarim "siis icinde ye- 
ti§tirilmi§ ve miicadeleye acik olmayan kimseler" olarak degerlendirdik- 
lerine de dikkat cekmektedir: 




JSLc'i ti^ 



^1 






k( r;-..- 



Sp 






1 



. 













&-?7 ^T>>. , Sfc< 



"<o 



"Oysa onlardan biri, O, Rahman (olan Allah) iqin verdigi ornek ile (kiz qo- 
cugunun dogumuyla) miijdelendigi zaman, yiizii simsiyah kesilmif ola- 
rak kahrindan yutkundukqa yutkunur. Onlar, siis iqinde buyiitiiliip de 
miicadelede aqik olmayan (kizlar)i mi (Allah'a yakigtinyorlar)?" (Zuhruf 
Suresi, 17-18) 

Allah, Islam ahlakindan habersiz olan bu toplumlara gonderdigi 
peygamberleri ve indirdigi hak kitaplan ile, kiz cocuklanna kar§i olan bu 
bakis. acisimn yanli§ligim bildirmi§tir. Peygamberlerin tebligi ve Islam ah- 
lakinin insanlar tarafindan ogrenilmesiyle birlikte, kiz cocuklarim bir 
utanc vesilesi olarak gorme dii§uncesi ve cahiliye toplumlannda var olan 
bu uygulama biiyiik olciide ortadan kalkmi§tir. 

Allah Kuran'in "Goklerin ve yerin miilkii Allah'indir. Diledigini 
yaratir. Diledigine di§iler armagan eder, diledigine de erkek armagan 
eder. Veya erkekler ve di§iler olarak ^ift (ikiz) verir. Diledigini kisir bi- 
rakir. Ger^ekten O, bilendir, gii<: yetirendir." (Sura Suresi, 49-50) ayetle- 
riyle, insanlara ula§an her turlii nimeti onlara verenin Allah oldugunu ha- 
tirlatmaktadir. Erkek cocugu gibi, kiz cocugu da Allah'in insanlara liituf 
olarak verdigi bir nimetidir. Insanin sorumlulugu ise, Allah'in nimetine 
kar§i nankorliik etmeden en giizel gekilde §ukredebilmektir. 

GoriAldugii gibi, tarihin cegitli donemlerinde kadinlar hakkinda fark- 
h §ekillerde ortaya cikan yanh§ bir baki§ acisi hakim olmugtur. Ancak bu 
noktada goz ardi edilmemesi gereken onemli bir gercek de 
vardir. Cahiliye toplumlannda goriilen kadin karak- 
teri, bu bakis. acisini bir anlamda desteklemekte ve 
dogrulamaktadir. Cahiliye ahlakina sahip kimi 
kadinlar gosterdikleri karakter, ortaya koyduk- 
lan tavirlar ve benimsedikleri ahlak anlayigi ile, 
kendileri hakkindaki bu sabit bakis. acisimn 
yanh§ olmadigini ortaya koymaktadirlar. 



J M 







Oysa gercekte kadin olsun erkek olsun miimin 
olan kimseler, keskin bir akla, derin bir kavrayis. yete- 
negine, gutjlii bir kigilige sahip olabilen, iistiin bir ahlak 
sergileyebilen kimselerdir. Allah'in Kuran'da ornek ver- 
mis oldugu Hz. Meryem ve Firavun'un hanimi kadinla- 
rm en guzel orneklerindendir. Ancak kimi kadinlann 
din ahlakindan uzak bir hayati benimseyerek cahiliye 
kurallarma gore ya§amalan, onlann bu iistiin yonleri- 
nin korelmesine neden olmaktadir. 

Ilerleyen satirlarda kadinlann bu iistiin ahlaki ya- 
§amalanna engel olan cahiliye karakterine kisaca degi- 
nerek, ideal Miisliiman kadin karakteri ile bu karakter 
arasindaki carpici farkhliklan ortaya koyacagiz. 

Camuve Jomlum ai/<tm£& e l 

Cahiliye toplumlannda goriilen kadin karakteri, 
hangi kiiltiir seviyesinden olursa olsun, toplumun he- 
men her kesimi tarafindan cok iyi bilinmekte ve kimi 
kadinlar tarafindan titizlikle uygulanmaktadir. Bunun 
onemli bir sebebi ise, toplumun turn iiyelerinin, bu ka- 
rakteri kiz cocuklanna kiiciik ya§lardan itibaren olabil- 
digince cazip gosterip ozendirmeleridir. (^ocukluk yil- 
lanndan itibaren cevrelerindeki turn insanlardan aym 
telkinleri alarak yeti§tirilen kiz cocuklan, toplum tara- 
findan kendileri icin uygun 
goriilen bu karakteri cogu 
zaman hie sorgulamadan 
kabullenirler. Annelerini ve 
cevrelerindeki diger ka- 








I 



*&f$3k 





i%£tS 



s 



<* S*^Kim bir kotuluk islerse. kendi 



kirn de -erkek olsun. disi olsun- bir 
;;^ mii'min olarak salih bir amelde 
- k^ bulunursa, iste onlar\ icinde 

^Thesapsiz olarak nziklandinlmak 

-■*.■* 
Jj. ■ uzere cennete girerler. 

;g (Mumin.Suresi s 40) 



w 
■:. 



' 



Sta 



'' #, iKMiW 



P 



**t 



^ 



fir 



dinlan gozlemleyerek, yetigkin bir insan olduklan zaman nasil bir ka- 
rakter sergileyecekleri ve yagamlarim hangi idealler iizerine kuracaklan 
konusunda belirli bir kanaat edinirler. (Jevrelerindeki bu insanlardan 
duyduklan sozleri tekrarlar, onlardan gordiikleri tavirlan sergiler, onlar 
gibi olabilmek icin gaba harcarlar. Sonuc, olarak da, daha farkli bir mo- 
delle kar§ila§madiklan igin kendileri igin en ideal kimligin bu oldugunu 
sanarak, buyiiklerinden gordiikleri ayni kadin karakterinin kusursuz bi- 
rer kopyasi haline gelirler. 

Elbette, onceki satirlarda da deginildigi gibi, cahiliye toplumunda 
yaygin olarak ya§anan bu karakterin yanli§hklarini goren ve bu karakte- 
ri benimsemeyen kadinlar da vardir. Ancak bu carpikligi gorebilmi§ ol- 
malari, yine de bu kimseleri temelde cahiliyenin kadin karakterinden 
uzakla§tirmaya yetmemektedir. Belki bu tavir bozukluklarimn bir kis- 
mindan kurtulabilmektedirler ama kigiliklerini belirleyen olciiler yine 
Kuran ahlakimn diginda ve cahiliye kurallarma dayali oldugu icin, yaga- 
diklan karakter de yine kendi icerisinde cegitli carpikhklarla doludur. 
Dolayisiyla bu kimselerin cahiliye toplumunda yaygin olarak yaga- 
nan kadin karakterinden farklihklan, temelde onlan kiiciik 
goriip kendilerini bu siniflandirmanin diginda tutmalany- 
la sinirli kalir. (^iinkii Allah'in Kuran'da bildirdigi Miislii- 
man kadin karakteri yaganmadigi takdirde, ortaya cika- 




>v; _■ 



cak olan her ki§ilik kesin olarak carpikhklarla ve yanh§hklarla dolu ola- 
caktir. 

Cahiliye toplumlarmdaki kadin karakterinin genel ozelliklerini in- 
celedigimizde, adi her ne kadar "i§ kadini" ya da "ev kadini" olarak de- 
gi§se de, bu ki§ilerin temelde ortak bir karakterin catisi altinda birle§tik- 
lerini goruruz. Oyle ki, erkek ya da kadin kiiciik ya da buyuk, toplumun 
herhangi bir bireyine sorulacak olunsa, kadin karakteri hakkinda dile 
getirecekleri izlenimler hemen hemen birbirinin ayni olacaktir. Bunlar 
arasinda en belirgin olanlanndan biri ise, kadinlarm bir erkek gibi guc- 
lii ve dayanikh bir ki§ilik gosteremeyeceklerine olan inanctir. Toplumun 
erkek bireyleri kadar, kadinlarm bazilan da kendilerine yapilan bu ya- 
ki§tirmayi kabullenmi§lerdir. Kendilerine yaki§tinlan "korunup kolla- 
nan" karakter nedeniyle hicbir zaman "koruyan, kollayan" kimseler ko- 
numunda olabileceklerini du§unmemi§lerdir. Erkekten daha aciz ve da- 
ha beceriksiz olduklan §eklindeki inanclan nedeniyle, genellikle maddi 
manevi anlamda kendilerine bakabilecek, insanlarin kendilerini ezme 
ihtimaline ve diger tehlikelere kar§i onlari koruyup kollayacak biri- 
lerine siginma ihtiyaci duyarlar. Gerek evliliklerinde e§lerine, 
gerekse de daha ilerleyen yaglannda ogullanna olan yakla- 
§imlannda hep bu du§iinceyle hareket eder, cevrelerinde de 
kendilerine bu imkanlan saglayabilecek birilerini ararlar. 



V 



'■\ K 







'yfyf. "Wl&Ufem 



*TW1R' 







N 



Bu zayif karakter bu kimselerin "duygusalhk, aglama, kiisme, 
ahnma, kiskan^hga kapilma, yakinma" gibi tavir bozukluklanna yat- 
kin bir ahlak geli§tirmelerine neden olur. Bunlar genellikle cahiliye top- 
lumlannda kadin kavrami ile ozdesJegmis. ve "kadinlann oziinde olan 
ozellikler" olarak kabul edilen tavirlardir. Ornegin kadinin olaylar kar- 
§isinda agin hassasiyet gostererek aglamasi da son derece olagan bir ta- 
vir olarak kabullenilmi§tir. 

Erkek karakterinde genel olarak hakim olan tavir kalenderlik ve 
mertlik olarak bilinirken, kadinin da alingan, duygusal ve kinlgan bir 
yapisi olduguna inanilir. Bunlann yam sira, olaylar kar§isinda hemen 
"iimitsizlige dii§mek, tela§a kapilmak, §ikayet^i bir iislup kullanmak 
ya da tarti§maci bir tavir sergilemek" de kimi cahiliye kadinlannda sik- 
ca goriilebilen Kuran ahlakina aykiri ozelliklerdendir. 

Kadm karakterine dair turn ozelliklerin ortak olan yam ise, her biri- 
nin, bu ki§ilere sadece sikinti ve mutsuzluk getiriyor olmasidir. Goster- 
dikleri ahlak nedeniyle bu kimseler ya§amlanni siirekli gerilim, sikinti 
ve zorluk igerisinde gegirirler. Yagadiklan ahlakin ve mutsuzluklannin 
temel nedeni ise, diinya hayatina bakis. acilarimn, ya§ama amaclannin, 
kendileri icin sectikleri ideallerin yanh§hginda gizlidir. 

Cahiliye toplumunun diger bireyleri gibi kadinlar da tiim ya§amla- 
rini "diinya hayati" ve "bu hayatin siisleri" iizerine kurmuglardir. Diin- 
ya hayatinin insanlara sundugu menfaatlerden olabilecek en fazlasiyla 
yararlanabilmek, siirekli olarak yagam standartlanni yiikseltecek imkan- 
r elde edebilmek, toplum nazannda iyi bir isim, iyi bir itibar elde ede- 
ilmek, sahip olduklanyla cevrelerinin hayranhgini ve ovgiisiinii kaza- 
Labilmek bu kimselerin onde gelen ideallerindendir. 

Tasalandiklan konular ise, bu idealleriyle baglantih olarak, gelecek 
endi§esi, mal ve can kaygisi gibi temel konular iizerine kuruludur. Top- 
lum tarafindan kendilerine telkin edilen gorev geregi, amaclan genellik- 



* tya-fafa. 






■N J .V / 



O'na-yonelifiiA/e -0'ndan korkup 
sakinin^dosdogru riarnazi kilm ve 
■ -mu§riklerden;olmayin. 



« - *.-., ■ - ,. 



K}J 


1 

b r 


f|I||j 


IV 


iSmShI 


|Jp 


r # ! 


Ij 




^^i 




V'ij 




■ 1°< ' ./.. 



le sadece "iyi bir ev kadini, iyi bir anne ve iyi bir eg olabilmek"tir. Bunun 
di§inda kendilerinden en fazla beklenen ise, maddi bagimsizliklarim el- 
de edebilecekleri bir meslek ve iyi bir kariyer sahibi olmalandir. 

Elbette 'iyi bir anne, iyi bir e§, iyi bir ev kadini olmak ya da ki§iye 
maddi anlamda fayda saglayacak bir yetenek kazanmak' gibi isteklerin 
hicbirinde bir yanhglik yoktur; bunlar insanlann diinya hayatinda elde 
etmek isteyebilecekleri me§ru isteklerdir. Yanhs. olan, kadinin boylesine 
kisith bir diinyada ya§amaya te§vik edilmesi, ideallerinin sadece bu 
amaclarla sinirlandinlmasidir. Turn insanlar, oliimden sonra kargilaga- 
caklan hesap giiniinde, diinya hayatinda Allah'in nzasini kazanmaktan 
yana gosterdikleri cabalarma gore sonsuza dek miikafatlandinlacak ya 
da cezalandinlacaklardir. 

I§te diger cahiliye karakterlerinde oldugu gibi, kadin karakterinde 
de asil hatali olan yon, bu kimselerin sadece diinya hayatini kazanmaya 
yonelik bir ki§ilik gostermeleri, bu hayata gore bir yagam tarzi geligtir- 
mi§ olmalandir. (^iinkii insanin diinya hayatinda sahip oldugu mallar 
da, kazandigi itibar da, yakinlan, ailesi ya da cocuklan da bir gun mut- 
laka yok olacaktir. Sonsuza kadar var olacak olan yalmzca Allah'tir. Bu 
nedenle insanin kigiligini, ahlakim, yagam tarzini, ideallerini tiimiiyle 
Allah'in nzasini kazanmayi amaclayarak belirlemesi gerekmektedir. Ak- 
sinde ki§i, yagamini sadece smirh ve kiiciik bir diinyada siirdiirmekle 
kalmayacak, ahirette de sonsuza dek biiyiik bir pi§manlik ve sikintiyla 
kar§ilagacaktir. 

Bu noktada §unu da eklemek gerekir ki elbette toplum icerisinde 
bulundugu konumdan memnun olmayan, bu karakteri sorgulayan ve 
toplumdaki bu yaygin kanaatin di§ina gikmak igin gabalayan pek cok 
kadin vardir. Hatta bu kimseler cogu zaman pek cok alanda elde ettikle- 
ri baganlarla on plana cikmakta ve kadinlar hakkindaki bu dii§uncelerin 
yanh§ligim ortaya koymaktadirlar. Ancak tiim bu baganlan elde eder- 



v; , 



% 






u-n< 



:¥' ■ 



m 



'V 



• 



ken dahi cahiliye olciilerine dayali bir karakteri yagamaya devam ettik- 
leri ve yine Allah'm nzasina uygun bir karakter sergilemedikleri icin, is- 
tedikleri sonuca ula§amamakta, toplum nazannda aradiklan gercek say- 
gi sevgi ve guveni kazanamamaktadirlar. Kimi zaman bu isteklerine 
ulagmig gibi goriinseler de, turn bunlan gercek ve kalici §ekilde elde ede- 
mediklerini bildikleri icin yine de mutlu ve huzurlu olamazlar. 

Kendilerinden beklenen karakteri sorgusuzca kabul eden kimsele- 
rin ise, bu tavirlarmi dayandirdiklan bazi mazeretler vardir. Oncelikle 
insanlann kendi aralannda "toplum kurallan" adini verdikleri olciilerin, 
kadinlann toplumun kendilerinden bekledigi karakterin di§ina cikmala- 
nni engelledigini dii§unurler. Boyle bir durumda toplum tarafindan ki- 
nanma, elegtirilme ve hatta diglanma tehlikeleriyle kar§i kar§iya kalma 
ihtimalinden cekinirler. Bu gibi bir risk altina girmek istemedikleri icin, 




v 



'X\L - 






toplumun turn bireyleri tarafindan yillardir tasdik goren bir karakteri 
ya§amayi daha uygun goriirler. 

Kimi kadinlann soz konusu ortak kadin karakterinin digina cik- 
maktaki cekimserliklerinin ikinci bir nedeni ise, boyle bir giri§imde bu- 
lunduklannda kendi iizerlerinde etki ve otorite sahibi olan, yakin cevre- 
lerindeki insanlann baskilayici tavirlanyla kar§ila§malandir. Bu bakig 
acisi, bu kimselerin, yanhs. yonlerini acikca gordiikleri halde, bu karak- 
terden uzaklagmak icin geregi gibi bir atihm yapmamalarina neden ol- 
maktadir. 

Ancak tiim bunlar arasinda, bu kimselerin soz konusu cahiliye ka- 
rakterinden kurtulamamalarimn en onemli sebebi ise, ya§adiklan karak- 
teri terk ettiklerinde, kendilerini topluma kabul ettirebilecekleri, yeni ve 
ideal bir ki§iligi nasil kazanacaklarim bilmemeleridir. Bu bilincsizlikleri 
nedeniyle cozumii hep yanhs. odaklarda ararlar. Ornegin bir ev kadini 
toplumda daha iyi bir yer edinebilmesinin, cevresindeki insanlardan da- 



V;i 





mmm* 



ha cok saygi ve sevgi gorebilmesinin 'ev kadini' 
kimliginden kurtulup, 'is. kadini' kimligini ka- 
zanmasiyla mumkiin olabilecegini sanir. Bir i§ 
kadini ise, aym sonucu kariyerini artirdiginda 
ya da daha itibarh bir meslek edindiginde elde 
edebilecegine inanir. 

Oysa bu ve benzeri duguncelerin tiimu 
yanh§tir. Insanlan hem diinyada hem ahirette, 
gerek insanlarm goziinde gerekse Allah Katin- 
da onurlu ve ustiin konuma getirebilecek tek 
bir ya§am §ekli, tek bir karakter ve tek bir ahlak 
anlayigi vardir. Kuran'a gore yagamak insanlara 
en giiclii karakteri ve en giizel ahlaki kazandi- 
rrr. Bu da ki§inin hem Allah'in nzasini hem de 
insanlarm sevgisini ve saygisim kazanmasim 
saglar. 

Dolayisiyla, kadin olsun erkek olsun her 
insanin asil yapmasi gereken, kendisinden bek- 
lenen kigilige biiriinmesi degil, dogru olani 
aragtinp bulmasi ve bu ki§iligi benimsemesi ol- 
malidir. Allah, tiim insanlarm ya§amasi gereken 
en giizel kigiligi ve en dogru karakter ozellikle- 
rini Kuran ile bizlere bildirmi§tir. Kuran'da gos- 
terilen bu yol en sade, en kolay ve en mukem- 
mel olamdir. Allah, bu gercegi bizlere §u sozler- 
le bildirmektedir: 

Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, 
onun iqin giizel bir kargihk vardir. Ona buy- 
rugumuzdan kolay olanini soyleyecegiz." 
(Kehf Suresi, 88) 



w 



,u 








..... . ', .'-■■ ■»'* i. I 1 , J. l\ V 

1 ■■■. • 



** 



*'- 




:«" 



.aj ■' 

■ 



s 



azi insanlar Islam'da kadina ne kadar 
biiyiik bir onem ve deger verildigin- 
den habersizdirler. Kuran hakkinda 
yeterli bilgiye sahip olmayan bu insan- 
lar, hatta kadinlarm kendileri dahi bu 
gercegi bilmedikleri igin, haklanni yi- 
ne cahiliye ahlakina dayali yanlis yon- 
tem ve uygulamalarla korumaya cali- 
sirlar. Nitekim bugiin dunya genelindeki toplumlara bakildi- 
ginda bu gercek cok acik bir sekilde ortaya cikmaktadir. Diin- 
yanin pek gok iilkesinde siddete ve kotu muameleye maruz 
kalan, issiz, bakima muhtac, yashlar evinde terk edilmis olan 
pek cok kadin vardir ve bu durumlanna kesin ve kalici bir co- 
ziim bulamamaktadirlar. 

Oysa bu acmaz tumiiyle soz konusu kisilerin cozumu 
yanlis odaklarda aramalanndan kaynaklanmaktadir. Cahili- 
ye sistemi icerisinde, cahiliye mantiklanna, cahiliye kurallari- 
na dayali olarak alinacak hicbir goziim, izlenecek hicbir yol 
insanlan gercek anlamda sonuca ulashrmaz. 



m 



:\ : 




Ef 










9 



Allah Kuran'in "Eger hak, onlarin heva (istek ve tutku)lanna uya- 
cak olsaydi hit; tarh§masiz, gokler, yer ve bunlann i^inde olan herkes 
(ve her§ey) bozulmaya ugrardi. Hayir, Biz onlara kendi §an ve §eref 
(zikir)lerini getirmi§ bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden 
yiiz <;eviriyorlar." (Miiminun Suresi, 71) ayeti ile bu onemli gercege dik- 
kat gekmistir. insanlar yasamlarim kendi belirledikleri dogrular ve yan- 
hslar uzerine kurduklari zaman, sonuc mutlaka hiisran olacaktir. Yeryii- 
ziindeki hersey ve turn insanlar bozulmaya ugrayacaktir. 

Cahiliye toplumlarinda insanlarm sikinti igerisinde yasadiklarim 
fark ettikleri halde, bu duruma kesin bir coziim getirememeleri de iste 
cahiliye inanclanna gore yasamaktaki israrlarindan, kendilerini refaha 
cikaracak yoldan bile bile yiiz cevirmelerinden kaynaklanmaktadir. 

Tek coziim her konuda oldugu gibi sadece Kuran'dadir. Allah Ku- 
ran ile insanlara en rahat, en huzurlu ve en giizel sekilde yasayabilecek- 
leri sistemi sunmustur. Insanlara hayir ve kazanc saglayacak, onlan dog- 
ru yola iletecek olan yegane yol, Allah'in yoludur. Allah, Kuran ile insan- 
lara '§an ve §ereflerinin getirildigini' bildirmektedir. Islam ahlakina 
uyan, Allah'in Kuran'da bildirdigi yolu izleyen insanlar her konuda re- 
faha ulasirlar. 

Kadinlarm maruz kaldiklan tiim sikintilann tek coziimii de yine 
Kuran'dadir. Allah'in insanlar icin bir hidayet rehberi olarak indirdigi Is- 
lam dini kadina biiyiik deger verir. Allah Kuran'in pek cok ayeti ile ka- 
dmi ve kadin haklanni koruma altina almis, cahiliye toplumlarinda ka- 
dinlara yonelik olarak hakim olan yanhs bakis acisini ortadan kaldirmis, 
kadina toplum igerisinde saygin bir yer kazandirmistir. Rabbimiz Kuran 
ayetleriyle insanlara Allah Katinda iistiinliik olciisiiniin cinsiyet degil, 
Allah korkusu, iman, giizel ahlak, ihlas ve takva oldugunu bildirmistir. 

Allah kadinlarm toplum icerisinde korunup kollanmalan, hak et- 
tikleri saygi ve sevgiyi gormeleri icin toplumsal alanda ahnmasi gereken 



"■■^no 



tedbirleri Kuran ayetleri ile bizlere bildirmigtir. Alinan turn bu tedbirler, 
kadinlann lehinedir ve onlann zarara ugramalarim, ezilip yipratilmala- 
nni onleme amacini ta§imaktadir. Allah insanlara Kuran ile en dogru yo- 
lu gostermis. ve cahiliye inanclarmi ta§iyan insanlarm yanhs. uygulama- 
lanni ortadan kaldirmi§tir. 

Ilerleyen satirlarda Allah'in Kuran'da bildirdigi bu gercege, Islam 
dininin tiim insanlara oldugu gibi, kadina da hem dunya hayatinda hem 
de ahirette gercek anlamda onur, §eref ve sayginhk kazandiracak tek yol 
oldugunu, kadina nasil deger verip yiicelttigini ortaya koyacagiz. 

Kuran ahlakindan uzak ya§ayan toplumlarda, insanlarm cok onem 
verdikleri ve elde edebilmek icin hayatlan boyunca biiyiik caba harca- 
diklari bazi degerler vardir. Bu degerleri, insanlar icin bu kadar onemli 
ve kiymetli hale getiren ise, toplumun bu yondeki bakis. acisidir. 

Ya§amlanni Kuran'da bildirilen dogru bilgiler iizerine kurmayan 
insanlar, hayatlarim toplumun belirledigi bu deger yargilarma gore yon- 
lendirirler Bu deger yargilan, insanlarm kendi akillan dogrultusunda 
yaptiklan cikarnnlardan ibarettir. Dolayisiyla hicbir giivenilirligi yoktur. 
Allah, insanlarm kendi olculeri dogrultusunda koyduklan bu ku- 
rallara uymalarimn yanh§ligim Kuran'in bir ayetinde §u §ekilde hatirlat- 
maktadir: 

Onlar hala cahiliye hiikmunii mii ariyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir 
topluluk icm hiikmii, Allah'tan daha giizel olan kimdir? (Maide Sure- 
si, 50) 

Insanlarm cahiliye inanclan dogrultusunda ortaya gikan deger yar- 
gilanndan biri de, aralanndaki iistunliik anlayigidir. Yagamlarim sadece 
dunya hayatimn varhgi iizerine kuran kimi insanlar, ki§ilere iistiinliik ve 



Gttted "Wtii&iiittteut "fcactcM; ^f. "WC&UfetH. 



■(.. > 



i hiifsa ki n zu I med en leri n 




V, 






ayricalik kazandiracak olan nitelikleri, diinyevi birtakim degerlerle si- 
nirlandirmi§lardir. Bir kimsenin mal miilk sahibi, itibarli olmasi, belirli 
bir kariyer ya da §6hret kazanmi§ olmasi, fiziksel anlamda daha dikkat 
cekici olmasi bu bakis. agisini benimsemi§ olan insanlar icin biiyiik onem 
ta§imaktadir. Turn bunlari bir insanin hayati boyunca elde edebilecegi 
en iist ozellikler olarak du§uniirler. Eger kendileri bu ki§ilerde olan ozel- 
liklere sahip degillerse, o ki§ilere biiyiik saygi duyar ve onlarla kiyasla- 
diklannda kendilerini onlara gore daha degersiz bulurlar. 

Bu deger yargilan dogrultusunda, giinliik hayatlan icerisinde kar- 
gilagtiklan detaylara da biiyiik onem verir ve insanlan bu olciilere gore 
degerlendirirler. Ornegin bir kimsenin oturdugu semtin seckinligi, kul- 
landigi arabamn eskiligi ya da son model olu§u, babasimn ne is. yaptigi, 
kendisinin hangi okulda okudugu, meslegi, giyim tarzi, akrabalannin 
konumu, kimi insanlar icin son derece onemlidir. Arkada§ olacaklan, be- 
raber vakit gecirecekleri, evlenecekleri insanlan secerken genellikle bu 
ozellikleri onceden aragtinr ve tercihlerini ona gore yaparlar. 

Diinyamn pek cok iilkesinde, kimi insanlar icin bir kimsenin deri- 
sinin renginin, konu§tugu dilin, hangi milletten oldugunun da biiyiik 
onem tagidigini goriiriiz. Bu iistiinliik olciileri ce§itli toplumlara gore 
degi§iklik gostermekle birlikte genellikle aym cerceve icerisinde kal- 
maktadir. 

Kadinlar hakkinda on yillardir siiregelen tartigmalarin kokeninde 
de i§te yine bu yanh§ baki§ acilan yer almaktadir. Insanlar kadini deger- 
lendirirken de yine toplumun belirledigi olciileri esas almakta ve bunla- 
ra gore bir kanaate varmaktadirlar. Bu nedenle kimileri kadini ikinci si- 
nif insan olarak nitelendirmekte ve hayatim bu izlenimi dogrultusunda 
yonlendirmektedir. 

Oysa Allah Kuran'da, insanlar icin en giizel ve en dogru hiikmiin 
Allah'in hiikmii oldugunu bildirmektedir. Kuran'a baktigimizda 









m 



/ 1 



. 



-' .<"U3<^ 






Allah'in, insanlar arasindaki tek iistunliik olcusiiniin ki§ilerin takvalan 
oldugunu haber verdigini goriiruz: 

"Ey insanlar, gerqekten, Biz sizi bir erkek ve bir disiden yarathk ve bir- 
birinizle tanismaniz iqin sizi halklar ve kabileler (seklinde) kildik. Siip- 
hesiz, Allah Kahnda sizin en iistiin (kerim) olaniniz, (irk ya da soyca de- 
gil) takvaca en ileride olaninizdir. Siiphesiz Allah, bilendir, haber alan- 
dir." (Hucurat Suresi, 13) 

Ey Ademogullari, Biz sizin qirkin yerlerinizi ortecek bir elbise ve size 
'siis kazandiracak bir giyim' indirdik (varettik). Takva ile kuganip-do- 
nanmak ise, bu daha hayirhdir. Bu, Allah'in ayetlerindendir. Umulur ki 
ogiit ahp-diisuniirler. (A'raf Suresi, 26) 

Bir ba§ka ayette ise Allah, "... Siz, hayir adina ne yaparsaniz, Allah, 
onu bilir. Azik edinin, §iiphesiz azigin en hayirhsi takvadir. Ey temiz 
akil sahipleri, Ben'den korkup-sakinin." (Bakara Suresi, 197) §eklinde 
buyurarak, insanlara elde edebilecekleri en hayirh ozelligin takva oldu- 
gunu bildirmisJir. Dolayisiyla insanlann hedeflemeleri gereken, mal 
miilk, §an §6hret gibi maddi degerler degil, kigiyi hem diinyada hem de 
Allah Katinda asil olarak degerli hale getirecek ve iistunliik kazandira- 
cak olan 'takva' olmahdir. 

Allah bir ba§ka ayetinde de, kimi insanlar arasinda bir iistiinliik un- 
suru haline gelmis. olan zenginlik yerine, Allah'in fazhni istemenin daha 
makbul oldugunu §6yle bildirmektedir: 

Allah'in kendisiyle kiminizi kiminize gore iistiin kildigi seyi (mail) te- 
menni etmeyin. Erkeklere kazandiklarindan pay (oldugu gibi), kadinla- 
ra da kazandiklarindan pay vardir. Allah'tan onun f azlini (ihsanini) is- 
teyin. Gerqekten, Allah herseyi bilendir. (Nisa Suresi, 32) 
Allah'in bildirdigi tiim bu ayetlerden anla§ildigi gibi, iistiinliigii ka- 
din ya da erkek olmakta, fiziksel giicte ya da ba§ka bir cahiliye kistasin- 
da aramak biiyiik bir yamlgidir. Tek iistiinliik Allah'in bize bildirdigi gi- 
bi imanin ve takvamn iistunliigiidiir. 



I 



I 1 : 
-"■2*.. 






w 




- ■/., 



SQphesiz iman edip salih amellerde 
bulunanlar ise; Biz qer^ektenteff 
gDzel davramsta bulunamn 







%x 



ii/.l 



Boylece iman edip safih amellerde 

bulunanlar; artik onlar 'bir 

cennet bahcesinde 1 'seving 










*^&Q 



Allah Kuran'da "Ger^ek §u ki, sadaka veren erkekler ile sadaka 
veren kadinlar ve Allah'a giizel bir bor^ verenler; onlar i^in kat kat ar- 
tirihr ve 'kerim (iistiin ve onurlu)' olan ecir de onlanndir. (Hadid Sure- 
si, 18) §eklinde buyurmaktadir. Bu ayet ile hem erkeklere hem de kadin- 
lara, asil iistiin ve onurlu olan kar§ihgin Allah'in bildirdigi ahlaki ya§a- 
makla kazamlacagi hatirlatilmaktadir. 



islam i 'Cadm ve Lj>ke£ L^iOu* 



Kadinin toplumdaki yeri konusunda, diinyamn hemen her iilkesin- 
de asirlardan bu yana siiregelen tarh§malar kugkusuz her toplum icin ta- 








nidiktir. Kadinin toplumdaki statiisii, aile hayatindaki onemi, cah§rp ca- 
ligamayacagi gibi birtakim sosyal konular yillardir diinya giindeminde 
onemli bir yer tutmaktadir. Oysa bir Musliiman icin, kadinin toplumda- 
ki yeri cok belirgindir ve gercek Islam ahlakimn benimsendigi bir top- 
lumda boyle bir tartigmanin ya§anmasi miimkun degildir. (Junku Is- 
lam'da kadin ile erkek e§itrir. 

Kadin ve erkek elbette ki fiziksel anlamda birbirlerinden farkh ya- 
pilara sahiptirler. Ancak kadinin fiziksel olarak, erkege oranla daha guc- 
siiz olmasi, onun toplum icerisinde erkekten daha az deger gormesi icin 




«K» 






: "Herkes gozetlemektedir: 
de gdzleyip durun. Sonunda. 
dumduz yolun sahipleri kimlertnis 
ve dogru yola ulasan kimlermi 



(Taha Surest. 135) 




islam ahlakina gore, asil onemli olan bir insanin 
kadin ya da erkek olmasi degil, Allah'a derin bir iman 
ve Allah korkusuyla baglanmis. olmasidir. Allah'in emir 
ve yasaklanna titizlikle uymasi, Kuran ahlakim en gii- 
zel §ekilde yagamaya cah§masidir. Allah Katinda asil 
deger gorecek olan ki§inin bu ozellikleri olacaktir. Allah 
Kuran'da kadin olsun erkek olsun iman eden bir kimse- 
nin sahip olmasi gereken ozellikleri §6yle aciklami§tir: 
erkekler ve miimin kadinlar birbirlerinin veli- 
leridirler. iyiligi emreder, kotiiliikten sakindinrlar, na- 
mazi dosdogru kilarlar, zekati verirler ve Allah'a ve 
Resulu'ne itaat ederler. Ifte Allah'in kendilerine rah- 
met edecegi bunlardir. §iiphesiz, Allah, iistiin ve giiq- 
liidiir, hiikiim ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71) 
Allah'in ayette bildirdigi gibi, miimin kadinlar ve 
miimin erkekler aym sorumluluklara sahiptirler. Allah'a 
ibadet etmekle, Kuran ahlakim ya§amakla, insanlara 
iyiligi emredip kotiiliigii engellemekle ve Kuran'da bil- 
dirilen tiim emir ve tavsiyelere uymakla yiikumludiir- 
ler. Allah Kuran'in "Ey iman edenler, Allah'tan kor- 
kup-sakinirsaniz, size dogruyu yanhstan ayiran bir 
nur ve anlayis (furkan) verir, kotiiliiklerinizi orter ve 
sizi bagislar. Allah biiyiik fazl sahibidir." (En- 
fal Suresi, 29) ayetinde, Allah'tan korkup sa- 
kinan her insana, 'dogruyu yanhstan ayi- 
ran bir nur ve anlayis' verecegini vadet- 
mi§tir. Bu ki§inin kadin ya da erkek olma- 
si bu sonucu degi§tirmemektedir. Sa- 
mimiyetine, ihlasina ve imanina 
kar§ihk, Allah bir insana hayatin 



■ -:» 






her alamnda kendisini dogru yola ula§tiracak, dogru kararlar almasim 
ve isabetli tavirlarda bulunmasim saglayacak bir akil vermektedir. Dola- 
yisiyla akil, kiginin cinsiyetine gore degil, tumiiyle Allah'a olan samimi 
baglihgina, yakinligina ve korkusuna gore geli§mektedir. 

Imanin kendisine kazandirdigi akil ile hareket eden her insan, ka- 
din olsun erkek olsun, hayata dair her konuda ba§an elde edebilir, pek 
cok insana gore one de gecebilir. Bu tumiiyle kiginin, istegine, §evkine ve 
azmine baghdir. iman edenler Islam ahlakinin bir geregi olarak, kendile- 
rini hicbir zaman hicbir konuda yeterli gormezler. Daima daha akilli, da- 
ha yetenekli, daha sorumluluk sahibi, daha ki§ilikli, daha giizel ahlakh 
insanlar olabilmek icin caba harcarlar. Kendilerini her konuda giiclerinin 
yettigi oranda geli§tirmeye cah§irlar. Allah, iman edenlerin, cevrelerin- 
deki tiim insanlara ornek olabilecek bir karaktere sahip olabilmek icin 
Kendisi'ne dua ettiklerini bildirmektedir: 

Ve onlar: "Rabbimiz, bize eglerimizden ve soyumuzdan, goziin aydinh- 

gi olacak (qocuklar) armagan et ve bizi takva sahiplerine onder kil ," di- 

yenlerdir. (Furkan Suresi, 74) 

Hayati boyunca her konuda elinden gelenin en iyisini yapmaya ve 
kigiligiyle, ahlakiyla ve cabasiyla tiim insanlara ornek olmaya cah§an 
miimin bir kadin da, -Allah'in izniyle- toplum icerisinde de iistiin bir ko- 
numa gelir. Ustlendigi her tiirlii sorumlulugu en iyi gekilde yerine geti- 
rir, en dogru kararlan ahr, en giizel coziimleri ve en akilci tedbirleri iire- 
tir. 

Goriildiigii gibi, Islam ahlakinda kadin ile erkegin toplumdaki yeri 
tamamen egittir. Kadin ya da erkek olsun, bu tamamen ki§inin Allah'a 
olan imanimn giicii dogrultusunda, ahlakiyla, kigiligiyle ve ustlendigi 
sorumluluklarla on plana cikmasina baghdir. Bu nedenle de Islam ahla- 
kini benimseyen kadinlar icin, erkeklere yonelik bir egitlik miicadelesi 
degil, bunun yerine 'hayirlarda yan§ma' ahlaki soz konusudur. Hayirlar- 







, r 



m 




' >>f '*' ■ ' ./.. 



da yangmak, iman edenlerin, ya§amlarinm her aninda Allah'in nzasini 
kazanabilmek icin ellerinden gelen cabanin en fazlasim gostermeleridir. 
Bu amaclan dogrultusunda, Allah'in en sevdigi, en razi oldugu ve 
Allah'a en yakin ki§i olabilmek icin hayirlarda yangirlar. Ancak bu yan§, 
tumiiyle Rahmani bir yangtir. Allah muminleri diinyada ve ahirette one 
geciren ozelligin bu yonde gosterdikleri caba oldugunu Kuran'da §6yle 
bildirmektedir: 

Igte onlar, hayirlarda yansmaktadirlar ve onlar bundan dolayi one geq- 

mektedirler. (Miiminun Suresi, 61) 

Sonra Kitabi kullarimizdan seqtiklerimize miras kildik. Artik onlardan 

kimi kendi nef sine zulmeder, kimi orta bir yoldadir, kimi de Allah'in iz- 

niyle hayirlarda yarigir one geqer. Igte bu, biiyiik fazhn kendisidir. (Fa- 

hr Suresi, 32) 

Kadm ve erkek arasindaki egitlik, Allah'in kadina ve erkege diinya 
hayatindaki imtihan siirecinde e§it haklar tammasindan da anla§ilmak- 
tadir. "§iiphesiz Biz, yeryiizii iizerindeki §eyleri ona bir siis kildik; on- 
larin hangisinin daha giizel davrani§ta bulundugunu deneyelim di- 
ye." (Kehf Suresi, 7) ve "Her nefis oliimii tadicidir. Biz sizi, §erle de, ha- 
yirla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize dondiiriileceksiniz." 
(Enbiya Suresi, 35) ayetleriyle Allah, kimlerin daha giizel davram§larda 
bulunacaginin ortaya gikmasi icin, kadini da erkegi de denemekte oldu- 
gunu bildirmi§tir. Bir ba§ka ayette ise Allah "Andolsun, Biz sizi biraz 
korku, a^hk ve bir par^a mallardan, canlardan ve iiriinlerden eksilt- 
mekle imtihan edecegiz. Sabir gosterenleri miijdele." (Bakara Suresi, 
155) §eklinde bildirerek, hayatlarmin sonuna kadar kadini da erkegi de 
ce§itli olaylarla deneyecegini, tiim bunlara sabir gosterebilenlere ise rah- 
metiyle kar§ihk verecegini haber vermi§tir. 

Allah kadina da erkege de belirli bir omur siireci belirlemi§, her iki- 
sini de Kuran'dan sorumlu tutmug, her ikisine de hayatlarmin her anin- 




m 



l 



da kendilerine dogruyu ilham edecek bir vicdan vermis^ nef- 
si ve §eytam her ikisine dii§man kilmigtir. Diinya hayatindaki 
imtihanin geregi olarak, turn bu §artlar kargisinda kadin ya da 
erkek olsun her kim giizel ahlak gosterip salih amellerde bu- 
lunursa, Allah o kigilerin diinyada ve ahirette en giizel kar§i- 
hgi bulacaklanni bildirmi§tir: 

... §iiphesiz Ben, erkek olsun, kadin olsun, sizden bir iste bu- 
li boga cikarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. 
Iste, hicret edenlerin, yurtlarindan suruliip-qikarilanlarin ve 
yolumda iskence gorenlerin, qarpigip oldiiriilenlerin, mutla- 
ka kotiiliiklerini ortecegim ve onlari, altlarindan irmaklar 
akan cennetlere sokacagim. (Bu,) Allah Katindan bir karsilik 
(sevap)hr. (O) Allah, karsihgin (sevabin) en giizeli O'nun Ka- 
hndadir. (Al-i Imran Suresi, 195) 

Bir ba§ka ayette ise Allah, "Erkek olsun, kadin olsun, bir 
miimin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hi^ siiphesiz 
Biz onu giizel bir hayatla yasatinz ve onlarin karsihgini, 
yaptiklarmin en giizeliyle muhakkak veririz." (Nahl Suresi, 
97) §eklinde buyurarak, erkek ya da kadin, kim olursa olsun, 
turn insanlarm diinyada ve ahirette hicbir haksizhga ugratil- 
madan eksiksiz olarak kar§ihk goreceklerini hatirlatmigtir. 

JCmma'dd JCodm v& uwee u : 

Kuran ayetlerinin geneline bakildiginda, Allah'in kadin 
ve erkege ortak bir hitap §ekli kullandigi goriilmektedir. On- 
ceki boliimlerde de detayh olarak iizerinde duruldugu gibi, 
Allah Kuran'da bir ki§inin gene, ya§h, kadin ya da erkek ol- 
masinin degil, samimi bir kalple iman etmesinin onemli oldu- 
gunu bildirmektedir. Bu dogrultuda Allah Kuran ayetlerinde 



& 






vT 







.... ^-;, , , 



turn hitaplan kadina ve erkege birarada yapmakta ve her ikisinin de ay- 
ni sorumluluklara sahip olduklanni hatirlatmaktadir. Kuran'da bu §ekil- 
de pek cok ayet yer almaktadir. Allah Kuran'da, "Erkek olsun, kadin ol- 
sun inanmi§ olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete gi- 
recek ve onlar, bir '^ekirdegin sirtindaki tomurcuk kadar' bile haksiz- 
hga ugramayacaklardir." (Nisa Suresi, 124) ayetinde, samimi iman etti- 
gi siirece, ki§inin kadin ya da erkek olmasinin hicbir onemi olmadigini, 
hicbir haksizhga ugramaksizin, mutlaka Allah'in rahmeti ve cenneti ile 
kar§ihk gorecegini hatirlatmi§tir. 

Allah'in kadin ve erkege ortak hitapta bulundugu bir diger ayet ise 
goyledir: 

Kim bir kotiiluk islerse, kendi mislinden baskasiyla ceza gormez; kim 
de -erkek olsun, dig i olsun- bir mii'min olarak salih bir amelde bulunur- 
sa, igte onlar, iqinde hesapsiz olarak riziklandirilmak iizere cennete gi- 
rerler. (Miimin Suresi, 40) 

Allah, Kuran'da muminlere oldugu gibi, inkar edenler hakkinda 
bilgi verirken de kadinlara ve erkeklere ayni §ekilde hitap etmektedir. 
Allah, inkar eden kadinlar ile inkar eden erkeklerin, miinafik kadinlar ile 
miinafik erkeklerin ve mu§rik kadinlar ile mii§rik erkeklerin de ahiret 
giiniinde ayni §ekilde kar§ihk gorecegini, cinsiyetlerinden dolayi farkli 
bir durum ile kar§ihk gormeyeceklerini bildirmektedir. Bu ayetlerden 
bazilan §6yledir: 

Miinafik erkekler ve miinafik kadinlar, bazisi bazisindandir; kotiiliigii 
emrederler, iyilikten ahkoyarlar, ellerini simsiki tutarlar. Onlar Allah'i 
unuttular; O da onlari unuttu. Siiphesiz, miinafiklar fiska sapanlardir. 
(Tevbe Suresi, 67) 

Allah, erkek miinafiklara da, kadin miinafiklara da ve (biitiin) kafirlere, 
icinde ebedi kalmak iizere cehennem atesini vadetti. Bu, onlara yeter. 
Allah onlari lanetlemistir ve onlar icm siirekli bir azap vardir. (Tevbe 
Suresi, 68) 



Vr. 



i 






teat tya-fafa. 



: \ 



7^ 



*" :r '*-'* 126 " ■■ 






Sundan ki: Allah, miinafik erkekleri ve miinafik kadinlari, miigrik er- 
kekleri ve miisrik kadinlari azablandiracak; mii'min erkeklerin ve 
mii'min kadinlann tevbesini kabul edecektir. Allah qok bagiflayandir, 
qok esirgeyendir. (Ahzab Suresi, 73) 

Bir de; kotii bir zan ile zanda bulunan miinafik erkeklerle miinafik ka- 
dinlari ve miisrik erkeklerle miisrik kadinlari azaplandirmasi iqin. O 
kotiiliik qemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karsi gazablanmif, on- 
lari lanetlemig ve onlara cehennemi hazirlamighr. Varacaklari yer ne ko- 
tiidiir. (Fetih Suresi, 6) 
Allah'in Kuran'da bildirdigi gibi, hem diinya hayatindaki imtihan- 

lan, hem de ahirette alacaklan kar§ihk bakimindan, kadin ve erkek e§it 

konumdadir. 




cdnneue v&uen deaet<- 

Allah, Islam ahlaki ile, insanlann gerek sosyal gerekse kigisel an- 
lamda turn haklanni giivence altina almis. ve onlara en rahat, en huzur- 
lu ve en mutlu gekilde yagayabilecekleri yolu gostermi§tir. Kuran ahlaki 
kadin-erkek, genc-ya§h, zengin-fakir aynmi gozetmeksizin tiim insanla- 
ra kar§i adaletli, ho§g6riilu, merhametli ve yardimsever bir tavir icerisin- 
de olmayi gerektirir. Miimin, kar§isinda her kim olursa olsun, hayatimn 
sonuna kadar bu ahlaki guciiniin yettigi en giizel §ekilde gostermekle 
sorumludur. (Junkii iman eden bir insan tiim giizel ahlak ozelliklerini, 
Allah kendisine emrettigi icin ya§ar. Bu nedenle de kargisindaki kiginin 
sosyal konumu, cinsiyeti, ya§i gibi faktorler, onun gosterecegi tutum ve 
davranislarma etki etmez. 

Allah Kuran'da hem kadina kar§i gosterilmesi gereken ozenli tavra, 
hem de bunun yam sira 'anneye' kar§i gosterilecek olan giizel ahlakin 
onemine dikkat cekmi§tir. 

Insanin anne ve babasi, cocuklannin iyi bir egitim ahp giizel bir ah- 
lak kazanabilmesi, hem kendisine hem de cevresindeki insanlara fayda 






, r 



m 




,27 ■>■ 



getirecek hayirh bir insan olabilmesi icin biiyiik caba harcarlar. Yillar bo- 
yu bu amacla maddi manevi pek cok fedakarlik iistlenirler. Insanin, ken- 
disine verilen bu emegi takdir edebilmesi ve bu ozverili ahlaka, saygi ve 
hurmetle kar§ilik vermesi gerekmektedir. Allah Kuran'da miiminin bu 
sorumlulugunu goyle bildirir: 

Biz insana, anne ve babasina (karsi) giizelligi (ilke edinmesini) tavsiye 
ettik... (Ankebut Suresi, 8) 

Biz insana, 'anne ve babasina' iyilikle davranmasini tavsiye ettik... (Ah- 
kaf Suresi, 15) 

De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram kildigini okuyayim: O'na 
hiqbir seyi ortak kosmayin, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endise- 
siyle qocuklarmizi oldiirmeyin. -Sizin de, onlann da riziklanni Biz ver- 
mekteyiz- (Jirkin-kotiiliiklerin aqigina ve gizli olanina yaklasmayin. 
Hakka dayah olma disinda, Allah'in (olduriilmesini) haram kildigi kim- 
seyi oldiirmeyin. Iste bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akil er- 
dirirsiniz." (Enam Suresi, 151) 

Kuran'in bir ba§ka ayetinde ise Allah insana, anne babaya kargi gii- 
zellikle davranilmasim, biiyiiklenip bobiirlenmekten kacinilmasim §6y- 
le bildirmektedir: 

Allah'a ibadet edin ve O'na hiqbir seyi ortak kosmayin. Anne-babaya, 
yakin akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakin komsuya, uzak komsuya, 
yaninizdaki arkadasa, yolda kalmisa ve sag ellerinizin malik olduklari- 
na giizellikle davranin. ^iinkii, Allah, her buyiikiiik taslayip bobiirlene- 
ni sevmez. (Nisa Suresi, 36) 

Turn bu ayetlerden anla§ilacagi gibi, Allah insanlara, anne babaya 
kar§i daima hoggoriilu, anlayigh, §efkatli ve saygih bir tavir icerisinde ol- 
malarmi ogiitlemektedir. Bunun yam sira Allah, annenin cocugu diinya- 
ya getirebilmek ve buyiitebilmek icin biiyiik zorluklara gogiis gerdigini 
hatirlatarak, onun iizerindeki emegine de dikkat cekmektedir: 

Biz insana anne ve babasini (onlara iyilikle davranmayi) tavsiye ettik. 






iP^ 



:¥' ■ 



Annesi onu, zorluk iistiine zorlukla (karninda) tagimishr. Onun (siitten) 
ayrilmasi, iki yil iqindedir. "Hem Bana, hem anne ve babana siikret, do- 
niis yalniz Bana'dir." (Lokman Suresi, 14) 

Biz insana, 'anne ve babasina' iyilikle davranmasini tavsiye ettik. Anne- 
si onu giiqliikle tasidi ve onu giiqliikle dogurdu. Onun (hamilelikte) ta- 
sinmasi ve siitten kesilmesi, otuz aydir. Nihayet giiqlii (erginlik) qagina 
erip kirk yil (yasin)a ulasinca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve baba- 
ma verdigin nimete giikretmemi ve Senin razi olacagin salih b: 
amelde bulunmami bana ilham et; benim iqin soyumda salahi vei 
Gerqekten ben tevbe edip Sana yoneldim ve ger^ekten ben Miis- 
liimanlardanim." (Ahkaf Suresi, 15) 

Gercekten de her anne, cocugunu diinyaya getirebilmek 
icin aylar boyunca biiyiik fedakarhklara katlanmaktadir. 
Allah'in ayette bildirdigi gibi, zorluk iistiine zorlukla cocugunu 
karninda ta§imakta ve ardindan da onu giicliik icerisinde diin- 
yaya getirmektedir. Ve sonra yine biiyiik bir ozveride bulunarak 
cocugun beslenmesini de ustlenmektedir. Allah bu gercekleri in- 
sana hatirlatmakta ve annenin cok degerli bir varhk olduguna 
dikkat cekmektedir. 

Bunun yam sira Allah, insanin anne ve babasimn kendisine goster- 
mi§ oldugu bu ozverileri unutmamasim, onlar muhtac konuma geldik- 
lerinde de, anne ve babaya kar§i ayni giizel ahlak ile davramlmasini 
ogiitlemektedir: 

Rabbin, O'ndan baskasina kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle 
davranmayi emretti. Sayet onlardan biri veya ikisi senin yaninda yash- 
hga ulagirsa, onlara: "Of" bile deme ve onlari azarlama; onlara giizel soz 
soyle. Onlara aciyarak alqakgonuHuhik kanadim ger ve de ki: "Rabbim, 
onlar beni kiiqiikken nasil terbiye ettilerse Sen de onlari esirge." (Isra 
Suresi, 23-24) 

Bilindigi gibi ya§hhk, insanin pek cok acidan giic kaybetmesine ne- 
den olmaktadir. Insan genclik yillanndaki giiclii, dinamik, saghkh ve 




0>me& ")KiiA(ii*naM 'KacttM; ^f. "WC&UfetH. 




tAi- 






enerji dolu halinin aksine, korunup kollan- 
maya, ba§kalannin bakimina ve yardimina 
muhtac hale gelmektedir. Bununla beraber, 
zihinsel anlamda da pek cok konuya eskisi 
gibi giic yetirememekte, unutkanlik ya da 
benzeri zorluklarla kar§i kargiya kalabil- 
mektedir. Miiminler Allah 'in emri geregi, 
yaslihga ula§tiklarinda da anne ve babalan- 
na kargi son derece §efkatli, anlayigh, hur- 
metkar ve ho§gorulii bir tavir icerisinde 
olurlar. 

Allah Kuran'da miiminlerin anne ba- 
baya kargi gosterecekleri bu hiirmetkar tav- 
rin olcusiinii de belirlemis. ve "... Onlara of 
bile deme, onlari azarlama, giizel soz soy- 
le" (Isra Suresi, 23) §eklinde buyurmugtur. 
Allah bu ayet ile anne babaya kar§i yapila- 
bilecek en kiiciik bir §efkatsizligi ya da say- 
giya uygun olmayacak bir tavn dahi yasak- 
lami§tir. Allah, icerisinde bulunduklan du- 
rumun zorlugun goz oniinde bulundurarak 
onlara kar§i daima giizel soz soylenmesini 
ve 'of bile demeyecek kadar hurmetli dav- 
ramlmasini emretmigtir. Bu nedenle mii- 
minler yaglanarak, kuvvetten diigmus. olan 
anne ve babalanna kar§i son derece itinah, 
ince du§unceli ve halden anlayan bir tavir 
icinde olurlar. Onlari rahat ettirmek icin el- 
lerinden geleni yapar, saygida ve sevgide 
kusur etmemeye cah§irlar. Ya§hhgin getir- 



' ■' >'■ ,. 



V: 




V, 






digi zorluk ve sikintilan goz oniinde bulundurarak, onlar daha dile ge- 
tirmeden turn ihtiyaclarim hissettirmeden gidermeye gayret ederler. Her 
ne olursa olsun goniil alici ve alttan alan bir iislup kullanirlar. 

Miiminler, anne ve babalannin manevi acidan oldugu kadar maddi 
acidan da herhangi bir eksiklik hissetmemeleri ve sikinti cekmemeleri 
icm ellerindeki imkanlan seferber ederler. Allah, "Sana neyi infak ede- 
ceklerini sorarlar. De ki: "Hayir olarak infak edeceginiz §ey, anne-ba- 
baya, yakinlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmi§adir. Hayir ola- 
rak her ne yaparsaniz, Allah onu §iiphesiz bilir." (Bakara Suresi, 215) 
ayetiyle, miiminlerin hayir olarak infak edecekleri mallannda anne ve 
babanin da hakki oldugunu bildirmi§tir. iman sahipleri, Allah'in bu aye- 
ti geregi, ihtiyac icerisinde olduklan takdirde, anne babalannin bu yon- 
deki ihtiyaclanni da en giizel §ekilde gidermeye ve onlan bu yonde de 
giivence altina almaya gahgirlar. 

Hz. Yusuf 'un anne babasina kar§i gostermis. oldugu giizel ahlak, bu 
konuda turn insanlar icin giizel bir ornek olugturmaktadir. Hz. Yusuf, 
Misir hazinelerinin ba§ina gecmesinin ardindan anne ve babasim en gii- 
zel §ekilde agirlami§, saygisim ve hiirmetini ifade etmek amaciyla onla- 
n tahta cikanp oturtmu§tur. Allah Kuran'da Yusuf Peygamberin bu tav- 
nni §6yle bildirmektedir: 

Boylece onlar (gelip) Yusuf un yanina girdikleri zaman, anne ve babasi- 
ni bagnna bash ve dedi ki: "Allah'in dilemesiyle Misir'a giivenlik iqin- 
de giriniz." Babasim ve annesini tahta qikanp oturttu; onun iqin secdeye 
kapandilar. Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha onceki riiyamin yorumudur. 
Dogrusu Rabbim onu gerqek kildi. Bana iyilik etti, qiinkii beni zindan- 
dan qikardi. Seytan benimle kardeslerimin arasini aqhktan sonra, (O,) 
qolden sizi getirdi. Siiphesiz benim Rabbim, diledigini pek ince diizen- 
leyip tedbir edendi. Gerqekten bilen, hiikiim ve hikmet sahibi O'dur." 
(Yusuf Suresi, 99-100) 
Kuran'da iman edenlerin dualannda da anne babalanni gozettikle- 









m 







ri, onlar icin Allah'tan bagiglanma ve rahmet diledikleri haber verilmi§- 
tir. Aynca Kuran'da yer alan ayetlerden, peygamberlerin de Allah'a bu 
konuda dua ettikleri anla§ilmaktadir. Allah, Hz. Nuh'un, "Rabbim, be- 
ni, annemi, babami, mii'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri 
ve iman eden kadinlari bagisla. Zalimlere yikimdan baskasim artir- 
ma." (Nuh Suresi, 28) sozleriyle annesi ve babasi icin bu yonde dua etti- 
gini bildirmi§tir. 

Allah'in Kuran'da bildirdigi turn bu ayetlerden anlagilacagi gibi, Is- 
lam ahlaki, anne-babaya biiyiik onem ve deger vermektedir. Gencligin- 
de de ya§hliginda da Allah, anneye kar§i gosterilmesi gereken saygimn 
ve giizel ahlakin onemli bir miimin ozelligi olduguna dikkat cekmi§tir. 
Ancak Allah, "Bununla birlikte, onlarin ikisi (annen ve baban) hakkin- 
da bir bilgin olmayan seyi Bana sirk kosman i^in, sana karsi ^aba har- 
cayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve diinya (hayatin) da 
onlara iyilikle (ma'ruf iizere) sahiplen (onlarla ge^in) ve Bana 'goniil- 
den-katiksiz olarak yonelenin' yoluna tabi ol. Sonra doniisiiniiz yal- 
nizca Bana'dir, boylece Ben de size yaptiklannizi haber verecegim." 
(Lokman Suresi, 15) ayetiyle, Kendisi'ne kar§i isyan yolunu sectikleri ve 
kigiyi de bu dogrultuda hareket etmeye te§vik ettikleri takdirde anne ve 
babaya itaat edilmemesini 6gutlemi§tir. Ancak Islam ahlakimn geregi 
olarak, Allah, bu durumda da yine onlara kar§i saygida kusur etmeden, 
diinya hayatina ait konularda onlara iyilikle davranacak bir ahlak goste- 
rilmesini emretmigtir. 



■! 



Lmiim- (nauaiimm ^AMdma* Vefiien Deaei t 
Insanlarm diinyevi degerler iizerine kurduklan birliktelikler cok ki- 
sa siirede yerini bikkinhga birakabilmektedir. Evlilik kurumunda da bu 
duruma sik sik rastlanabilmektedir. Insanlar, saygi ve sevgilerini diinye- 
vi degerler iizerine kurduklannda, bu degerlerde herhangi bir degi§iklik 






u-n< 



:¥' ■ 



':£■ 




■ 



m 







oldugunda, bu duygularim da hemen yitirebilmek- 
tedirler. Sevgi, saygi, sadakat gibi kavramlar, giizel- 
lik, zenginlik, saghk, makam ya da itibar gibi olcti- 
lere dayandinldiginda, bu sonuc, neredeyse kacmil- 
maz hale gelmektedir. Eger insan sevgisini kargisin- 
daki insanin yalnizca giizelligine dayandirmi§sa, 
bu ki§i elbette zaman icerisinde gencligini, sagligi- 
m, guzelligini yitirecek, dolayisiyla sevgi, saygi ve 
sadakat de bununla beraber yok olacaktir. Ayni §e- 
kilde zenginlik, itibar ya da makam gibi degerler 
de, kolayhkla elden gidebilecek ozelliklerdir. Ken- 
disine bu degerleri olcii alan bir insan, bunlarm 
kaybedilmesi durumunda artik kar§isindaki kigiyi 
sevebilmek, ona saygi duyabilmek icin kendince 
hicbir sebep bulamayacaktir. 

Sevgiyi, saygiyi ve sadakati kalici kilan, iman, 
Allah korkusu ve giizel ahlaktir. Bir insani, imam 
ve ahlaki icin seven ki§i, evlilik konusunda da kar- 
§isindaki ki§iye kar§i son derece saygih, sadik ve 
giizel ahlakh olacaktir. Ne gencligini, saghgini ya 
da guzelligini zaman icerisinde yitirmesi, ne de 
zenginlik, itibar gibi ozelliklerini kaybetmesi, bu ki- 
§inin sevgisine ve kar§i tarafa verdigi degere bir et- 
ki edemeyecektir. Bu kigi, imam ve Allah korkusu 
nedeniyle gartlar her ne olursa olsun, hicbir zaman 
igin kar§i tarafi huzursuz edecek, sikinti duymasina 
neden olacak bir tavir icerisine girmeyecektir. Ku- 
ran ahlakina uygun olarak her ko§ulda, §efkat, mer- 
hamet, adalet ve hoggoriiyle yakla§acak, bunun 



<\t 



M^ 



. Vn 



^ 



<:j 



Allah'in kendisine yiikledigi onemli bir sorumluluk oldugunun bilinciy- 
le hareket edecektir. Allah Kuran'da evlilikte kadin ve erkegin birbirleri- 
ne karsi olan sorumluluklanni "... Onlar, sizin ortiileriniz, siz de onlara 
ortusiiniiz..." (Bakara Suresi, 187) ayetiyle bildirmektedir. Allah bu ayet- 
le birlikte, insanlara kadin ve erkegin evlilikte birbirlerine karsi esit yii- 
kumlulukte olduklanni da hatirlatmaktadir. Allah'in ayette bildirdigi 
'ortii' ifadesi, taraflarm birbirleri iizerindeki koruyucu ve gozetici vasif- 
lanni ortaya koymaktadir. Bu ayetle, ayrica kadin ve erkegin birbirlerini 
tamamlayici ozelliklerine de dikkat cekilmektedir. 

Bunun yam sira Allah bir baska ayette de "Onda 'siikun bulup du- 
rulmaniz' i^in, size kendi nefislerinizden esler yaratmasi ve aranizda 
bir sevgi ve merhamet kilmasi da, O'nun ayetlerindendir. §iiphesiz 
bunda, diisiinebilen bir kavim i^in ger^ekten ayetler vardir." (Rum Su- 
resi, 21) ifadesiyle, evlilikte 'sevgi ve merhamet' kavramlarimn onemine 
dikkat cekmistir. Iman edenler evlilikte, karsihkh olarak, birbirlerini 
Allah'in kendilerine olan bir nimeti ve emaneti olarak goriir, bundan do- 
layi da birbirlerine biiyiik deger verirler. Her tiirlii ek- 
siklik ya da hata karsisinda sevgiyi ve merhameti 
esas alarak hareket ederler. Kuran'a uygun bir tavir 
gostermenin her zorlugun iistesinden gelmelerini 
saglayacagini ve karsilastiklan sorunlan coziime ka- 
vusturacagini bilirler. Bu da, Allah'in ayette belirttigi 
gibi, evliligin miimin kadin ve miimin erkek icin bir- 
birlerinde 'huzur ve siikun bulmalarmi' saglayan bir 
nimete doniismesine neden olur. 

Allah Kuran'in, "... birbirinize katil- 
mis (birleserek i^li-dish olmus)t 
niz..." (Nisa Suresi, 21) 
ayetiyle, evliligin kisiler 





\v/#-< '•-" 



>• ' 



' V 



! Hani demisti ki: ' Rabbi m bana 
Kendi Katmda, cennette bir ev 
yap; beni Firavun'dan ve onun 
yaptiklarindan kurtar ve beni o 
zalimler toplulugundan da kurtar/ 1 
(Tahrim Suresi, 11) 







M^ t TEiJ ■■■.',■■ sYJM > . 



V 



^#^ 



arasinda sagladigi samimiyete ve yakinhga da dikkat cekmigtir. Iman 
edenlerin evlilikteki bu samimiyetlerini, yakinhklarini ve birbirlerine 
deger vermelerini saglayan, bu kimselerin ahirette de sonsuza kadar sii- 
recek bir birlikteligi amaclamis. olmalandir. Gercek sadakat bu du§iince- 
yi gerektirir. Aralannda, menfaatlere dayali gecici bir sevgi soz konusu 
olmadigi ve ahirette sonsuza kadar beraber olmayi hedefledikleri icin, 
birbirlerine kar§i cok sadik, yakin, diiriist ve samimi olurlar. 

Goriildugii gibi, Kuran ahlaki esas ahndiginda, her iki tarafin da 
Allah'tan korkan, vicdanh kigiler olmasi sebebiyle giizel bir birliktelik 
ya§anir. Boyle bir birliktelikte sadakat, vefa, saygi, sevgi, samimiyet, dii- 
riistliik, ho§goru, tevazu gibi onemli ahlak ozelliklerinin ya§anmasi so- 
nucunda evlilikte siireklilik ve istikrar olur. Bu ozelliklerden yoksun 
olan insanlann evlilikleri genellikle kisa siireli olmaktadir. 

Dolayisiyla Islam ahlakinda evlilik, kadin icin biiyiik bir rahatliktir. 
Sevgiyi, saygiyi, sadakat ve vefa duygulanni en iyi gekilde ya§ayabilece- 
gi bir birlikteliktir. Kar§isindaki ki§iden siirekli olarak saygi, sevgi ve ih- 
timam goriir, el iistiinde tutulur, onore edilir. Cekisjne, menfaat catisjna- 
si, ustunluk arayigi, kibir, yalan gibi kotii ahlak ozelliklerinin olmamasi, 
kadinin evlilikten Allah'in ayette bildirdigi gibi, 'huzur ve siikun bulma- 
sini' saglar. 

Peygamber Efendimiz de kendi yagantisiyla bu konuda turn mu- 
minler icin onemli bir ornek olmu§tur. Allah, "Andolsun, sizin iqin, 
Allah'i ve ahiret giiniinii umanlar ve Allah'i ^ok^a zikredenler i^in 
Allah'in Resulii'nde giizel bir ornek vardir." (Ahzab Suresi, 21) ayetiy- 
le bu duruma dikkat cekmigtir. Peygamber Efendimiz bircok soziinde 
mumin kadinlann ne kadar degerli varhklar olduklarim belirtmigtir. Bu 
sozlerinden birinde "Diinya bir metaidir. Diinya metainin en hayirhsi 
saliha kadindir" 16 §eklinde buyurmu§lardir. Bir bagka soziinde ise, evli- 
likte kadina gosterilmesi gereken ihtimami ve verilmesi gereken degeri, 



H 



r _ 



%) 






I 



V, 






"En olgun imana sahip mumin, huyu en giizel ve ailesine kar§i en nazik, 
liitufkar olanidir." 17 sozleriyle ifade etmigtir. Ayrica Peygamberimiz 
(sav), bu yonde gosterdigi giizel ahlaki ile, tiim Miisliimanlar icin giizel 
bir ornek olmugtur. Bir hadis-i §erifinde evlilikte kadinlara kar§i gosteri- 
lecek olan giizel ahlakin onemini §6yle hatirlatmi§tir: 

En hayirhniz, hammlarma en hayirh olanimzdir. Ben hammlarma kariji siz- 

lerin en iyisiyim. 18 

Bunun yam sira, Peygamberimiz (sav) Veda Hutbesi'nde; "Kadinlar 
size Allah'in bir emanetidir." w §eklinde buyurarak, kadinlara kar§i nasil 
bir ihtimam icerisinde olunmasi gerektigini bir kez daha hatirlatmi§tir. 

Tiim ya§antisiyla oldugu gibi, aile hayatiyla da iman edenler icin 
giizel bir ornek olugturan Peygamberimiz (sav), hammlarma kargi da- 
ima §efkat, merhamet ve giizellikle davranmi§tir. Nitekim Hz. Ai§e 
(ra)'den rivayet edildigine gore, Peygamber Eiendimiz," Hammlarma kar- 
§i insanlarin en yumusagi, en kerimi, giiler yiizliisii ve miitebessim olam idi. " 20 

^m^m'aa JCadudaiwi JC&mma- c/lttuva calumta&i 
Allah, "Kuran'dan mii'minler i^in §ifa ve rahmet olan §eyleri indi- 
riyoruz..." (Isra Suresi, 82) ayetiyle, Islam ahlakimn insanlan daima hay- 
ra yoneltecegine dikkat cekmis. ve Kuran ayetlerinin insanlar icin bir 
rahmet oldugunu hahrlatmi§tir. Allah'in insanlar arasinda huzur ve ada- 
leti saglamasi icin bildirdigi Kuran ahlaki ile, kadinin gerek toplumsal 
ya§antisindaki gerekse aile hayati icerisindeki tiim haklan koruma alti- 
na ahnmigtir. Allah'in bir ayette "... Biz (ona kar§i) sana hakki ve en gii- 
zel a^iklama tarzini getirmi§ olmayahm." (Furkan Suresi, 33) sozleriyle 
bildirdigi gibi, Allah tiim insanlarin hayatlannin her safhasinda hak et- 
tikleri degeri, sevgiyi ve saygiyi gorebilmeleri icin gereken her tiirlii bil- 
giyi Kuran'da eksiksiz olarak bildirmi§tir. 









m 



Allah, mumin erkeklere ve 

miimin kadmlara icinde ebedi 

kalmak uzere, altindan irmaklar 



Pk£©©QH3^» 




*pmr*w. a 



%1 



Ku§kusuz bu, kadinlar icin de cok biiyiik bir rahmet, biiyiik 
bir kolaylik ve nimettir. Allah'in bildirdigi ahlaka gore hareket 
edildiginde, hie ku§ku yok ki, Kuran bilgisinden uzak ya- 
§ayan kimi toplumlarda oldugu gibi bir karmaga soz ko- 
nusu olmayacak, kadinin toplumdaki yeri konusunda 
siiregelen turn tartigmalar son bulacaktir. 

Ilerleyen satirlarda Allah'in Kuran ayetleri ile bil- 
dirdigi, kadini ve sahip oldugu sosyal haklan giivence 
altina alan ayetlerden bazilanna deginecek ve Islam ah- 
lakinda kadina ne kadar deger verildigini ve nasil bir ih- 
timam gosterildigini ortaya koyacagiz. 

.'■. 

ve (Mtyfud Swamm/'ak Styantlma&i 
Iman ve Allah korkusu, insanlarin hayatlarimn her 
aninda vicdanlanna ve Kuran ahlakina uygun gekilde hareket 
etmelerini saglar. Aksinde ise insani yonlendirecek olan, nefsinin 
bencil tutkulan ve §eytanin telkinleri olur. Bu da, insanlan dogru 
ve giizel olan tavirlardansa, nefislerini memnun edecek, gahsi 
menfaatlerini koruyacak davrani§larda bulunmaya iter. Bu bakis. 
acisi, boganma gibi iki insan arasindaki birtakim maddi ili§kilere 
son veren durumlarda da acikca ortaya cikabilmektedir. 

Boganma, nefislerinin kendisini yonetmesine izin veren ki- 
mi insanlar icin, kar§i taraf ile olan tiim cikar ili§kilerini sona er- 
dirmeleri anlamina gelir. Bu kimseler cikar ili§kisinin bittigi yer- 
de, kar§i tarafa artik ihtimam ve ilgi gostermeleri icin bir gerekce 
kalmadigina inamrlar. (Jogu zaman, aynldiklan insanlara kar§i 



§S 






^M# 









--V'^V^V-::- 



olan turn sevgi ve saygi hislerini de yitirdikleri icin, onlara kar§i iyilikte 
bulunabilmek icm herhangi bir sebep bulamazlar. Bundan dolayi sadece 
kendi menfaatlerini koruma altina alacak §ekilde hareket eder, kargi ta- 
rafin icinde bulundugu durumu, zorluk ve sikintilan, ihtiyac icerisinde 
olduklan konulan gormezlikten gelebilirler. 

Iman edenlerin boyle bir durum kargisinda gosterecekleri ahlak ise 
cok farkli olur. Onlar, yaptiklan her igte asil olarak Allah'in nzasini ka- 
zanabilmeyi hedefledikleri icin, §ahsi isteklerine ya da nefislerinin ben- 
cil telkinlerine gore hareket etmezler. Allah'in razi olacagi tavrin, §artlar 
ne olursa olsun, Kuran ahlakina ve vicdanlarma uygun bir ahlak goster- 
meleri oldugunu bilirler. Bu nedenle, bo§anma soz konusu oldugunda 
da gosterecekleri tavir yine giizel ahlaka en uygun olan tavirdir. Allah 
Kuran'in "Kadinlari bo§adiginizda, bekleme siirelerini tamamlami§- 
larsa, onlari ya giizellikle tutun ya da giizellikle birakin..." (Bakara Su- 
resi, 231) ayetiyle, insanlara bo§andiklan e§lerini giizellikle birakmalan- 
ni bildirmigtir. Miiminler bu konuda son derece titiz davranirlar. Giizel 
ahlaki Allah'in nzasini kazanabilmek amaciyla ya§adiklan icin, bo§ana- 
caklari kigiye kar§i da aym ho§g6riilii, merhametli, nezaketli, saygili ve 
ince du§unceli tavn gosterirler. Evlenirken ya da sonrasinda birbirlerine 
kar§i nasil sevgi, saygi dolu bir tavir icindelerse, bu ahlaklanni bo§anma 
sirasinda da korurlar. Bo§anmayi aralannda bir tartigma ya da kirginhk 
sebebi yapmazlar. Kar§i tarafi zorluk ve sikinti icerisine sokacak, rahat- 
sizhk verecek, huzursuz edecek bir tavir gostermekten itinayla kacinir- 
lar. Allah Kuran'in bir ba§ka ayetinde bo§anilan kadinlara kar§i gosteril- 
mesi gereken ahlaka §6yle dikkat cekmi§tir: 

Ey iman edenler, mii'min kadinlari nikahlayip sonra onlara dokunma- 
dan bogarsaniz, bu durumda sizin iqin iizerlerine sayacaginiz bir iddet 
yoktur. Arhk (hemen) onlari yararlandinn (onlara yetecek bir miktar ve- 
rin) ve giizel bir salma tarziyla onlari sahverin. (Ahzab Suresi, 49) 



0>me& "THiiAduu^ui 'KacttM; ^f. "WC&UfetH. 




,«5--:- 



JCaaudatHii, So^anmki(ut Omwa Madai- 
CMfwaA yihvemi& c^ttuta- cnlutma&v 
Allah Kuran'da, bo§anan kadinin gecimini saglamasi amaciyla, mad- 
di acidan giivence altina alinmasimn, Kendisi'nden korkup sakinan her 
mumin erkegin iizerine bir yukumluliik oldugunu bildirmi§tir: 

(Kocasi tarafindan) Boganan (kadin)lann maruf (megru) bir tarzda yarar- 
lanma (ve geqim pay)lari vardir. Bu, sakinanlar iizerinde bir hak (borq) 
hr. (Bakara Suresi, 241) 

Kuran ahlakina gore muminlerin, hayatlannin her aninda oldugu 
gibi, bu konuda da Allah'in rizasim kazanmayi hedefleyerek hareket et- 
meleri gerekir. Saglanacak yardimin miktari belirlenirken, kadinin iceri- 
sinde bulundugu sosyal konumu ve ihtiyaclanni goz oniinde bulundu- 
rarak son derece vicdanh hareket etmek mumin ahlakimn bir geregidir. 
Allah muminlerin bu konudaki yiikumluluklerini Kuran'da §6yle bildir- 
mi§tir: 

... Onlan yararlandinn, zengin olan kendi giicii, darda olan da kendi gii- 

cii oraninda, maruf (megru ve orfe uygun) bir gekilde yararlandirsin. 

(Bu,) iyilik edenler iizerinde bir hakhr. (Bakara Suresi, 236) 

Genif-imkanlari olan, nafakayi genig imkanlanna gore versin. Rizki ki- 

sith tutulan da, arhk Allah'in kendisine verdigi kadariyla versin. Allah, 

hiqbir nef se ona verdiginden baskasiyla yukumluliik koymaz. Allah, bir 

guqliigiin ardindan bir kolayhgi kilip-verecektir. (Talak Suresi, 7) 

Ayetlerden de anla§ilacagi gibi, Allah genis. imkanlara sahip zengin 

bir kigiyi de, kisith maddi giicii olan fakir kigiyi de bu konuda sorumlu 

tutmu§, her birine kendi imkanlan oraninda yardimda bulunmalarim 

bildirmi§tir. Kuran ahlakindan uzak yagayan kimi insanlar, bo§andiklan 

ve artik hicbir beklentilerinin kalmadigi kigilere maddi yardim yapma- 

nin, bo§a gidecek bir harcama olacagini du§uniirler. (Junku ahirete inan- 

mamakta ve yaptiklan i§lerde Allah'in rizasim kazanma amaci ta§ima- 






u-n< 



:¥' ■ 



I 






3 

l rv; 






maktadirlar. Amaclan sadece menfaatlerini korumak 
oldugu icin, kendilerine artik hicbir cikar saglamaya- 
cak, yabanci konumuna gelmi§ birisi icin ozveride 
bulunmanin bir anlami olmadigini duguniirler. Bu 
nedenle de genellikle bu sorumluluktan bir §ekilde 
kurtulmaya ya da kar§i tarafin icerisinde bulundugu 
durumu hie, goz oniinde bulundurmaksizin, mum- 
kiin oldugunca az bir yardim ile konuyu kapatmaya 
galigirlar. 

Iman eden kimseler ise, turn davrani§lari ile 
Allah'in nzasini kazanmayi amacladiklari icin hicbir 
zaman bu tarz du§iincelerle hareket etmez; tarn ter- 
sine, olabilecek en fazla hassasiyeti ve titizligi goste- 
rirler. Hayatimn sonuna kadar bo§andigi ki§iyi bir 
daha hie gormeyecek ve ondan maddi manevi hicbir 
menfaat elde etmeyecek de olsa, miimin bir kimse 
samimiyetle bu ki§inin ihtiyaclanni kendi maddi 
imkanlan dogrultusunda en iyi gekilde kar§ilamaya 
cah§ir. 

Bunun yam sira, bir ibadeti yerine getirirken, 
insanlara Allah'in nzasini asil kazandiracak olanin, 
yaptiklan bir i§in mahiyeti degil, bunu yerine getirir- 
ken kalplerinde ta§idiklan niyetleri oldugunu 
ibilirler. Allah kesilecek 



&. 



I 
V 



^J 



"r 




'?■■ 




olan kurbanlar 
icin bir ayette "Onla- 
rin etleri ve kanlari ke- 
sin olarak Allah'a ulasmaz, 
ancak O'na sizden takva ula- 
sir..." (Hac Suresi, 37) geklinde bu- 
yurarak bu konuyu miiminlere agiklami§tir. 
Bu nedenle Allah'in bir ayette "Kadinlara mehirle- 
rini goniilden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fa- 
kat onlar, goniil hosluguyla size ondan bir seyi bagislarlarsa, 
onu da af iyetle, iq huzuruyla yiyin." (Nisa Suresi, 4) sozleriyle bildirdi- 
gi gibi, kadinlara yonelik olan bu sorumluluklanni da 'goniilden isteye- 
rek' yerine getirirler. Kadinlann da yine bu yardimi 'goniil hosluguyla' 
bagi§lamalari durumunda ise, bu konuda herhangi bir §ekilde sorumlu 
olmazlar. 






&&m*a (/&<£ t/ummamaAi 

Allah'in Kuran'da bildirdigi, kadinlann korunmasina yonelik ted- 
birlerden bir digeri ise, bo§anan kadinlann sahip olduklan mal varhkla- 
nna ili§kindir. Allah "Bir esi birakip yerine bir baska esi almak isterse- 
niz, onlardan birine (oncekine) yiiklerle (mal ve para) vermisseniz bi- 
le ondan hi^bir sey almayin. Ona iftira ederek ve apa^ik bir giinaha gi- 
rerek verdiginizi alacak misiniz? Onu nasil ahrsiniz ki, birbirinize ka- 
tilmis (birleserek i^li-dish olmus)tiniz. Onlar sizden kesin bir giiven- 
ce (kuvvetli bir ahid) de almislardi." (Nisa Suresi, 20-21) ayetleriyle, bo- 
§anma durumunda erkegin, evli oldugu sure icerisinde e§ine vermis, ol- 
dugu hicbir §eyi geri almamasim bildirmigtir. 

Allah, oncesinde evlilik ile kadina bir soz ve giivence verilmi 



^ 



6ttte& Tftci&Uitttatt, "PduUn; ^ff. "ffltenxfettt. 



ilmi§ oldu- 







■■ r ' '' 




\ 




I 




^-£>*< 



gunu hatirlatmig, bu nedenle de kadina 'yiiklerle mal ve para' verilmig 
olsa da, yine de erkegin bunlari geri alma yoniinde bir talep icerisinde 
olmamasim bildirmi§tir. hnan eden, Allah'tan korkan ve her i§i Allah'in 
nzasini kazanabilme umuduyla yapan bir insan, verilen soziin Allah'a 
kar§i verilmi§ oldugunu bilir. Bundan dolayi bu konudaki sorumlulugu- 
nu en giizel §ekilde yerine getirir. 

Allah, insanlan Kuran ile bildirmi§ oldugu sinirlara titizlikle uyma- 
lari konusunda uyarmig ve kadinlara verilen bir §eyin geri ahnmasinin 
helal olmayacagini bildirmi§tir: 




' ' / - 


* 


,■.-'. 


1 






v;>>*. 





*& 



... Onlara (kadinlara) verdiginiz bir geyi geri almaniz size helal degildir; 
ancak ikisinin Allah'in sinirlanni ayakta tutamayacaklanndan korkmus 
olmalan (durumu baska). Eger ikisinin Allah'in sinirlanni ayakta tuta- 
mayacaklanndan korkarsaniz, bu durumda (kadin 
fidye vermesinde ikisi icm de giinah yoktur. Ifte 
bunlar, Allah'in sinirlaridir; onlara tecaviiz et- 
meyin. Kim Allah'in sinirlarina tecaviiz 
ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir. 
(Bakara Suresi, 229) 






Tfcl 



} *M i \Mfc. 







Goruldiigu gibi Islam ahlakinda kadina biiyiik bir ihti- 
mam gosterilmekte, hayatinin herhangi bir a§amasinda bir 
sikinti veya zorluk ile kar§i kar§iya kalmamasi icin ge- 
rekli olan turn ahlaki tedbirler daha en bagindan alin- 
maktadir. Miiminler her islerinde daima Allah'tan kor- 
karak hareket ettikleri igin, bogandiklan bir kadinin da 
haklarmi en giizel gekilde korur ve olabilecek en vic- 
danli tavn gosterirler. 



t &amm JCodL 

imaumnut AmuumtaAi 

Allah, Kuran'in "(Bo§adiginiz) Kadinlari, gii- 

ciiniiz oraninda oturmakta oldugunuz yerin bir ya- 

ninda oturtun, onlara 'darhk ve sikintiya dii§urmek 

amaciyla' zarar vermeyin. Eger onlar hamile iseler, 

yiiklerini birakincaya (dogumlanni yapincaya) ka- 

dar onlara nafaka verin. §ayet sizler i^in (^ocugu) 

emzirirlerse, onlara iicretlerini odeyin. (Durum ve 

ili§kilerinizi) Kendi aranizda maruf (giizellikle ve Is- 

lam'a uygun bir tarz) iizere g6rii§iip-konu§un. Eger 

gii^liik i^ine girerseniz, bu durumda (^ocugu) onun 

(babasi) i^in bir ba§kasi emzirebilir." (Talak Suresi, 

6) ayetiyle, boganma sonrasinda kadinlarin gerek 

maddi gerekse manevi anlamda trim ihtiyaclannin 

giivence altina alinabilmesi icin gosterilmesi gereken 

ahlak ozelliklerini insanlara bildirmi§tir. O ana kadar, 

maddi manevi her tiirlii ihtiyacini eginin ya da evlilik 

ortamimn sagladigi imkanlar ile kargilayan kadin, bo- 

ganmayla birlikte pek cok acidan zorluk icerisinde ka- 



Gttted 'THiiA&imaet' 'PZ.acUet.; ^f. "Wtevcfettt. 



* 



-*k W'*- 



%? 



labilecektir. Miimin ahlaki boyle bir durumda ki§inin ola- 
bildigince anlayi§h olmasim ve kargi tarafin ihtiyaclarim 
kendi ihtiyaclan gibi turn detaylanyla dugiinup yar- 
dimci olmaya cali§masim gerektirir. Oncelikle, evlilik 
sonrasinda kendisine kalabilecegi uygun bir yer bu- 
lana kadar bu konuda kadina bir imkan saglanma- 
si, ona herhangi bir gekilde zarar gelmesine izin ve- 
rilmemesi, miimin icin, vicdani acidan onemli bir 
sorumluluktur. Bunun yarn sira kadin eger hamile 
ise, dogum olayi gercekle§inceye kadar, maddi aci- 
dan tiim saglik ve bakim ihtiyaglarinin kar§ilanma- 
si giizel ahlaka uygun bir tavir olacaktir. Tiim bu ih- 
tiyaclar, kigilerin icinde bulunduklan ko§ullara gore 
degi§kenlik gosterebilir. Ancak onemli olan, iman ve 
vicdan sahibi insanlarm gartlar ne olursa olsun ince 
du§unceli ve anlayigh bir tavir icerisinde hareket etme- 
leri, kadinin zor durumda kalmamasi, maddi ve mane- 
vi acidan giivenliginin saglanabilmesi icin gerekli olan 
tiim onlemleri alabilmeleridir. Ve tiim bu konulan co- 
ziimlerken de, Allah'in ayette bildirdigi gibi, her tiirlii ko- 
nunun ki§iler arasinda giizellikle ve Kuran ahlakina uy- 
gun bir §ekilde halledilmesidir. 

.,sci G-uuwuwiu&i 
Allah Kuran'da kadinlann toplumsal ya§amin her 
a§amasinda en giizel §ekilde korunup kollanmalanna 
yonelik pek cok tavsiyede bulunmugtur. Bunlardan bi- 
ri de, kadinlann mallanna zorla mirasci olunmaya ca- 
hgilmamasidir. Allah Kuran'in "Ey iman edenler, ka- 



WSi 



>*S$& '■?&; , 



% 



V 



■ L < 






Boylece Allah, dunya ve ahiret 

sevabinin guzelligini onlara verdL 

Allah iyilikte bulunanlan sever. 

(AI-e imran Suresi, 148) 



i:/ 









dinlara zorla miras^i olmaya kalki§maniz 
helal degildir. Apa^ik olan firkin bir ha- 
yasizhk' yapmadiklan siirece, onlara ver- 
diklerinizin bir kismini gidermeniz (ken- 
dinize almaniz) i^in onlara baski yapma- 
niz da (helal degildir.) Onlarla giizellikle 
ge^inin..." (Nisa Suresi, 19) ayetiyle, mii- 
minlere bu konuyu hatirlatmi§tir. 



''V 

KEY 









Jumuwui caliuui cnluima&iy 
Kadinlara gosterilmesi gereken ihti- 
mama ve giizel ahlaka dikkat gekilen ayet- 
lerden birinde, Allah 'yetim kadinlara kar- 
§1 adaletin ayakta tutulmasi' gerektigini 
haber vermigtir: 

Kadinlar konusunda senden fetva ister- 
ler. De ki: "Onlara iliskin fetvayi size 
Allah veriyor. (Bu fetva,) Kendilerine ya- 
zilan (haklan veya miras)i vermediginiz 
ve kendilerini nikahlamayi istediginiz 
yetim kadinlar ve zayif qocuklar (hak- 
kinda) ile yetimlere karsi adaleti ayakta 
tutmaniz konusunda size Kitap'ta okun- 
makta olanlardir. Hayir adina her ne ya- 
parsaniz, siiphesiz Allah onu bilir. (Nisa 
Suresi, 127) 

Allah korkusu olmayan kimi insanlar, 
zayif konumda oldugunu, gevresinin guglii 
olmadigini ya da arkasinda haklanni koru- 



ST 



i 



~-<- 



' 156 "'- "■ " 



r, 



yup sahip cikacak kimsesi olmadigini dii- 
§undiikleri insanlann haklanni kolayhkla 
cigneyebilmektedirler. Yetim olan kimseler de, 
kimi zaman bu kotii niyetli insanlann adalet- 
siz ve cikarci tavirlarma hedef olabilmekte- 
dirler. Hatta kimi insanlar, bazen bir ki- 
§iyle, sahip oldugu imkanlarmdan ya- 
rarlanma diiguncesiyle, sadece zengin 
oldugu icin evlenebilmektedirler. Bu ki- 
§i yetim biri oldugunda ise, bu gikarci 
yakla§imlanni qok daha rahat bir §ekilde 
uygulamaya gecirebileceklerini du§unebil- 
mektedirler. I§te Allah bu gibi insanlann ah- 
lakindan sakinmalari konusunda miiminleri 
uyarmis. ve onlara daima hayirdan yana hareket et- 
melerini hatirlatmi§tir. 
Iman eden kimseler, Allah'in, yaptiklan her§eyi gor- 
dugunii ve ahirette turn bunlan ortaya cikaracagini bilirler. In- 
sanlan aldatmamn, haksiz yollarla menfaat elde etmeye cahgmanin, 
adaletsiz ve merhametsiz tavirlar sergilemenin, ahirette insanlan mutla- 
ka kayba ugratacagimn bilincindedirler. Diinya hayatinda haksiz yere 
kazamlacak az bir menfaatin, insanlara Allah'in nzasini kaybettirecegini 
ve ahirette sonsuz bir azaba neden olabilecegini dii§unerek boyle bir ah- 
laka asla yana§mazlar. Yetim bir insanin hakkini herkesten once onlar 
kendileri koruyup kollamaya cahgir, kotii niyetli insanlann yakla§imla- 
nna kargi once kendileri tedbir ahrlar. Aym §ekilde evlenmek istedikleri 
yetim bir kimsenin haklanna kar§i da biiyiik bir titizlikle yakla§ir, evlili- 
gi hicbir zaman icm kargi tarafin sahip oldugu imkanlardan istifade edi- 
len bir birliktelik olarak gormezler. 





0>me& "THiiAduu^ui 'PZ.acUet.; ^f. "Wtevcfettt. 




■ '■:. us , :<'■: / 











*%pv=; 










P^ 


• 


' t M 



- ■■ 



®*l 





! MiS£tM§ 






.11,. 



manin bir kadini ne kadar hayirli bir insan 
haline getirdigine Allah Kuran'in "Miisrik 
kadinlari, iman edinceye kadar nikahla- 
mayin; iman eden bir cariye, -hosunuza 
gitse de- miisrik bir kadindan daha ha- 
yirhdir. Miisrik erkekleri de iman edince- 
ye kadar nikahlamayin; iman eden bir 
kole, -hosunuza gitse de- miisrik bir er- 
kekten daha hayirhdir. Onlar, atese ^agmrlar, Allah ise • 
Kendi izniyle cennete ve magfirete qagirir. O, insanlara 
ayetlerini a^iklar. Umulur ki ogiit alip-diisiinurler." (Ba- 
kara Suresi, 221) ayetiyle dikkat gekmektedir. Bir insanin 
kigiligini guzelle§tirip iistiin hale getiren, karakterini sag- 
lamlasjtiran, ahlakini giizellegtiren, tavirlarmi etkileyici ki- 
lan asil olarak o ki§inin imam, Allah korkusu ve takvasidir. 
Insanin sahip oldugu tiim ozelliklere anlam kazandiracak 
olan, imamdir. Bu Allah'in, Kuran ile bildirdigi onemli bir 
sirri, insanlann dikkatle dusiinup ogiit almalanni gerekti- 
ren onemli bir bilgidir. 










*W? 








'-\% 




ri* .. %tr 



%) 




' .$• ' 



Kuran ahlaki, turn insanlara oldugu gibi, kadinlara da olabilecek en 
giiclii, en saglam ve en giizel kigiligi kazandinr. Allah'in, 
"... Hayir, Biz onlara kendi §an ve §eref (zikir)lerini ge- 
tirmi§ bulunuyoruz..." (Miiminun Suresi, 71) ayetiyle 
bildirdigi gibi, Kuran ahlaki insanlara '§an ve §eref ka- 
zandirmaktadir. Dolayisiyla bu ahlaki ya§ayan bir kadin, 
saygi duyulacak, onurlu ve vakarh bir karaktere sahip 
olur. 
Onceki boliimlerde dikkat cekildigi gibi, Allah Kuran'da 
kadin ve erkek icin ayri birer karakter belirtmemi§, tiim insanlan 
tek bir Musluman karakterine uymaya cagirmi§tir. Miisliiman, Allah'tan 
korkan, her iginde Allah'in nzasini arayan, diinya hayatimn gecici, olii- 
miin ise yakin oldugunu bilip, ahireti hedefleyen insandir. Kadin ya da 
erkek olsun, tiim Miisliimanlar Kuran ahlakim en giizel §ekilde ya§ama- 
ya gayret ederler. Bu ahlaki ya§ayan kadinlar ise, cahiliye toplumlannda 
kadin ya da erkek karakterinde goriilen tiim zaaflardan, zayifhklardan, 
saplantilardan ve tavir bozukluklarmdan kurtulmu§, bunlarm yerine 
imanin getirdigi giiclii bir karakter geligtirmiglerdir. Iman sahibi insan- 
lar, ya§adiklari toplumdan, ailelerinden ya da arkadas. cevrelerinden al- 
diklari telkinler her ne olursa olsun, bunlari bir kenara birakir ve Ku- 
ran'da belirtilen Musluman karakterini yagarlar. I§te miimin bir kadin da 
karakterini Allah'in begendigi ve ho§nut olacagi ahlaki olcii alarak, Ku- 
ran'a gore belirler. 

Hz. Meryem, bu ki§iligi ya§ayan kadinlarin en giizel orneklerin- 
dendir. Kitabin onceki boliimlerinde daha detayh olarak deginildigi gi- 
bi, Hz. Meryem cahiliye ahlakim yagayan bir toplum icerisinde pek cok 
zorlu imtihanla kar§i kargiya kaldigi ve tiim bunlara tek ba§ina kar§i 
koymak durumunda oldugu halde, cok giiclii ve dirayetli bir karakter 
sergilemigtir. Islam ahlakimn, Allah'a goniilden bir imanin, derin bir te- 



,: 



J v: 






<P%k 



"■■^/62 



vekkiil ve teslimiyetin kendisine verdigi giic ile her i§inde daima iistiin 
gelmi§tir. Kargila§tigi turn zorluklara ragmen onurunu ve vakanni koru- 
mug, bu ozellikleriyle insanlar arasinda dikkat ceken bir ki§ilik ortaya 
koymu§tur. 

iman eden tiim kadinlar Hz. Meryem'in bu giizel ahlakim ve iistiin 
ki§iligini kendilerine ornek almali ve Kuran'da bildirilen ideal Miislii- 
man karakterine ulagabilmek icin samimi bir caba icerisine girmelidirler. 

Ilerleyen satirlarda Allah'in Kuran'da bildirdigi 'ideal Miisliiman 
kadin karakteri'nin en temel ozelliklerine deginerek, bu karakterin cahi- 
liye inanclarimn §ekillendirdigi kadin karakterinden ne kadar farkh ve 
giiclii bir yapiya sahip oldugunu ortaya koyacagiz. 

miiAlumafi ^AMUut c/ulaA'a Je&imt CMnu^im^ 
Miisliiman bir kadin Allah'a samimi bir kalple iman etmig ve derin 
bir Allah korkusuyla boyun egmi§tir. Allah'tan bagka bir Ilah olmadigi- 
ni, O'nun tiim varliklann tek hakimi ve her§eyin iistiinde, sonsuz giic sa- 
hibi oldugunu kavrami§tir. Bu nedenle yalmzca Allah'tan korkar ve yal- 
mzca O'nun nzasini hedefler. Yalmzca Allah'a ibadet eder, O'nu dost edi- 
nir ve sadece O'ndan yardim ister. Kendisine isabet edecek bir giizellik 
varsa bunu ona ancak Allah'in verebilecegini ve aym §ekilde kendisine 
ula§acak bir kotiiliik varsa bunu da Allah'in engelleyebilecegini, kendi- 
sini ancak Allah'in koruyabilecegini bilerek yagar. Sadece Allah'a muhtac 
oldugunu, kendisini hayatta tutan, ona nimetini ve yardimini ulagtiran, 
koruyup kollayan tek giiciin Allah oldugunu bilir. Dolayisiyla higbir za- 
man igin insanlara yonelik bir beklenti icerisinde olmaz. 

Allah'a, kalbinde hicbir ku§kuya yer vermeden iman etmigtir. Ima- 
nindaki bu samimiyetini hayatimn sonuna kadar, her an siirdiiriir; haya- 
tinin her agamasinda, her ne zorlukla kar§ila§irsa kargila§sin, Allah'a 
olan bu samimi inancindan vazgecmez. Nimet icerisinde oldugunda 



0>me& "THiiAduu^ui 'KacttM; ^f. "WC&UfetH. 




jM f 

■7 


w 


\u r M 




\rJm 


m 


1 1 


1 


»7jf/J 


?& 




■_^s. 



/ 1 









. 



'» .. Allah'a kar§i nasil §iikredici, ho§nutluk dolu bir yakinhk igerisindeyse, 

\fjj §artlar aksine dondiigiinde de aym teslimiyeti gostermeye devam eder. 

Rabbimiz'in kullarma olan sonsuz sevgisinden, rahmetinden, esirgeyici- 

liginden ve bagiglayicihgindan emin, tevekkiillii bir tavir icerisinde olur. 

Bir zorlukla kar§ila§tiginda, Allah'in Kuran'da her zorlukla beraber 

bir kolaylik kilacagini bildirdigini, onemli olanin ise bu zorluk aninda ki- 

ginin Allah'a olan sevgisinde teslimiyetinde ve giiveninde kararhhk gos- 

i " / termesi oldugunu bilir. Allah'in adaletinden, her olayi hayir ve hikmetle 

l/y yarattigindan emindir ve Allah'in vaadinden asla donmeyen oldugunu 

bilir. Kargila§tigi zorluklar uzun sure devam etse bile, hicbir zaman icin 

iimitsizlige kapilmaz, Allah'in yardimindan asla giipheye du§mez. Gii- 

1 },-t ze l bir sabir ve teslimiyetle, Allah'in kendisine verdigiyle yetinir ve bun- 

^J/ da kendisi icin bir hayir oldugunu kesin olarak bilir. Allah'in bu konuda 

Kuran'da bildirdigi ornekleri hatinndan cikarmaz; zorluklarla kargilag- 

■ ► / tiklan zaman iimitsizlige kapilanlann teslimiyetsizligini bilir. Kendisine, 

■» Yf r her ne zorlukla kargila§irlarsa kar§ila§sinlar "... §iiphesiz Rabbim, be- 

nimle beraberdir; bana yol gosterecektir" (§uara Suresi, 62) diyerek 

Allah'a tevekkiil eden peygamberlerin iistiin ahlakim ornek ahr. Hayati 

i ' /' boyunca kar§isina cikan her olayda Allah'in rahmetini, yakinhgini, sev- 

gisini, yardimini ve dostlugunu gorebilen bir iman derinligi icerisinde 

I A olur. 

Miimin kadinlann gosterdikleri bu ahlakin ustunliigii, cahiliye 
» . .. inanclanyla §ekillenen kadin karakteri ile kiyaslandiginda cok daha be- 

}*jf lirgin bir §ekilde ortaya cikmaktadir. Cahiliye ahlakim benimseyen kimi 

kadinlar, hayatlan boyunca kar§ila§tiklan her detayi yaratamn Allah ol- 
dugunu ve bunlann her birinde pek cok hayir ve hikmet gizlendigini 
-ir -„ du§unmedikleri icin ya§adiklan olaylar kar§isinda gereken teslimiyeti 

gosteremezler. Nitekim cahiliye kadin karakterinin en bilinen ozellikle- 
rinden biri, zorluk ve sikintilar kargisinda gosterilen tahammulsuz, sa- 



I 






■ *3G 1 i^4 



J: 






. 







birsiz, ortahgi tela§a veren, karga§a olu§turan tavirlardir. Hatta bu ne- 
denle cogu zaman insanlar, kendilerine yuk olmamalan icin kadinlan, 
sikintiyla kar§ila§ma olasihgi bulunan ortamlardan uzak tutmaya biiyiik 
ozen gosterirler. Cahiliye kadin karakterinin bu onemli ozelligi bu giine 
kadar pek gok filme ya da romana konu olmu§, cok bilinen bir gercektir. 
Allah'a giivenip teslim olmadiklan icin, zorluklara, sikintilara kargi ko- 
yabilecek gercek sabri ve giicii kendilerinde bulamazlar. Giicleri, ancak 
bu zorluga dayanmamn sonunda elde edebilecekleri menfaatlerin bii- 
yukliigii kadar olabilmektedir. 

Iman eden bir kadin ise giicunu imanindan ve Allah'in nzasini ka- 
zanma konusundaki kesin kararhligindan aldigi icin, dayanikhligi cok 
kuvvetli olur. Allah Kuran'da muminlerin, bu ahlaklanni "... Hiq siiphe- 
siz Allah'in yolu, asil yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) 
teslim etmekle emrolunduk." (Enam Suresi, 71) sozleriyle dile getirdik- 
lerini bildirmektedir. Buna kar§ihk Allah, tarn bir teslimiyetle Kendisi'ne 
teslim olan kullanni §6yle mujdelemektedir: 

Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yiiziinii (kendini) Allah'a teslim 
ederse, artik gerqekten o kopmayan bir kulpa yapifmighr. Biitiin iflerin 
sonu Allah'a varir. (Lokman Suresi, 22) 

Hayir, kim (giizel davranis ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a tes- 
lim ederse, artik onun Rabbi Katinda ecri vardir. Onlar iqin korku yok- 
tur ve onlar mahzun olmayacaklardir. (Bakara Suresi, 112) 



Or 



t ^Akmam /ImSe/'i Jau'tm ve 

J euaambetHMtig fiav/'ut (Jumie&iW' 

Iman eden turn insanlar gibi, Musliiman kadinin da tek rehberi Ku- 
ran-i Kerim ve Peygamberimiz (sav)'in siinnetidir. Miimin kadin turn ki- 
giligini, karakter ozelliklerini, ya§am tarzini, ideallerini, isteklerini, tavir- 
lanni ve ahlakim Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)'in tavsiyelerine gore 



t tya-fafa. 



L A W 



'/■' 



v •■■ 



:^ - ; -» ■- ***>, 






vJiiiar, (mu ii 



inai, ^inu ininler ise), §uphesjz' 
ableriyle karsilasacaklanm ve 
(yine^uphesiz.O'na 
oneceklerini bilirier. 
(Bakara Sure si, 46) 







*?■ 


' 


v^^HJ 


HP 


m 


£T 


HW 


. 


[4H 


* 




: '.->^» 




V 




iJ" 



m 




«■ 



belirler. Allah, miiminler icin en dogru ve en giizel 
hiikiimlerin Kuran'da oldugunu "... Kesin bilgiy- 
le inanan bir topluluk i^in hiikmii, Allah'tan da- 
ha giizel olan kimdir?" (Maide Suresi, 50) ayetiy- 
le insanlara bildirmi§tir. Yine bir bagka ayette ise 
Allah, Kuran'in iman edenler icin her konuda yol 
gosterici bir kitap oldugunu §6yle haber vermigtir: 

... Biz Kitabi sana, hergeyin aqiklayicisi, Miislii- 

manlara bir hidayet, bir rahmet ve bir miijde ola- 

rak indirdik. (Nahl Suresi, 89) 

Peygamber Efendimiz ise, "Size iki §ey biraki- 
yorum. Bunlara uydugunuz miiddetge ask sapitmaya- 
caksiniz: Allah' in Kitabi ve Resulii'niin siinneti" 21 
sozleriyle, Musliimanlarm en onemli iki yol goste- 
ricisinin Kuran-i Kerim ve Peygamber Efendimi- 
zin siinneti oldugunu hatirlatmigtir. 

Kuran ve Peygamberimiz (sav)'in siinneti, 
iman eden bir kadinin hayati boyunca her konuda 
yol gostericisidir. Cahiliye toplumlannda kadinla- 
rin genel olarak benimsedikleri ahlaka bakildigin- 
da ise, bu kimselerin ali§anhklanna ya da nefisle- 
rinin isteklerine gore hareket ettikleri goriiliir. Qo- 
cukluk yillanndan itibaren gostermeleri gereken 
karakter ile ilgili olarak aldiklan telkinler, bu kim- 
selerin neredeyse yegane yol gostericileri haline 
gelmigtir. (^evrelerinde ya§ayan kadinlarin hep 
aym tavirlan gostermeleri, aym konu§malari yap- 
malari, filmlerde, romanlarda kadinlarin hep aym 
karakteri gostermeleri, kadinlardan bahsedilirken 



M 



■*! 




\ V, 



4wf-.c.«J-r,'v-;*k ,;*'/< 




- /7, 



hep ayni ortak karakterin dile getirilmesi, bu ki§iler icin bu karakteri 
adeta bir ah§kanhga donu§turmu§tur. Dolayisiyla onlar icin yol gosteri- 
cileri, turn kadinlann genel uygulamalan ve nefislerinin o anki istekleri 
olmu§tur. Herhangi bir olay kar§isinda verecekleri tepki, alacaklan ka- 
rar, gosterecekleri tavir ve hatta kimi zaman soyleyecekleri sozler bile 
genel catisiyla bellidir. Ancak onemli olan ise, yol gostericilerinin tii- 
miiyle batil olu§u ve kendilerini de yanhs. bir yola siirukluyor olmasidir. 
Miimin kadinlar ise, her i§lerinde Kuran'i rehber edindikleri ve 
Peygamberimiz (sav)'in ahlakini ornek aldiklan icin, daima isabetli ta- 
virlarda bulunur, hikmetli kararlar ahr ve bundan dolayi yaptiklan her 
igte en iyi neticeleri alirlar. Bunun da otesinde, cahiliye ahlakinin kadin- 
lara yagattigi tiim huzursuzluklardan ve sikintilardan uzak bir yagam 
siirerler. Allah'in, "Erkek olsun, kadin olsun, bir mii'min olarak kim sa- 
lih bir amelde bulunursa, hi^ §iiphesiz Biz onu giizel bir hayatla ya§a- 
tiriz ve onlarin kar§ihgini, yaptiklannin en giizeliyle muhakkak veri- 
riz." (Nahl Suresi, 97) ayetiyle miimin kadinlara ve miimin erkeklere va- 
dettigi gibi, giizel bir hayat ya§arlar. 



v; , 



jMuAiummt Juidmm lJeaiie/4 SuvuMm' 



Cahiliye ahlakinin insanlara kazandirdigi kadin karakterinin onem- 
li ozelliklerinden biri, bu kimselerin ufuklanni olabildigince daraltmi§, 
ideallerini, dii§iincelerini ve ya§am tarzlanni olabildigince dar bir alan 
ile simrlandirmis. olmalandir. Bu karakteri benimseyen kadinlann top- 
lum tarafindan kendilerine ongoriilen belli basdi birtakim gorev ve so- 
rumluluklan vardir. Onlardan beklenilen ashnda sadece bunlari en iyi 
§ekilde yerine getirebilmeleridir. Bunlarm di§inda farkh ideallere sahip 
olmalan ya da farkh konularda kendilerini geli§tirmeleri icin ise, genel- 
likle kadinlara cok fazla imkan tamnmamaktadir. Kadinlar ancak bu du- 
rumun §uuruna vardiklan ve ya§amlarim daha farkh ve daha biiyiik 



■ 1§ IT* 



u-n< 



:¥' ■ 



A'. \ • + 




/ 



&ii 



^ 






■ ^ 



y 



idealler uzerine kurma ihtiyacini duyduklan takdirde kendilerini geli§- 
tirip dii§unce ufuklannin sinirlanni geni§letebilmektedirler. 

Kadin icin ongoriilen baslica sorumluluklar ise genellikle ailesini ve 
evini maddi ve manevi acidan iyi bir §ekilde idare edebilmesi ve cocuk- 
lanni yeti§tirmesidir. Bunlann di§inda kimi kadinlann cocukluk yillarm- 
dan itibaren almis. olduklan telkinler dogrultusunda ilgilendikleri konu- 
lar ise tumiiyle kendilerine yoneliktir. Bunlar da genellikle saclan, mak- 
yajlari, kiyafetleri, modaya uyup uyamadiklan gibi fiziksel bakimlarma 
ili§kin konular, ev temizligi, arkadas. toplanhlan gibi faaliyetlerle sinirh- 
dir. Elbette insanin ailevi sorumluluklarim yerine getirmesinde, kendisi- 
ne yonelik ihtiyaclarim gidermekle ilgilenmesinde ya da evinin temizli- 
gini saglamasinda bir yanli§hk yoktur. Yanli§ olan, ya§adigi hayatin ve 
iistlendigi sorumluluklarm sadece bunlarla sinirlandirilmi§ olmasi ve 
bunu ne amacla yaptiginin farkinda olmamasidir. 

Allah insani belirli bir amac uzerine yaratmi§, onu yukumlii kildigi 
sorumluluklari Kuran ile kendisine bildirmi§tir. Miisliiman bir kadin 
her§eyden once kendisini yaratan, ona bir omur siiresi kilan, ya§adigi 
her an onu koruyup kollayan, nimetleriyle liituflandiran Rabbimiz'e kar- 
§1 sorumludur. Allah'in Kuran ile insanlara bildirdigi ahlaki ya§amakla, 
Allah'a ibadet ve kulluk etmekle, O'nun rizasim kazanacak isder yap- 
f makla yukumludiir. Cahiliye inanclan nedeniyle, giizel 
ahlakin kendilerine getirecegi huzur ve mutluluktan 
uzak bir ya§am siiren insanlara Kuran ahlakini anla- 
tip, onlann Allah'in rizasina, rahmetine, cennetine 
kavu§malan icin elinden gelen cabayi gostermekle 
gorevlidir. Insanlara §eytanin sundugu, kaos ve kar- 
rmaganin hakim oldugu, sevgi, saygi, dostluk gibi ni- 
T metlerin geregi gibi ya§anamadigi karanhk ruh halinden 
kurtulmanin yolunu gostermek icin samimiyetle gayret 
r sarf etmelidir. 




: 






Allah Kuran'in "Size ne oluyor ki, Allah yolun- 

da ve: "Rabbimiz, bizi halki zalim olan bu iilkeden 

<:ikar, bize Katindan bir veli (koruyucu sahib) gon- 

der, bize Katindan bir yardim eden yolla" diyen 

erkekler, kadinlar ve <;ocuklardan zayif birakil- 

mislar adina miicadele etmiyorsunuz?" (Nisa Su- 

resi, 75) ayetiyle insanlara, dunya uzerindeki si- 

kinti ve zorluk ceken giicsiiz konumdaki in- 

sanlann durumunu hatirlatmi§, onlara 

yardim etmenin ve yol gosterme- 





nin, vicdan sahibi insanlar icin bir yiikumluluk oldugunu bildirmi§tir. 

Allah bir bagka ayette ise, "Allah'a ibadet edin ve O'na hi^bir seyi 
ortak kosmayin. Anne-babaya, yakin akrabaya, yetimlere, yoksullara, 
yakin komsuya, uzak komsuya, yaninizdaki arkadasa, yolda kahmsa 
ve sag ellerinizin malik olduklarina giizellikle davranin. (^iinkii, 
Allah, her biiyiikliik taslayip bobiirleneni sevmez." (Nisa Suresi, 36) 
sozleriyle muminlerin yukumluluklerinin sadece kendileri olmadigini, 
yetimlere, yoksullara, yolda kalmi§a ve daha bunlar gibi muhtac ko- 
numda olan pek cok insana yardim elini uzatmakla da 
• sorumlu olduklarini hatirlatmigtir. 

Musliiman kadin turn bu sorumluluklarinin bi- 

lincinde olan insandir. Bundan dolayi da hicbir zaman 

icin sadece kendi ihtiyaclannin pe§ine du§iip, yalnizca ken- 

disini ilgilendiren birkac sorumlulugu yerine getirip Allah'in 

bildirdigi bu yukumliilukleri goz ardi edemez. Hayata dair ide- 

allerini, duguncelerini sadece bu §ekilde sinirlandirmaz. Diinyamn 

dort bir yanindaki zorluk icerisindeki insanlann, achk geken, 

salgin hastaliklarla miicadele eden, savas. ve cati§ma ortamla- 

nnin zorlugunu ya§ayan gocuklarm, kadinlann, ya§hlarin tiim 

sikintilarim adeta kendi sorunuymus. gibi dugiinup onlara co- 

ziim ula§tirabilmek icin elinden gelen gayreti gosterir. 

Bunun di§inda, giinliik hayatinda kar§isina cikan meselelerde de, 
her konuya gergekten hak ettigi kadar deger verir. Asil amacimn Allah'in 
rizasim kazanmak, O'nun begendigi ahlaki ya§amak ve insanlara da ger- 
qek huzuru ve mutlulugu ya§ayabilecekleri bu ahlaki anlatmak oldugu- 
nu bilir. Bu nedenle de, kimi kadinlann giinliik hayatlannda kar§ilagip 
da cok onemli gordiikleri, gozlerinde buyiitiip tasalandiklan, dert edin- 
dikleri pek cok konunun, insamn gercek amacimn yaninda, ne kadar si- 
radan ve ne kadar onemsiz konular oldugunu bilerek hareket eder. 



t, tytAcfa, 



Vr 












:w 






■x. 



V, 






Mu&Mmum JCaJm t/uiuiu t 

Allah Kuran'in "Nefse ve ona 'bir diizen i^inde bi^im verene', son- 
ra ona fiicurunu (sinir tanimaz giinah ve kotiiliigiinii) ve ondan sakin- 
mayi ilham edene (andolsun). Onu arindinp-temizleyen ger^ekten fe- 
lah bulmu§tur. Ve onu (isyanla, giinahla, bozulmalarla) ortiip-saran da 
elbette yikima ugrami§tir." (§ems Suresi, 7-10) ayetleriyle, kontrol alti- 
na alinmadigi takdirde, nefsin insani sinir tanimaz kotuliiklere suriikle- 
yecegine dikkat cekmi§tir. Allah korkusu ve ahiret inanci, insanlara ne- 
fislerinde bulunan bu kotuliiklerden sakinacak giicii ve akh kazandinr. 

Bu ozellikler olmadigi takdirde ise, bir insan Allah'in ahirette ken- 
disini, diinya hayatinda gosterdigi tavirlardan sorumlu tutacagini dii- 
§iinmeden hareket eder. Bu durumda da nefsinin isteklerini yerine getir- 
mekte bir sakinca gormez. Icinden gelen tavir her ne kadar kotii de olsa, 
bundan sakinmasi icin kendisine gecerli bir sebep bulamaz. O anda nef- 
si ofkelenmesini ilham ediyorsa hemen bu telkine kapihr. Ya da kiskanc- 
hk telkini verip, buna bagh olarak kar§i tarafa kotii bir davranigta bulun- 
masini telkin ediyorsa, bunu da hemen uygular. Kizginhgini ya da kis- 
kanchgini imah sozler soyleyerek, alay ederek, iftira atarak, yalan soyle- 
yerek, entrika yaparak, ikiyiizlii bir tavir sergileyerek gostermesini il- 
ham ediyorsa turn bunlari hie du§unmeden hemen di§a vurur. Allah'a 
hesap verecegini diigiinmedigi icin de turn bu tavirlan uygulamakta hic- 
bir sakinca gormez. 

Oysa bunlann hepsi, Allah'in ayette bildirdigi gibi, nefsin insanlan 
cagirdigi sinir tanimaz kotuliiklerindendir. Insan nefsinin telkinlerine 
uyarak hareket ettiginde, insanlarm goziinde hicbir §ekilde biiyiimez, 
aksine kuciiliir. Icinden gelen duygulan, kotii oldugunu bildigi halde 
kontrol altina alamami§ olmalan bu insanlarm zayifliklanni ve vicdan- 
lanni kullanmadiklarim ortaya koyar. Olgun olamamak, nefsinin istek- 
leriyle cati§tiginda akilci ve makul tavirlar sergileyememek insanlan kii- 






m 



§uphesiz, iman edenler(le) 

Yahudiler Hirisfiyanlar ve sabiiler 

(den kirn) Allah'a ve ahiret gunune 

iman eder ve salih amellerde 

bulunursa, artik oniarin Allah 

Katmda ecirleri vardir... 



Psfi£i/a &n©^U 




■ 



kJ 



'mm 









•■-.■ M 



l «*ffi&flK 







ciik diiguren tavirlardir. Oysa ki 'asil ve giizel olan', Allah'in yine ayette 
belirttigi gibi, nefsin turn bu kotiiliik telkinlerine kar§i 'ondan sakinmak 
ve vicdana uygun bir tavir sergilemek'tir. Bu, emek gerektiren ama ay- 
ni zamanda da insani yiicelten, biiyiiten, insanlann saygisim ve sevgisi- 
ni kazandiran bir ahlaktir. 

Miisluman kadin bu asaleti gosteren, basit tavirlara, kiiciik cikarla- 
ra tenezziil etmeyen bir karaktere sahiptir. Allah Kuran'in "Onun gomle- 
ginin arkadan ^ekilip-yirtildigini gordiigii zaman (kocasi): "Dogrusu, 
bu sizin diizeninizden (biri)dir. Genjekten sizin diizeniniz biiyiiktiir" 
dedi." (Yusuf Suresi, 28) ayetiyle cahiliye kadinlannin 'diizen kurmaya 
yatkin' karakter yapilanna dikkat cekmigtir. Cahiliye ahlakini ya§ayan 
kimi kadinlar, olaylar kar§isinda akilci coziimlere ba§vurmak yerine, 
bunlari diizen kurarak, entrika cevirerek, yalan soyleyerek halletmeye 
cah§irlar. Seytamn telkinlerine uyduklan icin, durustliikle, acik yiirekli- 
likle, samimiyetle coziimlenebilecek konularda icten pazarlikh, ikiyiizlii 
ve sinsi yontemlere ba§vurabilirler. Iman sahibi bir kadin ise, Allah kor- 
kusu nedeniyle, cahiliye kadinlannin bu ahlakindan tamamen uzaktir. 

Cahiliye ahlakini benimseyen kadinlarda gorulebilen ozelliklerden 
bir digeri ise, kiskanchktir. Allah Kuran'in "De ki: Sabahin Rabbine si- 
ginirim. Yarattigi §eylerin §errinden, Karanhgi ^oktiigii zaman gece- 
nin §errinden, Diigiimlere iifiiren-kadinlann §errinden, Ve hased etti- 
gi zaman, haset^inin §errinden." (Felak Suresi, 1-5) ayetleriyle, kiskanc 
kimselerin §errinden sakimlmasina dikkat cekmi§tir. Cahiliye toplumla- 
rinda kimi kadinlar, bu ahlaki cok yogun olarak yagarlar. Bu da berabe- 
rinde onlara §upheci tavirlan, sebepsiz kaprisleri, kuskunlukleri ve sonu 
olmayan tartigmalan getirir. Onlan huzursuz ve mutsuz bir hayata su- 
riikler. Kiskanchklan yiiziinden hem kendilerine, hem cevrelerindekile- 
re, hem de sevdikleri insanlara maddi manevi biiyiik zararlar verirler. 
Iman sahibi bir kadin ise, bu ozelligin insani hem diinyada hem de ahi- 






u-n< 



:¥' ■ 



V, 






rette kiiciik dugiirecegini ve biiyiik kayiplara ugratacagini bilerek, nefsi- 
nin bu ozelliginden samimiyetle sakinir. 

Cahiliye toplumlannda bazi kadinlarm gosterdikleri tavir bozuk- 
luklanndan biri de alayciliktir. Allah, "Ey iman edenler, bir kavim (bir 
baska) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayirhdirlar; 
kadinlar da kadinlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayir- 
hdirlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadirgayip-kii^iik dii- 
siirmeyin ve birbirinizi 'olmadik-kotii lakablarla' ^agirmayin..." (Hu- 
curat Suresi, 11) ayetiyle, birbirleriyle alay etmeye, kotii lakaplar takarak 
kiiciik du§urmeye yonelik tavirlarma kar§i kadinlan uyarmi§tir. 

Cahiliye ahlakinin meydana getirdigi kadin karakterinde ahirette 
ahnacak kar§ihk du§unulmedigi icin alay etmekte, insanlann kusurlan- 
ni bir eglence konusu haline donu§turmekte bir mahsur goriilmez. Bun- 
da ciddi anlamda bir kotuliik olmadigi one suriilur ve alay bir ce§it 'esp- 
ri tarzi' olarak degerlendirilir. Kimi zaman da insanlara yonelik alayci ta- 
virlar konu§arak degil, kas. goz igaretleri, imah birtakim yiiz mimikleri 
ya da el hareketleriyle ifade edilir. Bazen de bu mimiklerin yerini, fisil- 
tiyla yaptiklan konu§malar ahr. 

Iman sahibi bir kadin ise, bu ve benzeri tavirlarm hicbirine tenezziil 
etmez. Turn bunlarm Allah'in razi olmayacagi, insani kiiciik dii§uren, 
asaletten uzakla§tiran ve kigiligini zedeleyen davram§lar oldugunu bilir. 
Kuran ahlakina uygun bir tavir icerisinde olmanin insani daima en asil 
konuma getirecegini bilerek bu konuda kararhhk gosterir. 

Bunlarm yaninda, Allah bir ba§ka ayette de, "Ey iman edenler, zan- 
dan <:ok ka^inin; (jiinkii zannin bir kismi giinahtir. Tecessiis etmeyin 
(birbirinizin gizli yonlerini arashrmayin). Kiminiz kiminizin giybeti- 
ni yapmasin (arkasindan ^ekistirmesin.) Sizden biriniz, olii kardesi- 
nin etini yemeyi sever mi? Iste, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup- 










Hamid Aytac'in Allah, Hz. Muhammed (sav) ve 4 Halife'nin isimlerinin 
yazili oldugu Hat sanati eseri. 



sakinin. §iiphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, <;ok esirgeyendir." 

(Hucurat Suresi, 12) §eklinde bildirerek, 'insanlann gizli yonlerini arag- 
tirmamn, arkalanndan cekigtirmenin' yanhghgini hatirlatmi§ur. 

Miisliiman bir kadin, bu konuda da titizlik gosterir ve bu davram§- 
lardan daima sakinir. Kuran ahlakim ya§amasi nedeniyle her an asil ve 






h 



-jjp.: 



~w^ 



vakarh bir kigilik sergiler. Ornegin ofkelenecek bir tavir ile karsilastigin- 
da ofkesini tutup yener. Ya da karsisindaki insanlarm bir kusurunu gor- 
diigii zaman bunu asla alay konusu yapmaz, aksine en giizel sekilde te- 
lafi etmeye calisir. Bir baskasinin kendisinden iistun olan bir yonii varsa, 
buna karsi kiskanclik duymak yerine, onu giizel bir tarzda onore edip bu 
yonunu over. Karsilasugi her tavra, olabilecek en asil karsihgi vermeye 
calisir, Kuran ahlakina en uygun olan tavn gosterir. Karsisindaki insan- 
lar kendisine basit tavirlarla karsilik verseler bile, o yine de asil ve vakar- 
li tavirlanndan odiin vermez, asaletinde kararlihk gosterir. 






\ i.' 




_'yV ^l*^- 1 " 



%1 



Cahiliye ahlakinda giic genellikle para, §an §6hret, itibar, isim sahi- 
bi olmak, belli ba§h bazi kavramlarla 6zde§le§tirilmi§tir. Bunlardan en az 
biri elde edilebildiginde giic sahibi olunacagina inanihr. Kimi zaman da 
bu ozelliklere sahip olan kimselerin himayeleri altina girildiginde insan- 
larin kendilerini gucjii hissedebilecekleri dii§unuliir. Oysa dunya haya- 
tinin her an elden gidebilecek gecici degerleriyle elde edilen bir giic, el- 
bette ayni §ekilde kolayhkla yitirilebilir niteliktedir. 



:l 




IstelBiz onu (Kuran'ikapa&i 



suDhesiz Allah, diledigini 
•hiclayete yoheltir^ 



Iman edip guzel amellerde 
bulunaniar, namazi dosdogfu 

kilanlar ve zekati verenier; S-j 
7 Suphesiz onlarin ecirleri 
Rablerinin Katmdadir... 






-.«• 




Muminler ise giiclerini imanlarm- 

dan alirlar. Bundan dolayi hangi §artlar 

altinda olurlarsa olsunlar, giiclerinde 

bir degi§iklik olmaz. Bu, miimin kadi- 

nin da karakterini belirleyen onemli bir 

ozelliktir. Allah Kuran'da guclii, hicbir 

zaman icin sarsilmayan onurlu kigilik 

yapilarma §6yle dikkat cekmektedir: 

Ey iman edenler, iqinizden kim di- 

ninden geri doner (irtidat eder)se, 

Allah (yei 

sevdigi, onlarin da Kendisi'ni sevdi- 
gi miiminlere karsi alqak goniillii, 
kafirlere karsi ise 'guqlii ve onurlu,' 
Allah yolunda cihad eden ve kinayi- 
cinin kinamasindan korkmayan bir 
topluluk getirir. Bu, Allah'in bir faz- 
hdir, onu diledigine verir. Allah 
(rahmetiyle) genig olandir, bilendir. 
(Maide Suresi, 54) 

Allah'in bu ayette bildirdigi 
onemli bir bagka miimin ozelligi de, 
iman edenlerin, insanlarm kinamala- 
rindan etkilenmeyen guclii bir gahsiye- 
te sahip olmalandir. Muminler, tarih 
boyunca pek cok peygamberin, ya§a- 
diklari toplumlar tarafindan ce§itli §e- 
killerde suclamp kinandiklarim, eziyet- 
lere maruz kaldiklarim, yurtlarmdan 
suriilduklerini ve hatta bu nedenle 61- 



■ 



V*. 



V-.t. 



. Genjekten Allah, gaybin 
bilgisine sahip olandir. 
(Tevbe Suresi, 78) 

w 1 



\ ^y.' t 



"^ •■■' >*r 



•^ 



••;// 



duriilduklerini bilirler. Peygamberlerin tiim bu zorluklar kargisinda gos- 
termis. olduklan gliglii, dayanikli ve saglam kigiligi, sabri, kararhligi ve 
tevekkiilii kendilerine ornek alirlar. Allah'in "Andolsun, mallannizla ve 
canlannizla imtihan edileceksiniz ve sizden once kendilerine kitap 
verilenlerden ve §irk kosmakta olanlardan elbette qok eziyet verici 
(sozler) isiteceksiniz. Eger sabreder ve sakinirsaniz (bu) emirlere olan 
azimdendir." (Al-i Imran Suresi, 186) ayetiyle bildirdigi gibi, diinya ha- 
yatindaki imtihanin bir geregi olarak, miiminlerin zorluk ve sikintilarla 
deneneceklerini, inkar edenlerden 'eziyet verici' sozler duyarak kinana- 
bileceklerini bilirler. Tiim bunlan, Allah'a kar§i olan samimi imanlanni, 
teslimiyetlerini ve sadakatlarinin guciinii gosterebilecekleri olaylar ola- 
rak goriip §evkle kar§ilar ve guclii bir irade gosterirler. 

Hicbir zaman cahiliye ahlakini yagayan kadinlarda goriilebilen za- 

yifliklara kapilmazlar. Bir kimsenin sozii, tavn ya da ele§tirisi, zayiflik 

gosterip giicsiiz dugmelerine, cesaretlerinin kinlmasina neden olmaz. 

Alinganlik, kinlganlik gibi duygusal tepkiler vermeyi hicbir zaman icin 

kendilerine yaki§tirmazlar. Her ne olursa olsun Allah'a tevekkul 

ederler. Ba§larma her ne gelirse gelsin, Allah'in sonsuz ada- 

letli oldugunu, hergeyi goriip bildigini, kimsenin 'hurma 

c^ekirdegindeki bir iplik^ik' kadar bile haksizhga ug- 

ratilmayacagini bilmenin rahathgini ya§arlar. (Nisa 

Suresi, 49) Allah'a teslim olurlar. Kendilerini kina- 

yan ki§i, bu bakig acisinda haksiz ise, bu haksizhgi- 

ni Allah'in mutlaka ortaya cikaracagini bilir, 

bundan dolayi tela§a kapilmazlar. 

Kimi cahiliye kadinlan ise, giic ve ira- 

denin erkeklere ait olan ozellikler oldu- 

guna inamrlar. Erkeklerin, zorluklar 

ve sikintilar kargisinda, hem ken- 

dileri hem de yanlanndaki 



ve 



'■■■%■■ 



\: 




Iste buT(Kuran), onundekileri 



dogrulayici ve sehirler anas 
(Mekke) ile eevresindekileri uyafiman 
» icin inditdigimiz kutlu Kitap \m 
Ahirete iman ecJenler buna inamrlar.. 
(Enam Suresi, 92) j 




^c ^ 



M 




kadinlar adina giic ve irade gostermekle sorumlu 
olduklanni du§unurler. Kadinlarm yapabilecekleri 
en iyi tavnn ise, onlara siginmak ve onlann akillan- 
na, iradelerine ve giiclerine teslim olmak oldugunu sa- 
nirlar. Bu nedenle, daima korunup kollanmayi bekler- 
ler. Ozellikle de zorluk ve sikinti ortamlanyla kar§i kar§iya 
kaldiklannda, mevcut giiclerini ve iradelerini de kaybeder, tela- 
§a kapilirlar. Bu da akillannin iyice kangmasina ve mantikli du§iin- 
Le yeteneklerini kaybetmelerine neden olur. 

Bunun gibi, cahiliye ahlakini benimseyen kimi kadinlar, gosterdik- 
leri bu zayif ki§ilik nedeniyle, insanlann kendileri hakkinda ne du§iin- 
dugiine de gereginden fazla onem verirler. Qogu zaman sirf insanlann 
goziine girebilmek, onlar iizerinde olumlu bir izlenim birakip aralannda 
iyi bir yer edinebilmek icin, yanlis. oldugunu bile bile bazi tavirlarda bu- 
lunabilirler. Aym §ekilde, bu insanlar tarafindan begenilmediklerine, ki- 
nandiklarma ya da kiiciik goriildiiklerine dair herhangi bir tepkiyle kar- 
§ila§acak, bu yonde herhangi bir soz duyacak olurlarsa da, biiyiik bir yi- 
kima ugrayabilirler. Onemli olanin Allah Katindaki degerleri oldugunu 
dtiijunmedikleri, bunun yerine sadece insanlann nzasini hedefledikleri 
icin, tiim yapip ettiklerinin bo§a gittigine inanir ve biiyiik bir iiziintiiye 
kapilirlar. Morallerinin bozulmasiyla birlikte de tiim giiclerini, iradeleri- 
ni ve cesaretlerini yitirirler. 

Miisliiman bir kadin ise, dogru oldugunu bildigi bir konuda hicbir 
zaman bir insanin kinamasindan dolayi geri adim atmaz. Allah Kuran 
ayetleri ile insana dogruyu ve yanh§i tiim detaylanyla bildirmi§tir. Miis- 
liiman kadinin olciisii Kuran'dir. Eger Allah'in Kuran'da bildirdigi ahla- 
ki gosterdigi icin gevresindeki insanlar tarafindan kinamyorsa, bu 
tarn tersine onun bu yondeki §evkini, iradesini ve istegini daha 
da giiclendirir. Allah'in nzasini kazanabilmesi onun icin, in- 
sanlann hognutlugunun ve dii§iincelerinin cok iizerindedir. 



i 






VL 



<>■■ 



"^CtZZQ 



Clunku insani asil olarak degerli kilan Allah Katindaki konumudur. Bu- 
nu belirleyen de onun Kuran ahlakina uygun hareket edip etmedigidir. 
Bu nedenle insanlarm ne dedigine ya da cogunlugun kanaatine gore de- 
gil, Kuran ahlakina gore bir kigilik geli§tirirler. Tek baglarma dahi kalsa- 
lar cogunluga uymaz, miistakil bir tavir gosterirler. 

Bediuzzaman Said Nursi de sozlerinde bu konuya dikkat cekmi§, 
Allah'in nzasina uygun hareket ettikten sonra insanlarm nzasinin hicbir 
onemi olmayacagini §6yle ifade etmi§tir: 




. . . Riza-yi Ilahi kafidir. Eger O yar ise, her§ey yardir. Eger O yar degilse, 
biitiin diinya alkislasa bes para degmez... 22 

Amelinizde Allah rizasi olmali. Eger O razi olsa, biitiin diinya kiisse ehem- 
miyeti yok. Eger O kabul etse, biitiin halk reddetse tesiri yok. O razi olduk- 
tan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti lazim gelirse, sizler istemek 
talebinde olmadigmiz halde, halklara da kabul ettirir, onlari da razi eder. 
Onun i^in, bu hizmette dogrudan dogruya yalniz Cenab-i Hakk'm 
esas maksad yapmak gerektir. 23 

Ey nefis eger takva ve ameli salih ile Halikini razi etti isen, halkm 
tahsile liizum yoktur, o kafidir. Eger halk da Allah'm hesabma nza ve m 
habbet gosterirlerse iyidir. §ayet onlann ki diinya hesabma olursa kiyrr 
ti yoktur. C^iinkii onlarda senin gibi aciz kullardir..." 24 



yy.j 







bi ummetler olmasin. 
nam Suresi. 38) 




Kazasker Mustafa Izzet'in "Falaha hayrun hafizan ve huve er hamurrahimiyn 
sadakallahulmuiyn"; "Allah en hayirh koruyandir. O, merhametlilerin en mer- 
hametlisidir" yazih eseri. 

ffUkiuman ^Auuiut' UlamM ve Denaeiim^ 

Hayati kendi belirledikleri kurallar dogrultusunda ya§ayan insan- 
lar, nefislerinin o anki istekleri dogrultusunda, kolayhkla bu kurallann- 
dan tavizler verebilmektedirler. Hayatlanna yon veren ve kigiliklerinde 
siireklilik gostermelerini saglayan mutlak olarak dogru olduguna inan- 
diklan bir yol gostericileri yoktur. Bundan dolayi kigilikleri zaman za- 
man degigkenlik gosterebilmektedir. Tavirlannda belirli bir istikrar bah- 
sedebilmek mumkiin olmaz. 



6ttte& "THiiAduu^ui 'fc.acttet.; ^f. "Wtevcfettt. 







Bu kimselerin tavirlanndaki degigkenligi belirleyen giic genellikle 
nefisleridir. Allah Kuran'da nefislerin bencil tutkulara yatkin olarak ya- 
ratildigini bildirmektedir. insan eger nef sinin kendisini yonlendirmesine 
izin verecek olursa, turn tavirlan bu bencil tutkulan dogrultusunda §e- 
killenecektir. Bu bencil tutkular ise sabit, tutarli ve dengeli bir ki§ilik ser- 
gilemesini etkileyecektir. Insan nefsinin telkinleri sonucunda bir anda 
ofkelenebilecek, duygusalla§abilecek, kiisiip danlabilecek, kiskanchk 
hissine kapilabilecek ve bunlara bagli olarak da ani kararlar alabilecek- 
tir. Dolayisiyla ki§iligi, cevresindeki insanlar icin her zaman bir surpriz 
olacaktir. Bir am bir diger anina uymayacaktir. Her an ruh hali, diigiin- 
celeri, duygulan, kararlan ve bakis. acisi degi§ebilecektir. Boyle bir insan 
ise, tutarsiz ve dengesiz davranislanyla her zaman icin cevresindeki in- 
sanlar iizerinde tedirginlik ve giivensizlik hissi olu§turacaktir. 

Bu kigilik yapisina, dinden uzak ya§ayan toplumlarda ortaya cikan 
kadin karakterinde rastlamak mumkundiir. Kuran ahlakinin kazandir- 
digi baki§ acisindan uzak olduklan igin, bu kimseler kadin karakterine 
yaki§tinlan duygusalhgi tumiiyle kabullenir ve bu tavnn turn hayatlan- 
ni yonlendirmesine izin verirler. Bu da onlari akilcihktan uzaklagurir ve 
bazi dengesiz tavirlar icerisine siiriikler. 

Miisliiman kadinin rehberi ise Kuran'dir. Allah Kuran'da nefsin ki- 
§iyi daima kotiiliige cagiracagi ve geytanin da insani tutarsizhga, akilsiz- 
ca hareket etmeye ve hirslarimn, tutkulannin gerektirdigi §ekilde hare- 
ket etmeye zorlayacagi konusunda insanlan uyarmigtir. Tiim bunlara 
kar§ihk, kendisine Kuran'i rehber edinen, vicdanimn sesi dogrultusunda 
hareket eden insanlann ise, ideal bir ki§ilik kazanacaklanni, hem diinya- 
da hem ahirette iistiin konuma geleceklerini hatirlatmi§tir. 

Miisliiman kadin, Allah'in gosterdigi yola uymasi sebebiyle bu giic- 
lii ve iistiin kigiligi kazanmigtir. Rehberi Kuran oldugu icin olaylar kar- 
§inda gosterecegi tavirlar, verecegi tepkiler hep Islam ahlakina gore olur. 



■ 1§ IT* 



u-n< 



:¥' ■ 



Gajfiflsjfe §m ifca&pBs 



erdirdikten sonra kalplerimizi 



kaydirma ve Katindan bize bir 
rahmet bagjsla. Siiphesiz, 



l*E^(^@^5fl3DQi 



+mdm m. mm 





'^-■:- 



Bu da ona itidalli ve dengeli bir ki§ilik kazandinr. Nasil hareket edecegi, 
olaylan hangi bakis. acisryla, nasil bir mantik orgiisiiyle degerlendirece- 
gi cevresindekiler igin hicbir zaman siirpriz olmaz. Akh, vicdani, tavirla- 
n, konugmalan hep Kuran ahlakimn getirdigi istikran yansitir. Bundan 
dolayi da giivenilir bir karaktere sahiptir. Ahlakindaki ve ki§iligindeki 
bu tutarhlik nedeniyle cahiliye toplumlannda on plana cikan kadin ka- 
rakterinden cok uzak bir tavir sergiler. 

muAMman JCatim DimauAal Su^ ^Ai$£liJ& yik>lemi&g 

Duygusallik, din ahlakimn ya§anmadigi toplumlarda olumsuz bir 
tavir olarak algilanmaz. Hatta duygusalligin aslinda her insanin karak- 
terinde az cok olmasi gereken onemli bir ozellik olduguna inanihr. Bu 
dugiinceye gore duygusalligin neden oldugu tavirlar, ya§anmasi gere- 
ken insani duygulardir. Bu nedenle duygusalhktan kaynaklanan 'ahn- 
ma, yakinma, darilma, aglama, i^ine kapanma, durgunluk, kiskan^hk, 
kizginhk' gibi tavir bozukluklarmin, 'insanin icinden gelen duygular' 
oldugunu one siirerek olabildigince te§vik ederler. 

Oysa bu diigunce tumiiyle yanli§tir. Ozellikle de cahiliye toplumla- 
nnda yaganan kadin karakterinde goriilen duygusallik, insanin zayif bir 
ki§ilik gostermesine neden olur. Kigi olaylar kar§isinda duygulannin 
kendisini yonlendirdigi §ekilde hareket ettigi icin akilcihktan biiyiik 61- 
ciide uzaklagir. Mantikh ve dogru du§unemeyecek, isabetli cikanmlar 
yapamayacak hale gelir. 

Musliiman kadin, turn hayatini ve kigiligini Kuran'a gore belirleme- 
si sebebiyle, nefsin bu ozelligi ve ona kar§i nasil bir miicadele verilmesi 
gerektigi konusunda en dogru bilgilere sahiptir. Duygusalligin, insanin 
akhni perdeledigini, dogru du§unebilmesini, gercekleri oldugu gibi go- 
rebilmesini engelledigini, insani zayif, direncsiz ve giicsiiz hale getirdi- 
gini bilir. Ayrica cahiliye ahlakimn getirdigi kadin karakteriyle ozdegle- 



■! 






iP^ 



:¥' ■ 







sen duygulanmak, iiziintiiye kapilmak, aglamak, soylenmek, ofkelen- 
mek, kiskanchga kapilmak, igine kapanmak gibi tavirlann, iman sahibi 
bir insanin karakteriyle bagdasmayacak ozellikler oldugunun da su- 
urundadir. (Junkii turn bu tavirlar, Allah'in begenmedigi ve saki- 
nilmasi gereken davramslardir. Bu olumsuz tavirlann her biri, 
insanin temeldeki bazi inane bozukluklanndan ve birtakim 
gerceklerin yeteri kadar suuruna varamamis olmasindan 
kaynaklanmaktadir. Kolayhkla hiizne kapilan, aglayan, 6f- 
kesine yenik diisen, kiskanchga kapilan, durgunlasip ses- 
sizlesen, iclerine kapanan insanlar, Allah'in giicunun, 
herseyi hayir, hikmet ve adaletle yarattigimn, istedigi 
an istedigi herseyi gerceklestirebileceginin, insanlann 
dualarma karsihk vereceginin bilincinde degillerdir. 
Olaylar karsisindaki tiim uziintiileri, ofkeleri, kiskanchkla- 
ri hep bu bakis acisindaki yanlisliklardan ve inane bozukluk- 
lanndan kaynaklanmaktadir. 

Allah'a goniilden bir baghhk, icten bir teslimiyet, her olayin 

Allah'in kontroliinde oldugunu bilerek, herseyi hayir goziiyle de- 

gerlendirmek, insanin duygulanna kapihp olumsuz tavirlarda bu- 

lunmasim engeller. Miisliiman bir kadin Allah'a olan giiclii sevgisi ve 

derin Allah korkusu nedeniyle duygusalhgin neden oldugu tiim tavir 

bozukluklanndan titizlikle sakinir. Miisliiman kadin, Allah'in "Ve onlar: 

"Rabbimiz, bize e§lerimizden ve soyumuzdan, goziin aydinhgi olacak 

(^ocuklar) armagan et ve bizi takva sahiplerine onder kil," diyenler- 

dir." (Furkan Suresi, 74) ayetiyle bildirdigi sekilde, tiim tavirlanyla, kisi- 

ligiyle, yiiksek ahlakiyla insanlara ornek olmayi hedefleyen bir insandir. 

Bu da ona hicbir olay karsisinda yikilmayan giiclii bir kisilik kazandirir. 

Miimin kadinlar, ozellikle kadin ahlakinda yaygin olarak goriilen 

bu tavirdan sakinip giiclii bir kisilik sergilemenin, bu karakteri benimse- 





yen kadinlar icin giizel bir ornek olacagini bilir, bu 
§uur ve sorumluluk bilinciyle hareket ederler. 
Allah'in "... Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutku- 
larindan' korunmu§sa, i§te onlar, felah (kurtu- 
lu§) bulanlardir." (Ha§r Suresi, 9) ayetiyle bildir- 
digi gibi, nefislerini kotiiliiklerden anndirdiklan 
icin diinyada ve ahirette nimete, huzura kavu§ur 
ve mutlulugu en giizel §ekilde ya§arlar. Duygusal- 
ligin insanlara ya§attigi tiim sikintilardan, iiziin- 
tiilerden uzak kalmis. olurlar. 

MuSMman JCaaut Oamiml ve Daeal 

Samimiyet, insanin iciyle di§imn bir olmasi, 
kalbinde hissettiklerini kar§isindaki insana da ol- 
dugu gibi yansitmasi, alabildigine diiriist, acik ve 
net olmasidir. Gercek du§uncelerini ve gercek ki- 
§iligini hie saklamadan, hie hesap yapmadan, ken- 
disini oldugundan farkh gostermeye cah§madan 
acikca ortaya koymasidir. Samimiyetin onemli bir 
ozelligi ise, kalpte ya§anmadigi takdirde di§anya 
kar§i hicbir gekilde taklidinin yapilamamasidir. 
Samimi insanin turn tavirlan dogal ve icinden gel- 
digi §ekildedir ve bu dogalhk da insanlar iizerin- 
de cok derin ve olumlu bir etki olugturur. Samimi 
insanin baki§lan, konu§malan, iislubu, mimikleri 
cok dogal ve etkileyicidir. 

Ancak pek cok insan samimiyetin bu giiciin- 
den ve etkisinden habersizdir. Bu nedenle de, an- 









ML 



V, 






cak samimiyet ile kazanilabilen bu ozellikleri cok farkh tavirlarda arar- 
lar. Kimi insanlar kargilanndaki ki§ileri etkilemek igin yapmacikhga ba§- 
vururlar. O ki§inin en cok hangi tavirlardan, hangi du§iincelerden etki- 
lenecegini duguniiyorlarsa, iclerinden gelmedigi ya da o gekilde dugiin- 
medikleri halde, kar§i tarafi ho§nut edebilmek icin o §ekilde goriinmeye 
cahgirlar. (Jevrelerindeki insanlann birbirlerinden cok farkh karakter 
ozelliklerine sahip olmalan nedeniyle de, her birinin yaninda farkh bir 
kigilige buriinmeye, farkh tavirlar sergilemeye, farkh du§iinceleri savu- 
nuyormus. gibi goriinmeye cah§irlar. Oysa bu cok samimiyetsiz bir yak- 
la§imdir ve insani ikiyiizlii davranmaya yoneltir. Sonucta tiim bu sahte 
tavirlar ve dii§iinceler, ki§inin gercek karakterini yansitmadigi icin kar§i 
taraf iizerinde beklenilen etkiyi olugturmaz. Hatta tarn tersine iticilik, so- 
gukluk ve uzakhk meydana gelir. Bu ki§inin gercek kigiligini gizledigini 
ve her tavnnin yapmacik oldugunu bilmek, kar§isindaki ki§i iizerinde 
bir tedirginlik olusjnasina neden olur. 

Allah Kuran'da, kendilerini insanlann nzasini ve ho§nutlugunu ka- 
zanmaya adamis. bu insanlann durumunu §6yle bir ornekle aciklamigtir: 
Allah (ortak kosanlar iqin) bir ornek verdi: Kendisi hakkinda uyumsuz 
ve geqimsiz bulunan, sahipleri de qok ortakh olan (kole) bir adam ile 
yalnizca bir kigiye teslim olmug bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur 
mu? Hamd, Allah'indir. Hayir onlarin gogu bilmiyorlar. (Zumer Sure- 
si, 29) 

Allah'in Kuran'da bildirdigi gerceklerden uzak ya§ayan cahiliye in- 
sanlari, samimiyetsizligin Allah Katindaki ve insanlar iizerindeki kar§i- 
hgim geregi gibi dugunmedikleri icin yapmacik tavirlara biiriinmekte 
bir sakinca gormezler. Yapmacikhk ozellikle de cahiliye toplumlannda- 
ki kadin karakterinde goriilebilmektedir. Kimi kadinlar arkalanndan ko- 
nugtuklan, ashnda hie ho§lanmadiklan, saygi duymadiklan insanlann 
yiizlerine kargi ortak menfaatleri nedeniyle, samimiyetsiz bir sevgi ve il- 









m 







Sozu aciga vursan da ? (gtzlese 



birdir). Cunku suphesizjO, Qizliyj 



^^JIL'Vfi 







'? 




gi gosterebilirler. (Jekinmeden birbirlerine yalan soyleyip aldatabilir, bir 
insan hakkindaki olumsuz kanaatlerini gizleyip, soruldugunda tarn ter- 
si yonde bilgi verebilirler. Ayni §ekilde cok sevdikleri, deger verdikleri 
insanlara kar§i gegitli sebeplerle bu duygularmi gizleyip tarn tersi bir iz- 
lenim de vermeye cah§abilirler. 

Miisluman bir kadin ise kalbindeki Allah korkusu nedeniyle bu tiir 
tavirlardan titizlikle kacinir. Hicbir zaman icin kiiciik menfaatler ugruna 
insanlann ho§nutlugunu kazanmaya cali§maz. Turn bunlann, insani 
hem Allah Katinda hem de insanlann goziinde kiiciik du§iirecek basit 
tavirlar oldugunu bilir ve hicbir zaman icin tenezziil etmez. Amaci ha- 
yatinin her aninda Allah'in rizasim kazanabilecegi davramglarda bulu- 
nabilmektir. Allah'in begendigi ahlakin ise ancak samimiyet ile ya§ana- 
bilecegini bilmektedir. Allah'in "... O, sinelerin oziinde olani bilendir." 
(Sura Suresi, 24) ayetiyle bildirdigi gibi insanlann kalplerinde gizledik- 
lerini bildiginin §uurundadir. Allah bu gercegi bir bagka ayette "Sozii 
a^iga vursan da, (gizlesen de birdir). (^iinkii §iiphesiz O, gizliyi de, 
gizlinin gizlisini de bilmektedir." (Taha Suresi, 7) geklinde bildirmigtir. 
Bu nedenle insanin, kalbinde olani cevresindeki insanlardan gizlemesi- 
nin kendisine hicbir faydasi olmaz. Allah bunu zaten bilmektedir. insa- 
nin, bu gercege ragmen, insanlan aldatmaya cah§masi biiyiik bir sami- 
miyetsizlik olur. 

Bunun yam sira Miisluman kadin, insanlann rizasim kazanmamn 
kigiye ne diinyada ne de ahirette bir fayda saglamayacagini da bilmek- 
tedir. Allah Kuran'da Kendisi'ne §irk ko§ulmasim affetmeyecegini bildir- 
mi§tir. Bu nedenle iman sahipleri §irkten ve insanlann rizasim kazanma- 
ya yonelik tiim tavirlardan titizlikle sakimrlar. Bu da, onlann samimiyet- 
te bir omiir boyu kararhhk gostermelerini saglar. 












<0. 



Mili/i.- n Dium&Uili^ 

Allah Kuran'in "Ey iman edenler, Allah'tan sakinin ve sozii dogru 
soyleyin. Ki O ( Allah), amellerinizi lslah etsin ve giinahlannizi bagi§- 
lasin..." (Ahzab Suresi, 70-71) ve "... yalan soz soylemekten de ka^inin." 

(Hac Suresi, 30) ayetleriyle insanlara yalandan sakinip dogru soz soyle- 
melerini hatirlatmi§tir. Allah, gercekleri ters yuz ederek yalan soyleme- 
nin pek cok kotuliigii de beraberinde getirip ki§iyi §eytanla dostluga 
sevk ettigini bildirmi§tir: 



*S. 



V/V-Ck, 




seb 




**cL2£^ 



§eytanlann kimlere inmekte olduklarini size haber vereyim mi? Onlar, 
'gerqegi ters yiiz eden,' giinaha diiskiin olan her yalanciya inerler. Bun- 
lar (f eytanlara) kulak verirler ve qogu yalan soylemektedirler. (§uara Su- 
resi, 221-223) 

Musliiman kadin, Allah'in "Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan 
soyleyenler'" (Zariyat Suresi, 10) ayetiyle bildirdigi gibi, yalanin Allah'in 
begenmedigi ve yasakladigi bir tavir oldugunu bilerek hayati boyunca 
bu tavirdan sakinir. Insanin diinyada soyledigi her soziin, ahirette kars> 
sina cikacagini bilir. Hayir adina soylenen her soz Allah'in rahmeti ve ni- 
metiyle kar§ilik goriirken, yalan yere soylenen sozler de insanlarm iize- 




JSfekS^ 



.,&: 



rine biiyiik bir yiik ve sorumluluk olacaktir. Bu nedenle mumin kadin 
her soziinii, ahirette Allah'a hesabini verecegini du§iinerek konugur. 

Yalan, ahirette insani zarara ugratacaktir. Ancak diinya hayatinda 
da insana hicbir kazanc saglamadigi da unutulmamahdir. Yalan soz, in- 
sani daima maddi ve manevi kayiplara ugratir. Yalan soyleyerek insan- 
lara kar§i ikiyuzlii ve samimiyetsiz bir tavn benimseyen insanin yiiziine 
samimiyetsiz ve sahtekar bir ifade coker. Icten ice insanlan aldattigini, 
diiriist ve samimi olmadigini bildigi icin, kendisine olan saygisini kay- 
beder. Ayni gekilde, yalan soyleyerek kandirdigini dugundiigu insanlara 
kar§i olan saygisini da yitirir. Onlann kendi samimiyetsizligini fark ede- 
mediklerini du§iinmesi, bu insanlara kar§i kibirli bir baki§ acisi geligtir- 













CjW 



1W^ '-.r'" 1 * > J^ 



\ " 



w> 



v^T^T,.'; 






.'i,; / J i 






H 









V 




mesine ve onlari kiiciik gormesine ne- 
den olur. Ayrica bir yalan, genellikle 
pesinden daha pek cok yalani daha ge- 
tirir. Kisi yalanini gizleyebilmek icin 
her seferinde onu daha da gelistirmek 
zorunda kahr. Hayati boyunca da sii- 
rekli olarak yalanlarinin ortaya cikma 
korkusu icerisinde yasamaktan, cevre- 
sindekilere karsi da samimiyetsiz bir 
yaklasim icinde olur. Bu kimselerin sa- 
mimiyetsizliklerini ve yalan sozlerini 
Allah diinyada veya ahirette bir gun 
mutlaka ortaya cikaracaktir. 

Dogru soz ise daima insani ustiin 
konuma getirir ve yiiceltir. Allah giizel 
soz ile kotii soziin farkini Kuran'da 
soyle bir ornekle anlatmistir: 

Gormedin mi ki, Allah nasil bir 6r- 
igtir: Giizel bir soz, giizel 
bir agaq gibidir ki, onun kokii sabit, 
dah ise goktedir. Rabbinin izniyle 
her zaman yemisini verir. Allah in- 
sanlar iqin ornekler verir; umulur ki 
onlar ogiit alir-dii§iiniirler. Kotii 
(murdar) soz ise, kotii bir agaq gibi- 
dir. Onun kokii yerin iistiinden ko- 
panlmis, karan (yerinde durma, tu- 
tunma imkani) kalmamifhr. Allah, 
iman edenleri, diinya hayatinda ve 
ahirette sapasaglam sozle sebat iqin- 



V;i. 



. 






Kitaba simsiki sa mania rive 



namazi dosdogru kilanlari 



suphesiz Biz salih olanlanj 

ecrini kaybetmeyiz 

(Araf Suresi 3 170) 




de kilar. Zalimleri de gagirtip-saptirir; Allah diledigini yapar. (Ibrahim 
Suresi, 24-27) 

Musliiman kadin, dogru soziin ve durustliigun getirecegi bereketin 
ve haynn farkindadir. Bu nedenle kendisinin zor durumda kalacagini ya 
da yakinlannin zarar gorecegini bilse bile, durustlugiinden hicbir zaman 
icin odiin vermez. Mertlikle, acik sozliiliikle hak olan ne ise onu soyler. 
Allah Kuran'da miiminlerin gostermesi gereken bu ahlaki §6yle bildir- 
mi§tir: 

Ey iman edenler, kendiniz, anne-babaniz ve yakinlanniz aleyhine bile 
olsa, Allah iqin gahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin 
olsun, ister fakir olsun; qiinkii Allah onlara daha yakindir. Oyleyse ada- 
letten doniip heva (tutkulari)niza uymayin. Eger dilinizi egip bilker (so- 
zii geveler) ya da yiiz qevirirseniz, fiiphesiz Allah, yaphklarinizdan ha- 
beri olandir. (Nisa Suresi, 135) 

Allah aynca, bir ba§kasina kar§i duyulan kizginhk ya da ofkenin de 
insani dogru sozden ve diirustlukten uzaklagtirmamasini §6yle hatirlat- 
mighr: 

Ey iman edenler, adil fahidler olarak, Allah iqin, hakki ayakta tutun. Bir 

topluluga olan kininiz, sizi adaletten ahkoymasin. Adalet yapin. O, tak- 

vaya daha yakindir. Allah'tan korkup-sakinin. Siiphesiz Allah, yapmak- 

ta olduklarinizdan haberi olandir. (Maide Suresi, 8) 

Cahiliye toplumlannda yalan kimi kadinlann da sikga ba§vurabil- 

dikleri bir yontemdir. Kimi zaman en yakinlarma; ailelerine, e§lerine, co- 

cuklanna, kardeglerine ya da arkada§larina bile yalan soyleyebilmekte- 

dirler. Bunlarm her biri icin kendilerine bir mazeret uydurmuglardir. Ba- 

zi yalanlann zararsiz oldugunu, insanlann iyiligi icin yalan soylemenin 

me§ru olacagini, kiigiik yalanlann yalandan sayilmayacagini iddia eder- 

ler. Ornegin gittikleri yeri, goru§tiikleri insanlan, paralanni nereye har- 

cadiklanni e§lerinden gizlemelerinin, her evlilikte olabilecek zararsiz ya- 

lanlar oldugunu ve bunlarm hicbir kotiiliigii olmayacagini savunurlar. 



■M 



\-- 






Oysa yalana dair savunduklan bu mantiklann hicbiri dogru degil- 
dir. Allah insanlara yalan soylemeyi yasaklami§tir. Yalan ayni zamanda 
§eytanin bir ozelligidir. Bilindigi gibi §eytan, Hz. Adem'in cennetten ci- 
kanlmasini saglayabilmek icin yalana ba§vurmu§tur. 

Musliiman kadin Kuran'i ve Peygamberimiz (sav)'in siinnetini ken- 
disine rehber edinmesi dolayisiyla yalanin insani nasil bir yola dogru sii- 
riikledigini bilir ve bu tavirdan titizlikle sakinir. Her ne olursa olsun, dii- 
rustlugiin insani her zaman icin saygin kilacagini ve dogru soziin kigiyi 
mutlaka hayra yoneltecegini bilerek bu ahlakinda kararhhk gosterir. 

Peygamber Efendimiz bu konudaki bir hadis-i §erifinde iman eden- 
lere §6yle buyurmu§tur: 

"Halktan korkup hakki soylemekten kaqmmaym, bildiginiz ve gordiigii- 

nuz hakki soyleyin." 25 

Cahiliye toplumunda erkeklerin de sik sik dile getirdikleri, kadin- 
lar hakkindaki genel tespitlerden biri, zorluklar kar§isinda gereken sab- 
n ve olgunlugu gosteremedikleri yoniindedir. Kadinlarm bu tiir durum- 
larda olaylari daha da zorla§tirdiklan, kargilanndaki insanlara yiik olan 
bir tavir icerisine girdikleri du§unuliir. Gercekten de kimi kadinlarm teh- 
like ya da zorluklarla kar§ila§tiklannda heyecana kapihp beceriksizleg- 
meleri, tedbirsizce tavirlar sergileyebilmeleri, olaylari daha da tirmandi- 
np cevrelerindeki insanlan da tela§a kaptirabilmeleri soz konusu olabil- 
mektedir. Erkekler ciddi boyutlarda tehlike iceren olaylarla kargilagtikla- 
rinda dahi, cogunlukla sogukkanhhklarini koruyup, olaylara goziipek 
ve cesur bir tavirla yakla§abilirlerken, kimi cahiliye kadinlan siradan 
giinliik olaylar kargisinda dahi panige ve korkuya kapilabilmektedirler. 
Bu panik ve korku ile, olaylari daha da icinden cikilmaz hale getirip, ice- 







m 



' 


,* - \ 


J' 91 ' 








-^ 


,'i, / ' L ' ' 


"hm.2ff}^ 


-- . 





y 



Yarattiklanrmzdan, hakka 

yoneltipnleten ve onunla 

adaleti kilan {uygulayah) bir 

urn met vardir. 





-. 



risinde bulunduklan durumu cok daha zorla§tirabilirler. Bu nedenle bu 
tiir durumlarda cogu zaman erkekler, bir yandan kar§ila§tiklan zorluk- 
lara cozum getirmeye cahgirken, bir yandan da yanlanndaki kadinlarm 
bu olumsuz tavirlarim yatiijtirmakia ugra§mak zorunda kahrlar. 

Musluman kadinlar icin ise boyle bir durum soz konusu degildir. 
Allah'a kar§i olan sevgileri, giivenleri, baghliklan ve teslimiyetleri onla- 
ra guclii bir cesaret, gozukara ve yigit bir karakter kazandinr. Allah'in 
insanlan zorluklarla deneyecegini; bunlar kar§isinda cesaret ve teslimi- 
yetie Allah'a baglilikta kararhlik gosterenleri ise rahmetine kavu§turaca- 
gmi bilirler. Bu da onlari daha kararh ve §evkli kilar. Allah Kuran'da 
iman sahiplerinin bu ozelliklerini goyle bildirmigtir: 



V 




Onlar iman edenler ve (All 
sakmanlardir. Mujdeldi 
hayatmda ve ahirette onlarmdir. 

Allah'm sozleri icln degisrklik 

yoktur. Iste buyiik 
kurtulus ve mutluluk* budur. 





Nice peygamberle birlikte bircok Rabbani (bil- 
gin)ler savasa girdiler de, Allah yolunda kendileri- 
ne isabet eden (giicliik ve mihnet)den dolayi ne 
gevseklik gosterdiler, ne boyun egdiler. Allah, sab- 
redenleri sever. (Al-i Imran Suresi, 146) 
Onlara bir musibet isabet ettiginde, derler ki: "Biz 
Allah'a ait (kullar)iz ve siiphesiz O'na doniiciile- 
riz." (Bakara Suresi, 156) 

Onlar, kendilerine insanlar: "Size karsi insanlar 

topla(n)dilar, artik onlardan korkun" dedikleri hal- 

de imanlari artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne gii- 

zel vekildir" diyenlerdir. (Al-i Imran Suresi, 173) 

Musliiman kadinin bu cesareti, diinya hayahna 

dair hicbir kaygi ya§amryor olmasindan kaynaklanir. 

Allah'a olan derin teslimiyeti ve giiveni, mal ya da 

can kaygisina kapilmasim engeller. Insani Allah ya- 

ratmigtir ve hayatina son verecek olan da yine ancak 

O'dur. Ayni §ekilde diinya hayatinda sahip oldugu 

maddi manevi turn nimetleri; saghgini, gencligini, 

malini, miilkiinii hergeyini kendisine veren Allah'tir. 

Bunlari alacak olan yine ancak Allah'tir. Miimin ka- 

din, Allah'in her§eyi hayir ve hikmet iizerine yaratti- 

gini bildigi icin, bunlardan herhangi birine zarar gel- 

diginde de, bunun Allah'tan bir giizel- 

lik ve bir hayir olarak kendisine 

ula§acagini bilmenin rahathgini 

ya§ar. Bundan dolayi, bir tehlike, 

zorluk ya da risk durumu ile 

kar§i kar§iya kaldiginda asla 

yilginliga kapilmaz. 



:v 






V, 






Bunun yam sira Musliiman kadinin cesareti onun Allah'in simrlan- 
ni koruma konusundaki kararhhgindan da anla§ihr. Sartlar ne olursa ol- 
sun, Kuran ahlakindan kesinlikle taviz vermez. Allah'tan ba§ka hicbir 
§eyden ve hie kimseden korkmaz; Allah'in rizasma en uygun davram§i 
sergilemekte hie tereddiit etmeden biiyiik bir kararlilik gosterir. Allah 
iman edenlerin bu ozelliklerini Kuran'da §6yle bildirmi§tir: 

Ki onlar, Allah'in risaletini teblig edenler, O'ndan iqleri titreyerek-kor- 

kanlar ve Allah'in disinda hiq kimseden korkmayanlardir. Hesap gorii- 

cii olarak Allah yeter. (Ahzap Suresi, 39) 

MuSMman ^AMdm Sty O^&glemen ve Sty ^lefoen Samm^ 
Allah Kuran'in bir ayetinde iman edenleri "Onlar, 'tiimiiyle bo§' 
§eylerden yiiz ^evirenlerdir." (Muminun Suresi, 3) sozleriyle tanimla- 
mi§tir. 'Bo§ iglerden ve bo§ sozlerden yiiz cevirmek' onemli bir miimin 
ozelligidir. Bir ba§ka ayette ise Allah, "Ki onlar, yalan §ahidlikte bulun- 
mayanlar, bo§ ve yararsiz sozle kar§ila§hklan zaman onurlu olarak ge- 
^enlerdir." (Furkan Suresi, 72) sozleriyle, miiminlerin boyle bir tavir ile 
kar§ila§hklannda onur ve asaletlerinden odiin vermediklerine ve bu ah- 
laki yagayan insanlara uyum saglamadiklanna dikkat cekmi§tir. 

Bo§ sozlere dalmak ya da bos. islerle oyalanmak, cahiliye toplumla- 
nndaki kadin karakterinde sikca goriilebilen tavirlardir. Onceki ba§hklar 
altinda da deginildigi gibi, kendilerine biiyiik idealler edinmedikleri 
takdirde, bu ahlakin hakim oldugu kadin karakterinde onemli olan bel- 
li ba§h konular vardir. Bunlar arasinda kendilerine, ailelerine ya da cev- 
relerine fayda saglayanlan oldugu gibi, tamamen kendilerini oyalamak 
icin edindikleri birtakim ah§kanliklar da yer almaktadir. Bunlardan en 
bilinenleri; haftamn belirli giinlerinde yapilan arkadag toplantilannda 
vakit harcamak, tiim giinii hicbir fayda saglamayan programlar izleye- 









m 



%x 



X 




» StegdflSteSl^ 




-:-, , ^ 



7w "^jl 



*&* ***? 



'G6klerin,, T yeriri;ve her ikisi 
l ' arasmdakilerin Rabbidir : Su 
d halde O'na ibadet et ve O'na 

ibadette kararli oh-Hi? O'nun 
adasi otan birini biliyor musun? 
- (Meryem Suresi, 65) 



\L 











*»'**'■" 



rek televizyon kar§isinda gecirmek, saatler siiren telefon konu§malarin- 
da ya da ev sohbetlerinde kiiciik biiyiik her konudan gikayet edip yakin- 
mak, dedikodu yapmak, insanlarm kusurlarim dile getirmek gibi tavir- 
lardir. Turn bunlann ortak ozelligi ise, genellikle ne kendilerine ne de 
bagkalanna hicbir fayda saglamayacak, ali§kanhklar olu§udur. 

Allah Kuran'in "Onlarin kalpleri tutkuyla oyalanmadadir..." (En- 
biya Suresi, 3) ayetiyle, Allah'a iman etmeyen insanlarm bu ozelliklerine 
dikkat cekmi§ ve bu kimselerin kalplerinin diinya hayatina dair i§lere 
kar§i tutku dolu bir oyalanma icerisinde oldugunu bildirmigtir. 

Musliiman kadin ise, cahiliye ahlakimn kadin karakterine ait turn 
bu ozelliklerden uzak bir ki§ilik sergiler. Allah'in insan icin diinya haya- 
tinda cok kisith bir omur suresi belirledigini ve zamanin hizla tiikendi- 
gini bilmektedir. insanlarm ahiret hayatinda Allah'in sonsuz cennetini, 
rahmetini ve rizasim kazanabilmek icin ellerindeki tek imkan ise diinya 
hayatindaki bu omur siireleridir. Bu nedenle Miisliimanlar ya§adiklan 
her anin kendileri icin cok kiymetli oldugunu bilerek hareket ederler. 
Tek bir anlanni bile bos. bir isle oyalanarak, bo§ sozlere dalarak gecirme- 
lerinin biiyiik bir kayip olacagimn ve bunun, ahirette insanin biiyiik bir 
pi§manhk duymasina neden olabileceginin farkindadirlar. Her anlanni 
bu dikkat acikhgi ile gecirir ve daima Allah'in rizasim kazanabilecekleri- 
ni umduklan iglere yonelirler. Allah'in "Bunlar, Allah'a ve ahiret giinii- 
ne iman eder, maruf olani emreder, miinker olandan sakindinr ve ha- 
yirlarda yan§irlar. I§te bunlar salih olanlardandir." (Al-i Imran Suresi, 
114) ayetiyle bildirdigi gibi, yagadiklan her am Allah'in rizasim kazana- 
bilmek icin 'hayirlarda yan§arak' gecirirler. 



-r 



w 



'j¥evuctt- tya-fafa. 






Allah, "Mai ve ^ocuklar, diinya hayatinin ^ekici-siisiidur; siirekli 
olan 'salih davrani§lar' ise, Rabbinin Katinda sevap bakimindan daha 
hayirhdir, umut etmek bakimindan da daha hayirhdir." (Kehf Suresi, 
46) ayetiyle, insanlara cok onemli bir bilgi vermi§tir: kimi insanlann bii- 
yiik onem verdikleri, turn hayatlarmi ugruna adadiklan ve elde etmeye 
gah§tiklan diinyevi degerlerin hepsi gecici giizelliklerdir. Asil degerli ve 
kahci olan ise, insanlann sahip olduklan manevi degerler ve turn bun- 
larda gosterdikleri siirekliliktir. Ancak bu gercegi goz ardi eden kimi in- 
sanlar, gercek degerin, onur ve sayginhgin; zenginlik, itibar, mal miilk 
sahibi olmak gibi unsurlarda oldugunu sanarak, bunlarm pe§inde ko§a- 
bilmektedirler. Aym §ekilde cevrelerindeki insanlan da bu olciilere gore 
degerlendirip, onlara da, sahip olduklan bu maddi ozelliklere gore say- 
gi, sevgi ve hayranhk duyabilmektedirler. 

Oysa tiim bunlar Allah'in insanlann kullammina verdigi nimetler- 
dir; ancak insanlan hem Allah Katinda hem de diinya hayatinda deger- 
li ve ustiin kilan ozellikler ise cok daha farkhdir. Onur, iffet ve vakar, 
bunlarin ba§hcalarindandir. Bu kavramlar, muminin takvasim ortaya 
koymasi dolayisiyla, bir insana deger ve anlam kazandiran, gercek an- 
lamda saygi ve sevgi uyandiran ozelliklerdir. Diinyamn en zengin, en 
guzel ya da en iist makamina sahip insani olunsa dahi, bunlarin hicbiri 
ki§iye iffetli, vakarh ve onurlu bir insanin asaletini ve ustiinlugunu ka- 
zandiramaz. Bu ozelliklere sahip olan insanin dogal bir heybeti ve giizel- 
ligi, dogal bir ruh derinligi vardir. Allah, "Size yasaklanan biiyiik gii- 
nahlardan ka^inirsaniz, sizin kusurlarmizi orteriz ve sizi 'onurlu-iis- 
tiin' bir makama sokariz." (Nisa Suresi, 31) ayetiyle, onuru, Kuran ahla- 
kini ya§amada samimi bir caba gosteren, Kendisi'nden geregi gibi kor- 
kup sakinan kimselere verecegini bildirmi§tir. Bir ba§ka ayette ise Allah, 
gercek onuru Kuran ahlakim ya§ayan insanlara verecegini §6yle bildir- 
mi§tir: 




, r 



m 




*; Si r ; ^1 5^ ;; '^" * 







w& , y^\ 



V 



%l 






< i 




Gerqek §u ki, sadaka veren erkekler ile 
sadaka veren kadinlar ve Allah'a giizel 
bir borq verenler; onlar iqin kat kat arhri- 
hr ve 'kerim (iistiin ve onurlu)' olan ecir 
de onlanndir. (Hadid Suresi, 18) 
Gercek onur, insanin sahip oldugu 
Allah korkusu ve ahiret inanci nedeniyle, 
kiiciik insanlarla kuciilmemesini, basit 
davram§lara, kiiciik cikarlar elde etmek 
icin kiiciik sahtekarhklara, yalana, ikiyiiz- 
liiliige tenezziil etmemesidir. Insanlann ca- 
hilce tavirlanna olgun davram§larla ve gii- 
zel ahlakla kargilik vermesidir. Miimin ka- 
din da Allah'a olan derin imam ve korkusu 
nedeniyle, onurlu ve vakarh bir kigilik ser- 
giler. Kuran ahlakina uygun bir tavir sergi- 
lemenin insani daima iistiin konuma geti- 
recegini bilerek, Allah'in begendigi tevazu- 
lu ve teshmiyetli ahlakindan hicbir zaman 
taviz vermez. 

Allah Kuran'in pek cok ayetiyle iffetin 
onemine ve kadina kazandirdigi degere de 
dikkat cekmi§tir. Allah, tiim alemlerin ka- 
dinlanna Hz. Meryem'in ahlakim ve iffetini 
ornek verdigini bildirerek, bu ozelligin in- 
sana kazandirdigi iistiinliigii hatirlatmi§tir: 



V'.r 



ff 



•mm &■ 



Hani melekler: "Meryem, giiphesiz Allah seni seqti, seni arindirdi ve 
' alemlerin kadinlanna iistiin kildi," demigti. (Al-i Imran Suresi, 42) 

Allah Kuran'in diger ayetlerinde ise iffetin miimin kadinin onemli 
}» •£ bir belirleyici ozelligi oldugunu goyle hatirlatmaktadir: 

Icinizden ozgiir miimin kadinlan nikahlamaya giic yetiremeyenler, o za- 
man sag ellerinizin malik oldugu inanmig cariyelerinizden (alsin.) 
\ ^ ^ Allah sizin imaninizi en iyi bilendir. Oyleyse onlari, fuhugta bulunma- 

j« i yan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemisler olarak velilerinin izniyle ni- 

>; - kahlayin... (Nisa Suresi, 25) 

J ■ ... Mii'minlerden ozgiir ve iffetli kadinlar ile sizden once (kendilerine) 

kitap verilenlerden ozgiir ve iffetli kadinlar da, namuslu, fuhugta bu- 
, p / lunmayan ve gizlice dostlar edinmemigler olarak -onlara iicretlerini (me- 

hirlerini) odediginiz takdirde- size (helal kihndi.) Kim imam tanimayip 
kiifre saparsa, elbette onun yaphgi bosa cikmishr. O ahirette hiisrana 
ugrayanlardandir. (Maide Suresi, 5) 

Bir ba§ka ayette ise Allah, iffetin onemini "... onlarin (ozgiir ve if- 
fetli) taninmasi ve eziyet gormemeleri i^in en uygun olan budur..." 
(Ahzab Suresi, 59) ifadesiyle bildirmigtir. Iffet bir kadina sayginhk ve 
onur kazandirmakta ve onun toplum icerisinde eziyet gormesini engel- 
lemektedir. 

Miimin kadinlar, Allah'in Kuran'da bildirdigi turn simrlara en giizel 
§ekilde uyarak onur, vakar ve sayginhk kazanmis. olurlar. Boyle bir insa- 
mn tiim tavirlarmdan, konu§malarindan, hareketlerinden, yiiziindeki 
ifadeden, baki§lanndan, gulu§iinden ne kadar iffetli ve vakarh bir kim- 
se oldugunu anlayabilmek mumkundiir. Iffetli bir kadinin dogal bir asa- 
leti, insani bir heybeti ve guvenilir bir ki§iligi vardir. Nitekim Allah yu- 
kandaki ayette de, miiminlerin bu ozellikleriyle 'tanindiklanna' dikkat 
cekmigtir. Kuran'in bir ba§ka ayetinde ise "... Belirtileri, secde izinden 
yiizlerindedir..." (Fetih Suresi, 29) ifadesiyle, Allah miiminlerin yiizle- 
rinden tanindiklanna dikkat cekmi§tir. 



0**e& "tHiiA&imaet. 'Kacttet.; ^f. "tfte^cfetu. 



^. 



"M 









,iV ; a 



■ t't-har . .&• 




nsanlari dogru yola iletecek olan, Kuran 

ayetlerine uymaktir. Bu gercegi Allah, "An- 

dolsun, onlara (kendilerini §irkten ve bo- 

zulmalardan) caydirip vazge^irtecek nice 

haberler geldi. (Ki her biri) Dorugunda-ol- 

gunla§mi§ hikmettir..." (Kamer Suresi, 4-5) 

ayetleriyle bildirmi§tir. Bir ba§ka ayette ise 

-^^— Allah, "Andolsun, onlarin kissalarinda te- 

miz akil sahipleri i^in ibretler vardir. (Bu 

Kuran) duziip uydurulacak bir soz degildir, ancak kendin- 

den oncekilerin dogrulayicisi, her§eyin 'c;e§itli bi^imlerde 

a^iklamasi' ve iman edecek bir topluluk i^in bir hidayet ve 

rahmettir." (Yusuf Suresi, 111) sozleriyle, Kuran'daki kissalann 

hikmet goziiyle bakanlar icin ibret veya ornek ahnacak pek 

cok ogiit igerdigini hatirlatmi§tir. 

Allah, iman edenlerin ogiit ve ibret almalan gereken bu 
kissalarda, iman edip Kendisi'ne gonulden teslim olan saliha 
kadinlardan bahsetmi§, onlarin ornek ahnacak giizel ahlak 
ozelliklerine dikkat gekmigtir. Bunun yam sira ayetlerde, ima- 
na davet edildikleri halde, mu§rik ahlaki gostermekte direne- 
rek Allah'in rahmetinden uzakla§an kadinlar hakkinda da bil- 
gi verilmigtir. 



J.iH :1 



* v ' 





Ilerleyen satirlarda Allah'in Kuran'da yer verdigi saliha kadinlarm 
iman edenler icin ornek olu§turan giizel ahlaklanna dikkat cekecek, bu- 
nun yaninda peygamberlerin himayesi altinda olduklan halde imanin 
iistiinlugunu kavrayamayarak inkara sapan kadinlarin, ibret alinmasi 
gereken yonlerini ortaya koyacagiz. 



•£u e avim'iui Lgmm ipihgel Ouiuiki 

Allah, Kuran'da iman edenler icin iki ornek kadindan bah- 

setmi§tir. Bunlardan biri Hz. Meryem digeri ise Firavun'un 

hammidir. Kitabin ba§indan bu yana detayli olarak dikkat 

cekildigi gibi, Allah Hz. Meryem'in iffetini, Allah'a olan 

goniilden baghligini ve giiclii imanini ornek vermi§ 

ve onu tiim alemlerin kadinlarma iistiin kildigi- 

ni bildirmi§tir. Firavun'un haniminin iistiin 

ahlakini ise Allah Kuran'da §6yle bildir- 

mektedir: 

Allah, iman edenlere de Firavun'un 
karisini ornek verdi. Hani demifti 





■ { rJ 





V 



%1 



ki: "Rabbim bana Kendi Kahnda, cennette bir ev yap; beni Fira- 

vun'dan ve onun yaphklarindan kurtar ve beni o zalimler toplu- 

lugundan da kurtar." (Tahrim Suresi, 11) 

Allah'in Kuran'da turn iman edenler icin bir ornek oldugunu 
bildirdigi Firavun'un hanimi, Misir'in hukumram olan Firavun'un 
zorba ahlakina en yakindan §ahit olan, onun inkarda ne kadar ile- 
ri giden bir kimse oldugunu, Israilogullan'na nasil bir zuliim 
uyguladigini cok iyi bilen ki§ilerden biridir. 

Allah'in "... Firavun, ger^ekten yeryiiziinde bii- 
yiiklenen bir zorba ve ger^ekten ol^iiyii ta§iranlar- 
dandi." (Yunus Suresi, 83) ayetiyle bildirdigi gibi, 
Firavun Misir'da acimasiz yontemleri, zalim 
karakteri ve halkina uyguladigi §iddet ile 
taninan biriydi. Kavminin kadinlarini 
sag birakarak tiim erkek cocuklann 
oldiiriiyor ve halkina dayanil- 
maz igkenceler uyguluyordu. 
Tiim Misir ona aitti; dola- 




fir 



# 



yisiyla cok biiyiik bir zenginlik ve ihti§am icerisinde yagiyordu. Kimse 
Firavun'a itiraz edemiyor, ona bag kaldiramiyordu. Kendisinin Misir'in 
ve turn israilogullan'nin ilahi oldugunu iddia ederek sapkinca biiyiikle- 
niyordu. 

Allah, Firavun'a bir uyanci, israilogullan'na ise bir kurtanci olarak 

Hz. Musa'yi gonderdi. Hz. Musa, Misir halkini 

Allah'in hak dinine davet ediyor, onlan put- 

lara tapmaktan vazgecip, yalnizca 

Allah'a kulluk etmeye caginyordu. Fira- 

vun turn kavmini oldugu gibi "... Andol- 

sun, benim disimda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka 

hapse atacagim." (Suara Suresi, 29) sozleriyle Hz. Musa'yi da 

tehdit etmigti. Onun bu tehditleri ve uyguladigi igkence- 

ler nedeniyle, Allah'in "Sonun- 

da Musa'ya kendi kavminin 

bir ziirriyetinden (gen^le- 

rinden) ba§ka -Firavun ve 

onde gelen ^evresinin 

kendilerini belalara qaip- 

tirmalan korkusuyla- 

iman eden olmadi..." 

(Yunus Suresi, 83) ayetiyle 







m 








bildirdigi gibi, bir kisim genc- 
ler diginda Hz. Musa'ya iman 
eden olmadi. Hz. Musa'nin tebli- 
gi kar§isinda imana gelen Firavun'un 
emrindeki sihirbazlar ise, bu secim- 
lerinden dolayi Firavun'un zalim 
ve giddet dolu tavirlanyla kar§i 
kargiya kaldilar: 

once O'na iman ettiniz, oyle mi? Mut- 
laka bu, halki burdan siiriip-cikarmak 
amaciyla gehirde planladiginiz bir tuzakhr. Oyley- 

se siz (buna karsilik ne yapacagimi) bileceksiniz. Muhakkak ellerinizi 
ve ayaklarinizi caprazlama kesecegim ve hepinizi idam edecegim." (Araf 
Suresi, 123-124) 

Sihirbazlarm kar§ila§tiklan bu acimasiz uygulamanin tek sebebinin 
de yine 'Allah'a iman etmeleri' oldugu bir ba§ka ayette §6yle haber veril- 
mektedir: 

Oysa sen, yalnizca, bize geldiginde Rabbimiz'in ayetlerine inanmamiz- 

dan baska bir nedenle bizden intikam almiyorsun. "Rabbimiz, ustiimu- 

ze sabir yagdir ve bizi Miisluman olarak oldiir." (Araf Suresi, 126) 

Goruldiigii gibi Firavun'un zalimligi ve kendi hiikumranhgini red- 

dederek Allah'a iman eden kimselere olan tavn cok acik bir §ekilde orta- 

daydi. Ancak hanimi, turn bunlan yakindan bilen bir kimse olmasina 

ragmen, Firavun'un onun imanini ogrendiginde gosterebilecegi tepki- 

den ve kendisine uygulayabilecegi zuliimden hicbir §ekilde cekinmemi§, 

Allah'in nzasini, sevgisini ve yakinligini kazanmayi bundan cok daha 

onemli gormugtiir. Bu samimiyeti, Allah'a olan teslimiyeti, zor §artlar al- 

tinda imanini gizlemek icin gostermig oldugu sabn ve tevekkiilii, Allah 

sevgisinden kaynaklanan cesareti turn inananlar icin giizel bir ornektir. 






t tya-fafa. 



*:. 



■as* 



- -as 232*^ '-'' ' 



w 



Bunun yam sira, Firavun'un turn Misir'in sahibi oldugu, turn hazi- 
neleri ve nimetleri elinde bulundurdugu da unutulmamahdir. Firavun'- 
un hanimi elindeki bu imkanlarin hicbirini 6nemsememi§, imam, 
Allah'in rizasim kazanabilmeyi, O'nun istedigi ahlaki yagayabilmeyi 
tiim bu diinya nimetlerinden cok daha iistiin tutmu§tur. Nitekim Allah'a 
olan duasinda da bu samimiyeti cok acik bir §ekilde goriilmektedir. 
Diinya hayatinda sahip oldugu tiim bu imkanlara ragmen, Allah'tan 



V. 




w 



f* 23 ^-i: 



7/ ■ : 



kendisini Firavun'dan ve onun zalim sisteminden kurtarmasini dilemis. 
ve kendisine cennette bir ev vermesini istemi§tir: 

... Hani demisti ki: "Rabbim bana Kendi Kahnda, cennette bir ev yap; 

beni Firavun'dan ve onun yaphklarindan kurtar ve beni o zalimler top- 

lulugundan da kurtar." (Tahrim Suresi, 11) 

Firavun'un hanimi bu iistiin ahlakiyla diinya hayatina bagh olma- 
digini, asil olarak Allah'in nzasini ve cennetini istedigini ortaya koymak- 
tadir. Allah onun bu samimi imanini, turn miiminlere ornek vermis^ onu 
hem diinya hayatinda hem de ahirette iistiin kilmi§tir. 



V 



luba'nin t/trnmbimtt Jeve 
Allah Kuran'in "Ger^ek §u ki, Firavun yeryiiziinde (Misir'da) bii- 
yiiklenmi§ ve oranin halkini birtakim firkalara ayirip b61mii§tii; on- 
lardan bir boliimiinii gii^ten dii§uriiyor, erkek ^ocuklanni bogazlayip 
kadinlanni diri birakiyordu. Ciinkii o, bozgunculardandi." (Kasas Su- 
resi, 4) ayetiyle, onceki satirlarda da deginilen Misir Firavunu'nun azgin 
ve zalim bir hiikiimranhk siirdiigiinii, halkina biiyiik bir zuliim uygula- 
digini, kavmindeki erkek cocuklanni bogazladigini bildirmi§tir. 

Hz. Musa, Firavun'un bu zorba hakimiyeti sirasinda Misir'da diin- 
yaya gelmi§tir. Allah Hz. Musa'yi secmi§ ve onu Firavun'un bu azgin 
tavrina kar§i miicadele etmekle gorevlendirmigtir. 

Allah, Firavun'un tiim erkek cocuklannin oldiiriilmesini emrettigi 
bir donemde diinyaya gelen Hz. Musa'nin hayatta kalabilmesi icin anne- 
sine vahiyde bulunmus. ve ona Hz. Musa'yi bir sandiga koyarak suya bi- 
rakmasim bildirmi§tir: 

"Hani, annene vahyolunan §eyi vahyetmigtik, (goyle ki:) Onu sandigin 
icine koy, suya birak, boylece su onu sahile biraksin; onu Benim de diis- 
manim, onun da diismani olan biri alacakhr..." (Taha Suresi, 38-39) 

le: "Onu emzir, fayet onun iqin korkacak olursan, onu 



ijf 



:^B-fr- 



^iJS*^ 



suya birak, korkma ve iiziilme; qiinkii onu Biz sana tekrar geri verecegiz 

ve onu gonderilen (elqilerden) kilacagiz" diye vahyettik (bildirdik). (Ka- 

sas Suresi, 7) 

Allah, Hz. Musa'nin annesine korkmamasini ve uziilmemesini ha- 
tirlatmistir. Allah ona Hz. Musa'nin peygamberlikle miijdelenecegini, 
Kendi korumasi altinda olacagini bildirmis ve onu ileride yeniden ken- 
disine kavusturacagini haber vererek kalbini yatistirmistir. 

Musa Peygamberin annesi bu olayla onemli bir denemeden gecmis- 
tir. Yeni dogmus bebegini bir sandiga koyarak terk edecek ve onu suya 








S^W 






"Wtiib&imatt "?Caemt; "%f. 




'. 



w 



birakacakhr. Bir insanin endi§eye kapilmadan yeni dogmus. bir bebegi 
suya birakabilmesi icin Allah'a kar§i cok samimi bir imana sahip olmasi 
ve O'na cok giiclii bir giiven duyup teslim olmus. olmasi gerekmektedir. 
Allah, Hz. Musa'nin annesini boyle bir olayla denemis. ve onun bu iistiin 
ahlakini; Kendisi'ne olan baglihgini ve tevekkuliinii kiyamete kadar ya- 
§ayacak olan turn iman sahipleri icin onemli bir ornek kilmigtir. 

Musa Peygamberin annesi, Allah'in kendisine vahyettigi gibi Hz. 
Musa'yi suya birakmigur. Allah, zorlu bir denemeden gectigini bilerek, 
Kendi Katindan bir sabir ve dayanikhlik ile onu desteklemigtir: 

Musa'nin annesi ise, yiiregi bofluk iqinde sabahladi. Eger mu'minlerden 
olmasi iqin kalbi iizerinde (sabri ve dayanikhhgi) peki|tirmemi| olsay- 
dik, neredeyse onu(n durumunu) aqiga vuracakh. (Kasas Suresi, 10) 
Allah'in "Ve onun kiz karde§ine: "Onu izle," dedi. Boylece o da, 
kendileri farkinda degilken onu uzaktan gozetledi." (Kasas Suresi, 11) 











*&-" 



' ' \ ' 




ayetiyle bildirdigi gibi, annesi, Hz. Musa'nin kiz kardesine 
kimseye fark ettirmeden onun nereye dogru siiriiklendigini 
izlemesini soylemistir. 

Allah, Hz. Musa icin bir kader belirlemis ve turn olaylan, 
bu kaderin i§leyi§i dogrultusunda en giizel sekilde yaratmistir. 
Allah, Firavun'a karsi zorlu bir mucadele verecek olan Musa Pey- 
gamberi, dogumundan hemen sonra onun sarayina getirtmis ve Fi- 
ravun ailesi tarafindan sahiplenilmesini saglamishr. Allah ayrica Hz^ 
Musa'ya turn siit analanni haram kilarak, onun yeniden annesine kavus- 
masini da saglamishr. Allah'in "Biz, daha once ona siit analanni haram 
etmistik. (Kiz kardesi:) "Ben, sizin adiniza onun bakimini iistlenecek 
ve ona ogiit verecek (veya egitecek) bir aileyi size bildireyim mi?" de- 
di." (Kasas Suresi, 12) ayetiyle bildirdigi gibi, Hz. Musa'nin, Firavun ai- 
lesi tarafindan bulundugunu goren kiz kardesi, Hz. Musa'nin bakimini 
ustlenmesi ve onu yetistirmesi icin, onlara kendi annesini tavsiye 
etmistir. Bunun sonucunda Allah, Hz. Musa ile annesini birbirleri- 
ne kavusturmustur. Allah, bu olayin bazi hikmetlerini Kuran'd, 
soyle bildirmektedir: 

Boylelikle, goziiniin aydin olmasi, iizulmemesi ve gerqektei 
Allah'in va'dinin hak oldugunu bilmesi iqin, onu annesin 
geri vermif olduk. Ancak onlarin qogu bilmezler. (Kasas Su- 
resi, 13) 

Ayetten de anlasilacagi gibi Allah, Hz. Musa'nin an- 
nesinin Kendisi'ne olan baghhgini denemis ve ardindan 
da gostermis oldugu sabir, teslimiyet ve giizel ahlaka karsi- 
hk 'goziiniin aydin olmasi ve uzulmemesi' icin onu Hz. Mu- 
sa'nin yanina yerlestirmistir. Allah ayrica bu olayi, ileride Misir'da 
cok biiyiik sorumluluklar iistlenecek ve Israilogullari'm Firavun'un zul- 
miinden kurtarmak icin mucadele verecek olan Hz. Musa'nin, Firavu 










' ■ " -"' ' 23X '- 






%\ 



n'un sarayina yerlegtirilmesine, orada biiyiiyerek Firavun'a yakin olma- 
sina da vesile etmigtir. Allah bu durumu Kuran'da §6yle bildirmiijtir: 

Nihayet Firavun'un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri iqin bir 
diigman ve iiziintii konusu olsun diye sahipsiz goriip aldilar. Gerqekte 
Firavun, Haman ve askerleri bir yanilgi i^indeydi. (Kasas Suresi, 8) 
Firavun'un karisi dedi ki: "Benim iqin de, senin iqin de bir goz bebegi; 
onu oldiirmeyin; umulur ki bize yarari dokunur veya onu evlat edini- 
riz." Oysa onlar (baslarina geleceklerin) suurunda degillerdi. (Kasas Su- 
resi, 9) 

Allah her olayi belirli bir kader dogrultusunda yaratmakta ve rum 
insanlan bu kader icerisinde ya§adiklan olaylarla denemektedir. 
Allah'in "Andolsun, Biz sizi biraz korku, a^hk ve bir par^a mallardan, 
canlardan ve iiriinlerden eksiltmekle imtihan edecegiz. Sabir goste- 
renleri miijdele." (Bakara Suresi, 155) ayetiyle bildirdigi gibi, Rabbimiz 
bu olaylar kar§isinda sabir gosterenleri mujdelemekte, Hz. Musa'nin an- 
nesinin durumunda oldugu gibi onlan rahmetiyle hayirlara yoneltmek- 

Allah Kuran'da Hz. Musa'nin, Firavun ve kavmini terk ettikten son- 
ra, Misir'in dogusunda yer alan Medyen bolgesine dogru gittigini ve bu- 
rada, hayvanlanni sulayamadiklan icin Medyen suyunun gerisinde bek- 
lemekte olan iki kadin gordugiinii bildirmektedir. Hz. Musa kadinlara 
durumlarmi sordugunda, kadinlar babalarimn yaglanmis. olmasi sebe- 
biyle hayvanlanni kendilerinin sulamak durumunda kaldiklanni ancak, 
suyun cevresindeki cobanlardan dolayi beklediklerini soylemi§lerdir. 

Allah Kuran'da kadinlann durumlarmi §6yle agikladiklanni bildir- 
mektedir: 









m 



\\ 



.. GercekteriTfliiah. gaybin 




v-;,, 






Medyen suyuna vardigi zatnan, su almakta olan bir 
insan toplulugu buldu. Onlann gerisinde de (hay- 
vanlari su basina gotiirmekten qekinen) iki kadin 
buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "Cobanlar sii- 
riilerini sulamadikqa, biz siiriilerimizi sulayamayiz; 
babamiz, yagi ilerlemis bir ihtiyardir." dediler. He- 
mencecik onlann siiriilerini suladi... (Kasas Suresi, 
23-24) 

Medyen suyundaki kadinlann bu tavirlan, iffet- 
leri konusunda titizlik gosterdiklerini, bundan dolayi, 
nezih olmadigini ve rahatsiz olabileceklerini du§un- 
diikleri bir ortama girmemeye ozen gosterdiklerini 
ortaya koymaktadir. Suyun kenannda bulunan co- 
banlar kadinlann geride durmalanna neden olmu§- 
tur. Ancak buna kar§ihk Hz. Musa'nin giiven veren 
goriinumu, hayvanlanni sulamak icin bekleyen bu 
kadinlann onunla gekinmeden konugup diyalog ku- 
rabilmelerini saglami§tir. Kadinlar orada bulunan co- 
banlar nedeniyle suyun kenanna gitmeyip bekledik- 
lerini soylediklerinde, Hz. Musa hemen onlara yar- 
dimci olmus. ve onlar icin hayvanlanni sulami§tir. 

Medyen suyunda bekleyen bu kadinlann goster- 
mis. olduklan ahlak, turn Musliiman kadinlar icin gii- 
zel bir ornek olu§turmaktadir. Ihtiyac icinde oldukla- 
n halde, yine de iffetleri konusunda titizlik gosterme- 
yi daha oncelikli tutmus. ve kendileri icin bir zorluk 
olu§turmasina ragmen bu konudan taviz vermemi§- 
lerdir. Allah'in begenecegi bir tavirda bulunmayi da- 
ha onemli gormus. ve beklemeyi tercih etmi§lerdir. Ni- 
tekim Allah bu giizel tavirlarma kargihk onlara giive- 



0>me& "THiiAduu^ui 'KacttM; ^f. ")tCe>Ufe*H. 






* 



V* 1 





mm® ossao m f^mmsm^ 




\&- 



%}t 



m 



■■ i .' - 






ml 



1 


• i ^M 


-■ £X 






<:5^g: 






1 '■■ 

{■>■< 






M 



- ■.&■ 



nilir birini; Hz. Musa'yi gondererek yardimiyla onlan destek- 
lemi§tir. 

Allah, onlara Hz. Musa'yi gondermekle biiyiik bir lutuf- 
ta bulunmugtur. Musa Peygamber hayvanlan sulamasinin ar- 
dmdan "... Rabbim, dogrusu bana indirdigin her hayra 
muhtacim." (Kasas Suresi, 24) diyerek Allah'a dua etmi§tir. 
Onun bu duasimn ardindan, daha once yardim ettigi kadin- 
lardan biri yanina gelerek, yaptigi yardim kargihginda baba- 
sinin kendisini davet ettigini soylemi§tir: 

(Jok gecmeden, o iki (kadin)dan biri, (utana utana) yiiriiye- 
rek ona geldi. "Babam, bizim icm siiriileri sulamana kargihk 
sana miikafat vermek iizere seni davet etmektedir." dedi... 
(Kasas Suresi, 25) 

Kadinlardan biri, guclii ve giivenilir olmasindan soz 
ederek Hz. Musa'yi iicretle tutmasi icin babasina istekte bu- 
lunmu§tur: 

O (kadin)lardan biri dedi ki: "Ey babacigim, onu iicretli ola- 

rak tut; ciinkii iicretle tuttuklarinin en hayirhsi gercekten o 

kuvvetli, giivenilir (biri)dir." (Kasas Suresi, 26) 

Kadin bu ifadesiyle, Hz. Musa'yi giivenilir bir insan ola- 

rak gordugunii babasina da acikca ifade etmigtir. Bunun iize- 

rine babalan Hz. Musa'nin emin bir insan oldugunu gorerek, 

iki kizindan birini Hz. Musa'yla nikahlamak istedigini soyle- 

mi§tir. 

Iffetlerine olan dugkunliikleriyle dikkat ceken bu kadin- 
larin tavirlan turn Musliimanlar icin giizel bir ornek olugtur- 
maktadir. Allah, kadinlarm bu konudaki titizlikleri kargihgin- 
da onlara rahmet etmig, hem Hz. Musa gibi giivenilir bir in- 
san ile i§lerini kolayla§tirmi§, hem de bu olayi, kadinlardan 
birinin Hz. Musa'nin e§i olmasina vesile etmigtir. 



&«* 



.mrM 






•■ ■ ■> 






v 



w 







f. 



cfe/e fkelike&i Se&U 

Hz. Siileyman, yagadigi donemde, 

Allah'in liitfu ve nimetleri sayesinde, 

yiizyillar sonrasinda bile insanlann hay- 

ranhgini ve dikkatini iizerine cekmeye 

devam eden biiyiik bir hiikumranhk 

kurmu§tur. Hz. Siileyman cinlerden ve 

, insanlardan olu§an ordusu ile cok guclii 

]• J bir hakimiyet elde etmigtir. Hz. Siiley- 

man'in sarayi ise, donemin en ileri tekni- 

gi kullanilarak, iistiin bir estetik anlayi§i 

ile in§a edilmigtir. 

i ' / Sebe Melikesi Belkis ise, Hz. Suley- 

1 man'in bu hiikumranhgi doneminde ya- 

§ami§, ba§ka bir iilkenin baginda yoneti- 

y'f,- ci konumunda olan bir kadindir. Ku- 

i],/ ran'da Hz. Siileyman ile Sebe Melikesi 

Belkis arasinda iki iilkenin siyasi ve eko- 

nomik ili§kileri hakkinda siiregelen bazi 

/ diyaloglar yer almaktadir. Hie ku§kusuz 

SV.--i tiim bu bilgiler, iman edenler icin pek 

iNy cok hikmet ve ogiit icermektedir. 

Allah Kuran'da Hz. Siilevman'in or- 
1 ■ J dusunda bulunan Hiidhiid'iin, ona Sebe 
I2f' : ' Melikesi hakkinda onemli bazi bilgiler 
£ 4r verdigini bildirmektedir: 

I 



t 



r ■ - 



Derken uzun zaman geqmeden geldi 
ve dedi ki: "Senin kugatamadigin (6g- 
renemedigin) §eyi, ben kugattim ve sa- 









na Saba'dan kesin bir haber getirdim. Gercekten ben, onla- 
ra hiikmetmekte olan bir kadin buldum ki, ona her- 
seyden (bolca) verilmistir ve biiyiik bir tahh var. Onu ve 
kavmini, Allah'i birakip da Giineg'e secde etmektelerken 
buldum, geytan onlara yaptiklarini suslemigtir, boylei 
onlari (dogru) yoldan ahkoymustur; bundan dolayi onlar 
hidayet bulmuyorlar. Ki onlar, goklerde ve yerde sakh ola- 
ni ortaya cikaran ve sizin gizlediklerinizi ve aciga vurduk- 
larinizi bilen Allah'a secde etmesinler diye (yapmaktadir- 
lar)." (Neml Suresi, 22-25) 

Hiidhud oncelikle Hz. Siileyman'a, Sebe Melikesi'nin 
bazi onemli ozelliklerini anlatmigtir. Sebe Melikesi'nin Se- 
be'ye hiikmettigini, kendisine hergeyden bolca verilmis. oldu- 
gunu ve tahtimn biiyuklugunii dile getirerek, onun hiikumran- 
liginin ve devletinin giiciine dikkat cekmigtir. 

Hz. Siileyman Hiidhiid'den aldigi bilgiler iizerine Sebe Meli- 
kesi'ni Allah'a iman etmeye ve kendisine teslim olmaya davet eden 
bir mektup yollami§tir. Sebe Melikesi bu mektubun onemini hemen 
kavramis. ve bundan dolayi da onde gelen yakin cevresine bu konuyu 
istigareye acmi§ur. Allah Kuran'da bu konuyu §6yle bildirmektedir: 
(Hudhiid'iin mektubu gotiiriip birakmasindan sonra Saba Meli- . 
kesi Belkis:) Dedi ki: "Ey onde gelenler gercekten bana oldukca 
onemli bir mektup birakildi. Gerqek §u ki, bu, Siileyman'dandir vi 
'Siiphesiz Rahman ve Rahim Olan Allah'in Adiyla' (baslamakta)dir. 
(Icinde de:) "Bana karsi biiyiikliik gostermeyin ve bana Miisiuman ola- 
rak gelin" diye (yazilmaktadir). Dedi ki: "Ey onde gelenler, bu isimde 
bana goriig belirtin, siz (herseye) sahidlik etmedikce ben hiqbir igte ke- 
sin (karar veren biri) degilim." (Neml Suresi, 29-32) 
Bunun yam sira, yardimcilarinin kendisine "... Biz kuvvet sa- 
hibiyiz ve zorlu sava§^ilanz. I§ konusunda karar se- 
nindir, artik sen bak, neyi emredersen (biz uygula- 



0**e& "tHiiA&iman 'Kacttet.; ^f. ")H<e>Ufe*H. 






w^hR 




(Suleyman) "Rabbim, beiii bagisla 
ve ben den sonra hie kimseye /' 
^ nasib olmayan bir miilku bana 
armagan et. Suphesiz Sen, 



(Sad Suresi, 35) v 






!■'■ J 



nz)." (Neml Suresi, 33) geklinde cevap vermeleri de, 
onun kavmi iizerinde guclii bir yonetim giiciine sahip 
oldugunu ortaya koymaktadir. 

Yardimcilarimn, "... Ger^ekten hiikiimdarlar bir 
iilkeye girdikleri zaman, orasini bozguna ugrahrlar 
ve halkindan onur sahibi olanlan hor ve a§agihk ki- 
larlar; i§te onlar, boyle yaparlar." (Neml Suresi, 34) 
geklindeki uyarilanni dikkate almis. ve "Ben onlara bir 
hediye gondereyim de, bir bakayim el^iler neyle do- 
nerler." (Neml Suresi, 35) diyerek temkinli davranmig- 
tir. Gonderecegi bu hediye ile oncelikle Hz. Siiley- 
man'in amacini ogrenmek istemigtir. Ancak Hz. Siiley- 
man, Sebe Melikesi'nin niyetini anlayarak hediyesini 
geri cevirmis. ve ona §6yle haber gondermigtir: 

"Sen onlara don, biz onlara oyle ordularla geliriz ki, 

onlarin karsi koymalari miimkun degil ve biz onlari 

ordan horlanmi§-a§agilanmi§ ve kiiqiik du§uruhnu§- 

ler olarak siiriip qikarinz." (Neml Suresi, 37) 

Hz. Siileyman bu mesaji ile Sebe Melikesi'ne, or- 

dulannin kargi konulmaz giicunii hatirlatmis. ve onu 

bir kez daha teslim olmaya davet etmigtir. Bunun ya- 

ninda, ordusundaki onde gelenlerden, Sebe iilkesinin 

hukumranliginin ifadesi olan Sebe Melikesi'nin tahtini 

kendi sarayina getirmelerini istemigtir. 

Cinlerden bir Ifrit'in bir goz acip kapama 
suresi icerisinde tahti kendisine getirmesinin 
ardindan Hz. Siileyman, tahti bazi degigik- 
liklere ugratmigtir. Kendisine geldiginde ise 
Sebe Melikesi'ne, tahtin kendisine ait olup ol- 
madigini sormugtur: 



~^. 



S\l 




V* 



\-%- 







I 



W 



Boylece (Belkis) geldigi zaman ona: "Senin tahhn boy- 
le mi?" denildi. Dedi ki: "Tipki kendisi. Bize ondan on- 
ce ilim verilmisti ve biz Miisliiman olmustuk." 
Allah'tan baska tapmakta oldugu seyler onu (Miislii- 
man olmaktan) ahkoymustu. Gercekte o, inkar eden bir 
kavimdendi. (Neml Suresi, 42-43) 
Sebe Melikesi, Gunes/e tapan bir kavim icerisinde 
yagamasina ragmen, Hz. Siileyman'in samimi bir iislup 
ile yazmis. oldugu mektubundan, akilci tavrindan, guclii 
hakimiyetinden ve ihti§amh sarayindan son derece etki- 
lenmi§, ve turn bunlar onun iman edip Miisliiman olma- 
sina vesile olmugtur. 

Kuran'da Sebe Melikesi'nin Allah'a teslim oldugunu 
§6yle ifade ettigi bildirilmektedir: 

Ona: "Koske gir" denildi. Onu goriince derin bir su san- 
di ve (etegini cekerek) ayaklarini ach. (Siileyman:) De- 
di ki: "Gercekte bu, saydam camdan olma diizeltilmis 
bir kosk-zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gercekten ben 
kendime zulmettim; (artik) ben Siileyman'la birlikte 
alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml Su- 
resi, 44) 

Allah'in Kuran'da bildirdigi Sebe Melikesi hakkin- 
daki tiim bu bilgilerde, hikmet goziiyle bakanlar icin pek 
cok ogiit ve hikmet yer almaktadir. Sebe Melikesi'nin 
akilci du§unebilmesi dogru olani daha kolay gorebilme- 
sini ve samimi hareket edebilmesini saglamigtir. Aynca 
hakki gordiigiinde, oncesinde cok farkli bir inanca sahip 
olmasina ragmen hie tereddiit etmeden Allah'a teslim 
olup iman etmis. olmasi da, ornek alinmasi gereken bir 
tavirdir. 



3 



£P 



,-».-. 



m*& 



i \XM' 1 



6 




Inmwei ^AMUiaia^,' <ng. Lui'im ve trig. Huh'uti L^iefi 

Allah Kuran'da, imanlanndaki samimiyetleri ve ahlak- 
larinin giizelligiyle ornek olan kadinlann di§inda, inkar 
eden ve bundan dolayi cehennem ile kar§ilik gorecek ka- 
dinlar hakkinda da bilgi vermigtir. Allah'in Kuran'da 
dikkat cektigi iki kadinin en onemli ozellikleriyse, her 
ikisinin de 'peygamberlerin e§leri' olmalandir. 

Peygamberler Allah'in seckin kildigi, elciligiyle 

gereflendirdigi, bilgi ve beden giiclerini artirdigi 

B^^fe ustiin insanlardir. Bu nedenle Hz. Nuh'un ve Hz. 

Lut'un e§lerinin, peygamberlerin samimi ki§ilik- 

lerine, giizel ahlaklarma, hikmetli konu§malan- 

na, akilci kararlarma her an §ahit olduklan, ve 

i onlarin Allah'tan gelen hak 

^^ bir soz iizerine hare- 

ket ettiklerini bil- 

dikleri halde iman 

etmemis. olmalari 

son derece onemli- 

dir. Onlarin bu tavir- 

lan, turn iman edenler 

icin onemli bir ibret vesile- 

si olmahdir. Allah'in, Hz. 

Nuh'un ve Hz. Lut'un esleri ol- 

duklarim bildirdigi bu kadinlar, 

peygamberlerle nikahlanmiglar 

ancak daha sonra onlara ihanet et- 

mi§lerdir. Allah, bu iki kadi- 



^f. "TftevtfetH, 








" 7 ■ 


* . 


r /m' 


#* 


- 1 ~* ■' 


/f - - 


■ 


< A 


'/n\ 




'■■$) 


L " 


, v - 


l'l 


J 


-- .* ,' 


'■»-'• 




.V 


^ *. 


jg; 


-^ 


.p&L*' 




I'SkJ ; 






255 •■' V 






/' ' 








nin durumu hakkinda Kuran'da §6yle bilgi vermektedir: 

Allah, inkar edenlere, Nuh'un esini ve Lut'un esini ornek verdi. Ikisi de, 
kullarimizdan salih olan iki kulumuzun nikahlan alhndaydi; ancak on- 
lara ihanet ettiler. Bundan dolayi, (kocalan) kendilerine Allah'tan gelen 
hicbir geyle yarar saglamadilar. Ikisine de: "Atese diger girenlerle birlik- 
te girin" denildi. (Tahrim Suresi, 10) 

Allah'in sevdigi, razi oldugu, cennetiyle miijdeledigi bu miibarek 
insanlarla evli olacak kadar yakin olduklan halde, bu yakinlik, samimi- 
yetsizlikleri nedeniyle onlara Allah'in rahmetinden yana hicbir §ey ka- 
zandirmami§tir. Tarn tersine Allah'in azabiyla kar§ila§mi§lardir. Allah 
Neml Suresi'nde Hz. Lut'un karisinin, Hz. Lut'a iman etmeyen sapkin 
kavmiyle birlikte nasil helak oldugunu §6yle bildirmektedir: 

Kavminin cevabi: "Lut ailesini gehrinizden siiriip cikarin. Temiz kalmak 
isteyen insanlarmig" demekten baska olmadi. Biz de, onu ve ailesini 
kurtardik, yalnizca karisi haric; onu geride (azab icinde kalanlar arasin- 
da) takdir ettik. Ve iizerlerine bir yagmur yagdirdik. Uyanlanlarin yag- 
muru ne kotiidiir. (Neml Suresi, 56-58) 

... "Gercek §u ki, Biz bu iilkenin halkini yikima ugratacagiz. Ciinkii 
onun halki zalim oldular." Dedi ki: "Onun icinde Lut da vardir." Dediler 
ki: "Onun icinde kimin oldugunu Biz daha iyi biliriz. Kendi karisi di- 
smda, onu ve ailesini muhakkak kurtaracagiz. O (karisi) arkada kalacak 
olanlardandir." Elqilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayisiyla 
kotiilesti ve ici daraldi. Dediler ki: "Korkuya diisme ve hiizne kapilma. 
Karin disinda, seni ve aileni muhakak kurtaracagiz. O ise, arkada ka- 
lacakhr. Siiphesiz Biz, fasikhk yapmalarindan dolayi, bu iilke 
halkimn iistiine gokten igrenq bir azab indirecegiz." (Anke- 
but Suresi, 31-34) 

Goruldugii gibi, Allah bu kadinlarm her iki- 
sine de diinya hayatinda cok biiyiik bir 
imkan nasip etmig, onlari pey- 




3A 







gamberlerin e§leri kilmi§tir. Ancak her ikisi de, kendileri icin hem diin- 
ya hayatinda hem de ahirette biiyiik bir nimete doniigebilecek bu imka- 
m geregi gibi degerlendirememis. ve bu §erefli makama eri§ememi§ler- 
dir. Bundan dolayi Allah'in azabiyla kar§ihk bulmu§lar, horlanmis. ve 
a§agilanmi§lardir. 




WiAu^'k cngig'm ^Amt-Ui 
Allah'in, Kuran'da dikkat cektigi kadinlardan biri de, Misir'da bu- 
lunan bir Aziz'in kansidir. Hz. Yusuf, karde§lerinin kendisine kurdugu 
bir tuzak sonucunda, bir kole tiiccari tarafindan bu Misir'h Aziz'e satil- 
mi§tir. Allah Kuran'da Aziz ile karisimn, Hz. Yusuf u yanlanna ah§im 
§6yle haber vermektedir: 

Onu satin alan bir Misir'h (Aziz,) kansina: "Onun yerini iistiin tut (ona 
giizel bak), umulur ki bize bir yarari dokunur ya da onu evlat ediniriz" 
dedi. Boylelikle Biz, Yusuf'u yeryiiziinde (Misir'da) yerlesik kildik. Ona 
sozlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) ogrettik. Allah, emrinde galib 
olandir, ancak insanlarin cogu bilmezler. Erginlik cagina erisince, ken- 
disine hiikiim ve ilim verdik. Iste Biz, iyilik yapanlari boyle odiillendi- 
ririz. (Yusuf Suresi, 21-22) 

Allah, Hz. Yusuf'u Aziz'in yanina yerle§tirmi§ ve boylece onu Mi- 
sir'da yerle§ik kilmigur. Hz. Yusuf, Aziz ve karisimn yaninda biiyumug, 
erginlik cagina ula§tiginda ise, Allah ona Katindan bir ilim ve hikmet 
vermi§, sozlerin yorumunu 6gretmi§, onu seckin kilmis. ve rahmetiyle 
desteklemigtir. 

Allah, hayatimn bu doneminde Hz. Yusuf'u onemli bir denemeden 
gecirmi§tir. Aziz'in kansi, yanlannda kalmakta olan Hz. Yusuf'tan ayet- 
te bildirilen ifadeyle "murad almak istemis/' ve bu istegini gercekle§tire- 
bilmek icin bir diizen kurarak, onu tuzaga du§urmeye cah§mi§tir. Bunun 
icin bulundugu yerin kapilanni sikica kapatmis. ve Hz. Yusuf'a istekleri 






, r 



m 



w 



>WV^; 



7/ ■ : 



dogrultusunda cagrida bulunmu§tur. Hz. Yusuf ise, haram bir fiil igle- 
mekten Allah'a sigindigini soyleyerek kadindan yiiz cevirmigtir. 

Hz. Yusuf, kadinin bu tavnndan vazgecmesi icin ona Aziz'in duru- 
munu hatirlatmi§, onun kendisinin efendisi oldugunu, ona ho§nut kildi- 
gini ve iyi baktigini soyleyerek, efendisine kar§i bir sadakatsizlikte bu- 
lunmayacagini ifade etmi§tir. Hz. Yusuf kadina aynca zalimlerin kurtu- 
lu§a eremeyecegini de soyleyerek, bunun zalimce bir davranis. olacagini 
hahrlatmi§tir. Allah, Kuran'da Aziz'in kansimn bu giri§imini ve Hz. Yu- 
suf'un ihlasli tavnni §6yle haber vermektedir: 

Evinde kalmakta oldugu kadin, ondan murad almak istedi ve kapilari 
simsiki kapatarak: "Isteklerim senin iqindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi 
ki: "Allah'a siginirim. Ciinkii o benim efendimdir, yerimi giizel tutmug- 
tur. Ger^ek su ki, zalimler kurtulusa ermez." (Yusuf Suresi, 23) 
Allah'tan korkan ve samimi iman sahibi olan Hz. Yusuf, Allah'in 
yardimiyla Aziz'in kansimn bu teklifini geri cevirmig ve Allah'in sinirla- 
rini korumakta kararhlik gostermigtir. Allah, Hz. Yusuf'un bu tavnni Ku- 
ran'da goyle bildirmigtir: 

Andolsun kadin onu arzulamigti, -eger Rabbinin (zinayi yasaklayan) ke- 

sin kanit (burhan)ini gormeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamigti. Boy- 

lelikle Biz ondan kotulugii ve fuhsu geri qevirmek iqin (ona delil gon- 

derdik). Ciinkii o, muhlis kullanmizdandi. (Yusuf Suresi, 24) 

Hz. Yusuf bu kararhligi nedeniyle kadindan uzakla§maya cahgir- 

ken kadinin efendisiyle kar§ila§mi§tir. Aziz'in kansi bu noktada bir kez 

daha hileli bir diizene bagvurmus. ve Hz. Yusuf'un iffetli ve ihlasli tavn- 

na ragmen, kendisini temize cikarabilmek icin, Hz. Yusuf'a iftira atmig- 

tir. Hz. Yusuf'un kendisine kotii niyetle yakla§tigini soyleyerek, Aziz'den 

onun cezalandinlmasini istemigtir. Zindana atilmasindan ya da aci bir 

azapla azaplandinlmasindan ba§ka bir secenek olmadigini one siirerek, 

sucsuzluguna §ahit oldugu Hz Yusuf'un cezalandinlmasi icin Aziz'i kig- 



ijf 



ftf 



I. . 1 . ^ TTT. 



■ ■ 1 



. 



,;; Allah'm bizim icin'yazdiklan 
disinda, bize kesinlikle h'icbir sey 
hsabet etmez. O bizim mevlamizdir* 
u\Ve mii'minler yalnizca Allaha 






tevekkul etmelidirler. 
(Tevbe Suresi, 51) J 



i 



V*' 



PaVW.'^M . 



w 



><257^^; 



7/ ■ : 



kirtmaya cah§mi§tir. Allah Kuran'da bu olayi §6yle aktarmaktadir: 

Kapiya dogru ikisi de kogtular. Kadin onun gomlegini arkadan qekip 
yirth. (Tarn) Kapinin yaninda kadinin efendisiyle karsilashlar. Kadin de- 
di ki: "Ailene kotiiliik isteyenin, zindana atilmaktan veya aci bir azabtan 
baska cezasi ne olabilir?" (Yusuf Suresi, 25) 

Aziz'e sadakatsizlik ederek, haram bir fiile yanagmak istemesi, ar- 
dindan da masum oldugunu cok iyi bildigi halde yalan soyleyerek Hz. 
Yusuf a iftira atmasi, Aziz'in karisinin Allah korkusundan yoksun ve za- 
lim bir karaktere sahip oldugunu acik bir gekilde ortaya koymaktadir. 
Turn bunlar ayni zamanda nefsinin vicdanini nasil orttugunii de goster- 
mektedir. 

Hz. Yusuf, kadrnm bu vicdansizca suclamalan kargisinda "Onun 
kendisi benden murad almak istedi." (Yusuf Suresi, 26) diyerek, Aziz'e 
olayin dogrusunu soylemigtir. Kadinin yakinlanndan biri ise kimin dog- 
ru soylediginin anla§ilabilmesi icin §6yle bir oneride bulunmu§tur: 

(Yusuf) Dedi ki: Kadinin yakinlanndan bir sahid sahitlik etti: "Eger 
onun gomlegi on taraftan yirhlmigsa bu durumda kadin dogruyu soyle- 
mistir, kendisi ise yalan soyleyenlerdendir. Yok eger onun gomlegi arka- 
dan qekilip-yirtilmissa, bu durumda kadin yalan soylemistir ve kendisi 
dogruyu soyleyenlerdendir." (Yusuf Suresi, 26-27) 

Bu konunun hahrlatilmasi sonucunda ise, Hz. Yusuf'un gomleginin 
arkadan yirtilmis. oldugu gorulmu§tur. Dolayisiyla Hz. Yusuf'un kapiya 
dogru yoneldigi, kadinin ise onun arkasindan kogtugu deliliyle birlikte 
ortaya cikmigtir. Boylece, Hz. Yusuf'un sucsuzlugunu, asil karisinin on- 
dan murad almaya cah§tigini, Aziz'in kendisi de acikca anlami§tir. Allah 
Kuran'da Aziz'in bu konudaki sozlerini goyle bildirmi§tir: 

Onun gomleginin arkadan qekilip-yirtildigini gordiigii zaman (kocasi): 
"Dogrusu, bu sizin diizeninizden (biri)dir. Gerqekten sizin diizeniniz 
buyiiktiir" dedi. "Yusuf, sen bundan yiiz qevir. Sen de (kadin) giinahin 



V. 



m 



•■^ 



I 



m 



Tevbe edenler, ibadet 

ede'nler, hamd edenler, (islam 

ugrunda) seyahat edenler, 

riiku edenler, secde edenler, 

iyiligi emredenler, kotulukten 

sakmdiranlar ve Allah'm 

sinirlanni koruyanlar; sen 

muminleri mujdele. 

{Tevbe Suresi, 112) 



V 




dolayisiyla bagislanma dile. Dogrusu sen gii- 

nahkarlardan oldun." (Yusuf Suresi, 28-29) 

Ayetlerden de anlagilacagi gibi, Aziz, 

Hz. Yusuf'un hakh oldugunu vicdanen 

anlami§tir. Ancak bu konu burada ka- 

panmami§tir. Allah'in "Sehirde (birta- 

kim) kadinlar: "Aziz (Vezir)'in karisi 

kendi usaginin nefsinden murad al- 

mak istiyormus. Oyle ki sevgi onun 

bagrina sinmis. Biz dogrusu onu a^ik- 

^a bir sapikhk i^inde goriiyoruz." dedi." 

(Yusuf Suresi, 30) ayetiyle bildirdigi iizere, 

bu olay §ehirde kadinlar arasinda yayilmi§tir. 

Sehirdeki kadinlar, suclu olanin Hz. Yusuf degil 

de, Aziz'in karisi oldugunu anlamis. ve kendi ara- 

lannda vezirin kansini kinayan konu§malar yapmig- 

lardir. Aziz'in karisi ise, kendisi hakkinda konu§uldu- 

gunu anladiginda, bunu yapan kadinlara da bir diizen 

hazirlamigtir. 

Kurdugu bu diizen ile, Allah'in ayetlerde dikkat cektigi 
gibi, kendisinin, iistiin bir giizellige sahip olan Hz. Yusuf'tan 
murad almak istemekteki hakhhgini kadinlara kamtlamaya ca- 
h§mi§tir. Bu §ekilde, onlari da kendi konumuna du§urmek ve ken- 
di sucuna ortak etmek istemi§tir. Bu dogrultuda, kadinlan yanina 
davet etmis. ve geldiklerinde de her birinin eline meyve soymalan 
icin birer bicak vermi§tir. Ardindan da Hz. Yusuf'u yanlanna cagi- 
rarak verecekleri tepkiyi gormek istemi§tir. Kadinlar Hz. Yusuf'un 
guzelligini gordiiklerinde biiyiik bir §a§kinhga dugmus. ve hayran- 
hklarmdan bicaklarla ellerini kesmi§lerdir. Allah Kuran'da kadinla- 
rm bu durumunu §6yle bildirmektedir: 






* tya-fafa. 









V, 






(Kadin) Onlarin diizenlerini i§itince, onlara (bir davetqi) yolladi, oturup 
dayanacaklan yerler hazirladi ve her birinin eline (onlerindeki meyve- 
leri soymalan i^in) biqak verdi. (Yusuf'a da:) "(Jik, onlara (goriin)" dedi. 
Boylece onlar onu (olaganiistii giizellikte) goriince (insaniistii bir varhk- 
mif gibi gozlerinde) biiyiittiiler, (saskinhklanndan) ellerini kestiler ve: 
"Allah'i tenzih ederiz; bu bir beser degildir. Bu, ancak iistiin bir melek- 
tir" dediler. (Yusuf Suresi, 31) 

Hz. Yusuf'un giizelligi bu kadinlara Allah'i hatirlatmis. ve onlar da 
bu olaganiistii giizellik kargisinda Allah'i tesbih etmi§lerdir. Onun giizel- 
ligini insan iistii bir giizellik olarak yorumlamis. ve hatta melek oldugu- 
nu dahi iddia etmi§lerdir. 

Aziz'in karisi, Allah'in "Kadin dedi ki: "Beni kendisiyle kinadigi- 
niz i§te budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise 
(kendini) korudu. Ve andolsun, eger o kendisine emrettigimi yapma- 
yacak olursa, mutlaka zindana atilacak ve elbette kii^iik diisiirulenler- 
den olacak." (Yusuf Suresi, 32) ayetiyle bildirdigi gibi, yanindaki kadin- 
lara kendisinin suclu oldugunu, Hz. Yusuf'un ise iffetini korumak istedi- 
gini acikca itiraf etmi§tir. Ancak bunun yam sira topluluk oniinde, Hz. 
Yusuf'a kar§i olan cirkin teklifini bir kez daha tekrarlami§tir. 

Gosterdigi bu tavir, kadinin ne kadar zalim ve cirkin bir ahlak sahi- 
bi oldugunu bir kez daha ortaya koymaktadir. Kadin belki Misir'daki ko- 
numuna ve zenginligine giivenerek Hz. Yusuf'u harama girmeye zorla- 
maktadir. Bu son derece iffetsiz bir tekliftir. Hz. Yusuf ise, "... Rabbim, 
zindan, bunlann beni kendisine ^agirdiklan seyden bana daha sevim- 
lidir. Kurduklan diizeni benden uzaklastirmazsan, onlara (korkarim) 
egilim gosterir, (boylece) cahillerden olurum." (Yusuf Suresi, 33) diye- 
rek, kadinin bu davram§indan Allah'a siginmi§tir. 

Allah Yusuf Peygamberin duasini kabul etmis. ve onlarin hileli dii- 
zenlerini kendisinden uzaklagtirmigtir. 






^r 



■ T 






i':> 



Namazi dosdogru kilm, zekati verin; 

onceden kendiniz icin hayir olarak 

neyi takdim ederseniz, onu Allah 

Katinda bulacaksiniz, Suphesiz 

Allah, yaptiklarinizi gorendin 

(Bakara Suresi. 110} 



'■ 







M' 



' 1 '. ; 



Hem Aziz'in kendisi, hem de kansinin teklifi- 

ne §ahit olan diger kadinlar, Hz. Yusuf'un sucsuz- 

luguna cok acik bir §ekilde §ahit olduklan halde, bu 

konuda haktan yana tavir koymamis. ve vicdansiz- 

ca hareket etmi§lerdir. Bunun sonucunda, Allah'in 

"Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine iliskin) delilleri 

gormelerinin ardindan, mutlaka onu belli bir vak- 

te kadar zindana atmak (gorusii)agir basti." (Yusuf Su- 

resi, 35) ayetiyle bildirdigi gibi, Hz. Yusuf zindana gon- 

derilmi§ ve nice yillar orada kalnu§tir. Allah, kadin- 

lann diizenini peygamberden uzak- 

lagtirmis. ve Kendisi'ne kargi 

gosterdigi ihlas ve sami- 

miyet nedeniyle de, da- 

ha sonra Hz. 

Yusuf'u 

zindandan 

cikararak, 

sucsuzlugunu 

insanlara goster- 

mi§ ve onu Mi- 

sir'a yonetici kil- 

mistir. 




'"-:'- ■ 



'%i 



Turn bu olaylann du§unulmesi ve ibret alinmasi gereken pek cok 
yonu vardir. Aziz'in kansinin ve diger kadinlann tavirlan, Allah'tan 
korkmayan insanlarm sapkinlikta ne kadar kararli ve cirkin bir cesarete 
sahip olabildiklerini ve nasil diizenler kurabildiklerini acikca ortaya 
koymaktadir. Allah korkusu olmayan bir insan, kolaylikla her tiirlii vic- 
dansizlikta bulunabilmekte, nefsinin istekleri dogrultusunda insanlara 
tuzak kurmakta, iftira atmakta tereddiit etmemektedir. Allah'in ayette, 
Aziz'in "Dogrusu, bu sizin diizeninizden (biri)dir. Genjekten sizin dii- 
zeniniz biiyiiktiir" soziiyle dikkat cektigi gibi, Allah korkusu olmadi- 
ginda, 'diizen kuruculuk' kadin ahlakinda rahathkla hayat bulabilmek- 
tedir. Allah, iman sahibi olmayan kadinlann nefsindeki bu ozellige Ku- 
ran'in bazi ayetlerinde §6yle dikkat cekmi§tir: 

Bir iimmet diger bir ummetten (sayica ve malca) daha geliskindir diye, 
yeminlerinizi kendi aramzda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuv- 
vetle egirdikten sonra bozup-qozen (kadin) gibi olmayin. §iiphesiz 
Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kiyamet giinii hakkinda ihtila- 
fa diiftuguniiz §eyi size muhakkak aqiklayacakhr. (Nahl Suresi, 92) 
De ki: Sabahin Rabbine sigininm. Yarattigi seylerin serrinden, karanli- 
gi qoktiigii zaman gecenin serrinden, diigiimlere iifiiren-kadinlann fer- 
rinden. (Felak Suresi, 1-4) 

Allah, diizen kurarak, hileye ve kotiiluge ba§vurarak nef sin istekle- 
ri icin bagkalarina kotuliikte bulunmaktan cekinmeyen insanlarm §errin- 
den sakimlmasini hatirlatmaktadir. Allah'in bu ayeti, bu ahlaki benimse- 
yen kadinlann §errinin gercekten biiyiik olabildigini gostermektedir. 

Ancak unutulmamahdir ki, Hz. Yusuf orneginde oldugu gibi, Allah 
insanlarm hileli diizenlerini daima bozacagini bildirmektedir. Kotu ah- 
lak, daima insanin kendisine zarar verir. Allah korkusu ve durustluk ise, 
-Allah'in dilemesiyle- daima Allah'in yardimi ve nimeti ile kar§ihk bulur. 



v 



■ - 










■j&r-i 



• ■ _ ■«■ 



^^p: 









f %* 
i: s^ 

- vim 

- t y 



■ 



sv. 







* 5 " ,,'i 



z. Meryem Allah'in, Hz. Isa'yi 

diinyaya getirme goreviyle §e- 

reflendirdigi ve Kuran'da "... 

■J Jmk 1 Allah seni secti, seni arindirdi 

ve alemlerin kadinlarina iis- 

tiin kildi" (Al-i Imran Suresi, 

l^^^^^^k ^^^^^^^ 42) sozleriyle ovdugu miiba- 

rek bir insandir. Allah Hz. 

Meryem'i ardindan gelen turn nesiller icin ustun bir ornek 

kilmigtir. 

Allah aynca Kuran'm "... O, diinyada ve ahirette 'seq- 
kin, onurlu, saygindir' ve (Allah'a) yakin kihnanlardan- 
dir..." (Al-i Imran Suresi, 45) ayetiyle, Hz. Isa'nin Kendisi'ne 
olan yakinhgini bildirmi§, "... O, Rabbi Katinda kendisin- 
den razi olunan (bir insan)di." (Meryem Suresi, 55) ayetiy- 
le de Hz. Ismail'in guglii imanina dikkat gekmi§tir. Allah, 
Hz. Idrisi de "... O, dogru olan bir peygamberdi. Biz onu 
yiice bir mekan (makam)a yiikseltmi§tik." (Meryem Sure- 
si, 56-57) sozleriyle ovmiis. ve onun Allah Katindaki ustun 
makamini haber vermi§tir. Giic ve basiret sahipleri Hz. Ib- 
rahim, Hz. Ishak ve Hz. Yakup'un ustiinliigunu ise Allah, 



:■■■ 



■1' 



: 



1 





I 



"... onlar, Bizim Katimiz'da se^kinlerden ve hayirh olanlardandir." 

(Sad Suresi, 47) sozleriyle bildirmigtir. Allah, ayrica Hz. Ismail, Elyesa'i 
ve Zulkifl'in de 'hayirh olanlardan olduklanni' belirtmigtir (Sad Suresi, 
48). Yine bir ba§ka ayette ise Allah, "O, ne giizel kuldu. (^iinkii o, (da- 
ima Allah'a) yonelip-donen biriydi." (Sad Suresi, 30) sozleriyle, Hz. Sii- 
leyman'in kulluktaki ustiin ahlakini 6vmu§tur. Allah Kuran'da ayrica "... 
Allah, Ibrahim'i dost edinmistir." (Nisa Suresi, 125) ayetiyle de, Hz. Ib- 
rahim'i Kendisi'ne 'dost edindigini' bildirmi§tir. 




V v 



Rabbimiz'in 'pek biiyiik bir ahlak iizerinde oldugunu' bildirdigi 
Peygamberimiz Hz. Muhammed ise, 'kesintisi olmayan bir ecir' (Kalem 
Suresi, 3) ile miijdelenmi§tir. 

Ku§kusuz Allah'in peygamberleri ve salih muminleri Kuran'da bu 
ifadelerle ovmiis. olmasi, onlann ne kadar §erefli bir makama sahip ol- 
duklarmi acikga ortaya koymaktadir. Allah'in bir insana, kendisinden ra- 
zi oldugunu, onu iistiin bir makama yiikselttigini, 'dost edindigini' Ken- 
disi'ne yakin kilinanlardan, hayirli olanlardan oldugunu bildirmis. olma- 
si, hakkinda 'o ne giizel kuldu' diye bahsetmesi cok biiyiik bir liituf ve 
cok §erefli bir kar§iliktir. 

Iman eden her insan, Allah'in bu liitfuna eri§erek Rabbimiz'in ya- 
kinligini, dostlugunu, sevgisini ve nzasini kazanabilmeyi goniilden is- 
ter. Ancak bunun icin insanin, Allah'in peygamberlerini liituflandirdigi 
bu nimetleri kendisinden kesinlikle uzak gormemesi, Rabbimiz'in rah- 
metinin ve fazhnin cok geni§ oldugunu bilmesi gerekmektedir. Allah, in- 
sanlarm Kendisi'ne goniilden yonelerek talep ettikleri her tiirlii istekleri- 
ne kar§ihk verecegini bildirmi§tir. Bu nedenle kadin olsun erkek olsun, 
her insanin peygamberlerin bu iistiin makamina ula§abilmeyi hedefle- 
mesi ve bunun icin samimi bir caba harcamasi gerekmektedir. 

Kuran'da, "Ama Biz'den kendilerine giizellik ge^mi§ bulunan- 

lar; i§te, onlar, ondan uzakla§tinlmi§lardir." (Enbiya Suresi, 101) 

ayetinde, Rabbimiz'in Katindan kendilerine giizellik gecen in- 

sanlardan bahsedilmigtir. Allah kadin ya da erkek ayrimi 

yapmadan insanin online, bu kimselerden olabilme firsati- 

m sunmu§tur. Insanin yapmasi gereken, Allah'a goniilden 

bir sevgiyle baglanmak, O'nu hergeyin iistiinde tutarak 

Rabbimiz'in razi olacagi bir ya§am siirmektir. Bu samimi 

imam ya§ayan her insan, Allah'in dilemesiyle, Allah 

Katinda en giizel kar§iligi bulacaktir. 




1 





arwinizm, yani evrim teorisi, yaratili§ 
gercegini reddetmek amaciyla ortaya 
atilmi§, ancak ba§anh olamamis. bilim 
di§i bir saf satadan ba§ka bir §ey degil- 
dir. Canhhgin, cansiz maddelerden 
tesadiifen olu§tugunu iddia eden bu 
teori, evrende ve canlilarda cok a^ik 
bir diizen bulundugunun bilim tara- 
findan ispat edilmesiyle gurumu§tur. 
Boylece Allah'in him evreni ve canli- 
lari yaratmis. oldugu gercegi, bilim tarafindan da kamtlan- 
j migtir. 

Bugiin evrim teorisini ayakta tutmak icin diinya capin- 
da yurutulen propaganda, sadece bilimsel gerceklerin carpi- 
tilmasina, tarafli yorumlanmasina, bilim goruntusii altinda 
soylenen yalanlara ve yapilan sahtekarhklara dayalidir. 

Ancak bu propaganda gercegi gizleyememektedir. Ev- 
rim teorisinin bilim tarihindeki en biiyiik yanilgi oldugu, son 
20-30 yildir bilim diinyasinda giderek daha yiiksek sesle dile 
getirilmektedir. Ozellikle 1980'lerden sonra yapilan ara§tir- 
malar, Darwinist iddialann tamamen yanhs. oldugunu ortaya 
koymus. ve bu gercek pek cok bilim adami tarafindan dile ge- 



-■// I 





~-'\ 



270 ■ - 



#' 



tirilmigtir. Ozellikle 
ABD'de, biyoloji, biyo- 
kimya, paleontoloji gi- 
bi farkh alanlardan ge- 
len cok sayida bilim 
adami, Darwinizm'in 
gecersizligini gormek- 
te, canhlarin kokenini 
artik yaratihs. gercegiy- 
le aciklamaktadirlar. 

Evrim teorisinin 
cokugiinu ve yaratihgin 
delillerini diger pek 
cok cah§mamizda bii- 
tiin bilimsel detaylany- 
la ele aldik ve almaya 
devam ediyoruz. An- 
cak konuyu, tagidigi 
biiyiik onem nedeniy- 
le, burada da ozetle- 
mekte yarar vardir. 




Charles Darwin 



Tarihi eski Yunan'a kadar uzanan bir ogreti olmasina kar§in evrim 
teorisi, kapsamli olarak 19. yiizyilda ortaya atildi. Teoriyi bilim diinyasi- 
nin giindemine sokan en onemli geligme, Charles Darwin'in 1859 yilin- 
da yayinlanan Tiirlerin Kokeni adli kitabiydi. Darwin bu kitapta diinya 
iizerindeki farkh canh tiirlerini Allah'in ayri ayri yarattigi gercegine kar- 
§i cikiyordu. Darwin'e gore, turn tiirler ortak bir atadan geliyorlardi ve 
zaman icinde kiiciik degigimlerle farkhla§mi§lardi. 



0>me& ")KiiA(ii*naM 'KacttM; ^f. "WC&UfetH. 



\ 



"xJ 



M' 



%x 



Darwin'in teorisi, higbir somut bilimsel bulguya dayanmiyordu; 
kendisinin de kabul ettigi gibi sadece bir "mantik yuriitme" idi. Hatta 
Darwin'in kitabindaki "Teorinin Zorluklan" ba§likli uzun boliimde itiraf 
ettigi gibi, teori pek cok onemli soru kargisinda acik veriyordu. 

Darwin, teorisinin oniindeki zorluklann geligen bilim tarafindan 
a§ilacagim, yeni bilimsel bulgulann teorisini giiclendirecegini umuyor- 
du. Bunu kitabinda sik sik belirtmi§ti. Ancak geligen bilim, Darwin'in 
umutlannin tarn aksine, teorinin temel iddialanni birer birer dayanaksiz 
birakmigtir. 

Darwinizm'in bilim kargisindaki yenilgisi, uc temel baslikta incele- 
nebilir: 

1) Teori, hayatin yeryuziinde ilk kez nasil ortaya ciktigini asla acik- 
layamamaktadir. 

2) Teorinin one siirdugii "evrim mekanizmalan"nin, gercekte ev- 
rimlegtirici bir etkiye sahip oldugunu gosteren hicbir bilimsel bulgu yok- 
tur. 

3) Fosil kayitlan, evrim teorisinin ongorulerinin tarn aksine bir tab- 
lo ortaya koymaktadir. 

Bu boliimde, bu uc temel ba§hgi ana hatlan ile inceleyecegiz. 



sA* 



C^lioi 






Uh SaAanum: vtuualut' JCmteni 



Darwinizm turn canh tiirlerinin, bundan yakla§ik 3.8 milyar yil on- 
ce ilkel diinyada ortaya cikan tek bir canh hiicreden geldiklerini iddia et- 
mektedir. Tek bir hiicrenin nasil olup da milyonlarca kompleks canh tii- 
riinu olugturdugu ve eger gercekten bu tiir bir evrim gercekle§mi§se ne- 
den bunun izlerinin fosil kayitlannda bulunamadigi, teorinin aciklaya- 
madigi sorulardandir. Ancak turn bunlardan once, iddia edilen evrim 
siirecinin ilk basamagi iizerinde durmak gerekir. Sozii edilen o "ilk hiic- 
re" nasil ortaya cikmi§tir? 



t tya-fafa. 






~ -<\ 



272 ■ ■ 



'#' 



Evrim teorisi, yaratih§i reddettigi, hicbir dogaiistii miidahaleyi ka- 
bul etmedigi icin, o "ilk hucre"nin, hicbir tasarim, plan ve diizenleme ol- 
madan, doga kanunlan icinde rastlantisal olarak meydana geldigini id- 
dia eder. Yani teoriye gore, cansiz madde tesadiifler sonucunda ortaya 
canli bir hucre cikarmig olmahdir. Ancak bu, bilinen en temel biyoloji ka- 
nunlanna aykin bir iddiadir. 

(Muual (MauaUtut l/em* 

Darwin, kitabinda hayatin kokeni konusundan hie soz etmemigti. 
Clunku onun donemindeki ilkel bilim anlayigi, canlilann cok basit bir ya- 
piya sahip olduklanni varsayiyordu. Ortacag'dan beri inanilan "sponta- 
ne jenerasyon" adli teoriye gore, cansiz maddelerin tesadiifen biraraya 
gelip, canli bir varlik olugturabileceklerine inanihyordu. Bu donemde 
boceklerin yemek artiklanndan, farelerin de bugdaydan olu§tugu yay- 
gin bir dugiinceydi. Bunu ispatlamak icin de ilginc deneyler yapilmi§h. 
Kirli bir pacavramn iizerine biraz bugday konmus. ve biraz beklendigin- 
de bu kan§imdan farelerin olu§acagi samlmi§ti. 

Etlerin kurtlanmasi da hayatin cansiz maddelerden tiireyebildigine 
bir delil sayihyordu. Oysa daha sonra anlas> 
lacakti ki, etlerin iizerindeki kurtlar kendi- 
liklerinden olugmuyorlar, sineklerin getirip 
biraktiklan gozle goriilmeyen larvalardan 
cikiyorlardi. 




<*!& 



Louis Pasteur, evrim teorisinin dayanagi 
olan "cansiz madde canhlik olusturabilir" 
iddiasini yaptigi deneylerle gecersiz kildi. 






; 



%x 



• 273*^ "-' 



Darwin'in Tilrlerin Kokeni adh kitabini yazdigi donemde ise, bakte- 
rilerin cansiz maddeden olu§abildikleri inanci, bilim diinyasinda yaygin 
bir kabul goruyordu. 

Oysa Darwin'in kitabinin yayinlanmasindan beg yil sonra, unlu 
Fransiz biyolog Louis Pasteur, evrime temel olugturan bu inanci kesin 
olarak curuttii. Pasteur yaptigi uzun caligma ve deneyler sonucunda var- 
digi sonucu §6yle 6zetlemi§ti: "Cansiz maddelerin hayat olusturabilecegi id- 
diasi arhk kesin olarak tarihe gomulmii§tiir. " 26 

Evrim teorisinin savunuculan, Pasteur'iin bulgularma kar§i uzun 
sure direndiler. Ancak geligen bilim, canli hiicresinin karmagik yapisim 
ortaya cikardikca, hayatin kendiliginden olugabilecegi iddiasinin gecer- 
sizligi daha da acik hale geldi. 



• w 



20. yuguuda&i (somif&ug ^M&ma/i 

Yirminci yiizyilda hayatin kokeni konusunu ele alan ilk evrimci, 
iinlii Rus biyolog Alexander Oparin oldu. Oparin, 1930'lu yillarda orta- 
ya attigi birtakim tezlerle, canli hiicresinin tesadiifen meydana gelebile- 
cegini ispat etmeye cah§ti. Ancak bu gah§malar ba§ansizhkla sonuglana- 
cak ve Oparin §u itirafi yapmak zorunda kalacakti: "Maalesef hiicrenin 
kokeni, evrim teorisinin tiimiinii icine alan en karanhk noktayi olugtur- 
maktadir." 27 

Oparin'in yolunu izleyen evrimciler, hayatin kokeni konusunu co- 
ziime kavu§turacak deneyler yapmaya cah§tilar. Bu deneylerin en iinlii- 
sii, Amerikah kimyaci Stanley Miller tarafindan 1953 yihnda diizenlendi. 
Miller, ilkel diinya atmosferinde oldugunu iddia ettigi gazlari bir deney 
diizeneginde birle§tirerek ve bu kan§ima enerji ekleyerek, proteinlerin 
yapisinda kullamlan birkac organik molekiil (aminoasit) sentezledi. 

O yillarda evrim adina onemli bir agama gibi tamtilan bu deneyin 
gecerli olmadigi ve deneyde kullamlan atmosferin gercek diinya ko§ul- 



t tya-fafa. 






~-'\ 



274 • • 



m 




Evrimcilerin en buyiik yanilgilanndan bir tanesi de yukanda temsili resmi gorulen 
ve ilkel diinya olarak nitelendirdikleri ortamda canlihgin kendiliginden olu§abilece- 
gini dusiinmeleridir. Miller deneyi gibi cah§malarla bu iddialanni kanitlamaya cahs- 
mislardir. Ancak bilimsel bulgular karsisinda yine yenilgiye ugramislardir. Ciinku 
1970'li yillarda elde edilen sonuclar, ilkel dunya olarak nitelendirilen donemdeki at- 
mosferin yasamin olusmasi icin hicbir fekilde uygun olmadigini kanitlamiftir. 



lanndan gok farkh oldugu, ilerleyen yillarda ortaya gikacakti. 28 

Uzun siiren bir sessizlikten sonra Miller'in kendisi de kullandigi at- 
mosfer ortaminin gercekci olmadigini itiraf etti. 29 

Hayatin kokeni sorununu aciklamak icin 20. yiizyil boyunca yiirii- 
tiilen tiim evrimci cabalar hep ba§arisizlikla sonuclandi. San Diego 
Scripps Enstitiisu'nden iinlii jeokimyaci Jeffrey Bada, evrimci Earth dergi- 
sinde 1998 yilinda yayinlanan bir makalede bu gercegi goyle kabul eder: 



0>me& ")KiiA(ii*naM 'KacttM; ^f. "WC&UfetH. 



>ay 



.% 






%x 



■ 275*"^'"' 



Bugiin, 20. yiizyih geride birakirken, hala, 20. yuzyila girdigimizdi 
oldugumuz en biiyiik gozulmemi§ problemle kar§i kar§iyayiz: Hayat yer- 
yiiziinde nasil ba§ladi? 30 

vtauiih 

Hayatin kokeni konusunda evrim teorisinin bu denli biiyiik bir ac- 
maza girmesinin baglica nedeni, en basit sanilan canh yapilann bile ina- 
nilmaz derecede karma§ik yapilara sahip olmasidir. Canli hiicresi, insa- 
noglunun yaptigi biitiin teknolojik iiriinlerden daha karmagiktir. Oyle ki 
bugiin diinyamn en geligmis. laboratuvarlannda bile cansiz maddeler bi- 
raraya getirilerek canh bir hiicre iiretilememektedir. 

Bir hiicrenin meydana gelmesi icin gereken §artlar, asla rastlantilar- 
la aciklanamayacak kadar fazladir. Hiicrenin en temel yapi ta§i olan pro- 
teinlerin rastlantisal olarak sentezlenme ihtimali; 500 aminoasitlik ortala- 
ma bir protein icin, 10 950 'de l'dir. Ancak matematikte 10 50 'de l'den kiiciik 
olasiliklar pratik olarak "imkansiz" sayilir. Hiicrenin cekirdeginde yer 
alan ve genetik bilgiyi saklayan DNA molekiilii ise, inamlmaz bir bilgi 
bankasidir. Insan DNA'simn icerdigi bilginin, eger kagida dokiilmeye 
kalkilsa, 500'er sayfadan olu§an 900 ciltlik bir kiitiiphane olu§turacagi 
hesaplanmaktadir. 

Bu noktada cok ilging bir ikilem daha vardir: DNA, yalniz birtakim 
6zelle§mi§ proteinlerin (enzimlerin) yardimi ile e§lenebilir. Ama bu en- 
zimlerin sentezi de ancak DNA'daki bilgiler dogrultusunda gercekle§ir. 
Birbirine bagimh olduklanndan, e§lemenin meydana gelebilmesi icin iki- 
sinin de aym anda var olmalan gerekir. Bu ise, hayatin kendiliginden olu§- 
tugu senaryosunu cikmaza sokmaktadir. San Diego California Universite- 
si'nden iinlii evrimci Prof. Leslie Orgel, Scientific American dergisinin Ekim 
1994 tarihli sayisinda bu gercegi §6yle itiraf eder: 

Son derece kompleks yapilara sahip olan proteinlerin ve niikleik asitlerin 



t tya-fafa. 






#' 



(RNA ve DNA) aym yerde ve aym zamanda rastlantisal olarak olu§malan 
a§in derecedt urisi olmadan digerini elde et- 

mek de miimkiin degildir. Dolayisiyla insan, ya§amm kimyasal yollarla or- 
taya cikmasmm asla mumkiin olmadigi sonucuna varmak zorunda kal- 
maktadir. 31 

Ku§kusuz eger hayatin dogal etkenlerle ortaya cikmasi imkansiz ise, 
bu durumda hayatin dogaiistii bir bigimde "yaratildigini" kabul etmek ge- 
rekir. Bu gercek, en temel amaci yaratiligi reddetmek olan evrim teorisini 
acikca gecersiz kilmaktadir. 

Cmimift (ft anigmauut 

Darwin'in teorisini gecersiz kilan ikinci biiyiik nokta, teorinin "ev- 
rim mekanizmalan" olarak one siirdugii iki kavramin da gercekte hicbir 
evrimle§tirici giice sahip olmadigimn anla§ilmig olmasidir. 

Darwin, ortaya attigi evrim iddiasim tamamen "dogal seleksiyon" 
mekanizmasina baglami§ti. Bu mekanizmaya verdigi onem, kitabimn is- 
minden de agikga anla§ihyordu: Tiirlerin Kokeni, Dogal Seleksiyon Yoluyla... 

Dogal seleksiyon, dogal secme demektir. Dogadaki ya§am miicade- 
lesi icmde, dogal gartlara uygun ve gucjii canhlarin hayatta kalacagi dii- 
§iincesine dayanir. Ornegin yirtici hayvanlar tarafindan tehdit edilen bir 
geyik suriisiinde, daha hizli ko§abilen geyikler hayatta kalacaktir. Boyle- 
ce geyik suriisii, hizh ve guclii bireylerden olu§acaktir. Ama elbette bu 
mekanizma, geyikleri evrimle§tirmez, onlari ba§ka bir canh tiiriine, or- 
negin atlara donugtiirmez. 

Dolayisiyla dogal seleksiyon mekanizmasi hicbir evrimlegtirici gii- 
ce sahip degildir. Darwin de bu gercegin farkindaydi ve Tiirlerin Kokeni 
adh kitabinda "Faydah degisiklikler olusmadigi siirece dogal seleksiyon hicbir 
sey yapamaz " 32 demek zorunda kalmi§ti. 



Gttted ")KiiA(ii*naM 'KacttM; ^ff. "WC&UfetH. 



"xJ 



.V 



%'J 



*■'* 277 f ^ -■- 



it 



Peki bu "faydali degi§iklikler" nasil olu§abilirdi? Darwin, kendi do- 
neminin ilkel bilim anlayi§i icinde, bu soruyu Lamarck'a dayanarak ce- 
vaplamaya cah§mi§ti. Darwin'den once ya§ami§ olan Fransiz biyolog La- 
marck'a gore, canhlar yagamlan sirasinda gecirdikleri fiziksel degi§iklik- 
leri sonraki nesle aktanyorlar, nesilden nesile biriken bu ozellikler sonu- 
cunda yeni turler ortaya cikiyordu. Ornegin Lamarck'a gore ziirafalar 
ceylanlardan turemi§lerdi, yiiksek agaclarm yapraklarim yemek icin ga- 
balarken nesilden nesile boyunlan uzami§ti. 

Darwin de benzeri ornekler vermis^ ornegin Tiirlerin Kokeni adli ki- 
tabinda, yiyecek bulmak icin suya giren bazi ayilann zamanla balinala- 
ra donii§tugunu iddia etmigti. 33 

Ama Mendel'in kesJettigi ve 20.yiizyilda geli§en genetik bilimiyle 
kesinlegen kalitim kanunlan, kazamlmis. ozelliklerin sonraki nesillere 
aktanlmasi efsanesini kesin olarak yikti. Boylece dogal seleksiyon "tek 
ba§ina" ve dolayisiyla tumiiyle etkisiz bir mekanizma olarak kalmis. olu- 
yordu. 




Fransiz biyolog La- 
marck, zurafalann 
ceylanlardan ture- 
digi gibi son dere- 
ce akil disi bir id- 
dia ortaya atmistir. 
Oysa Allah zu- 
rafalan da diger 
turn canhlar gibi 
ozel olarak 
yaratmistir. 



t tya-fafa. 






m 



;■'. 



Me&- Datwmigm ve Mulu&umtia^ 

Darwinistler ise bu duruma bir coziim bulabilmek icin 1930'larm 
sonlannda, "Modern Sentetik Teori"yi ya da daha yaygin ismiyle neo- 
Darwinizm'i ortaya attilar. Neo-Darwinizm, dogal seleksiyonun yanina 
"faydali degi§iklik sebebi" olarak mutasyonlan, yani canlilarm genlerin- 
de radyasyon gibi dis. etkiler ya da kopyalama hatalan sonucunda olu- 
§an bozulmalan ekledi. 

Bugiin de hala diinyada evrim adina gecerliligini koruyan model 
neo-Darwinizm'dir. Teori, yeryiiziinde bulunan milyonlarca canh turii- 
nun, bu canlilarm, kulak, goz, akciger, kanat gibi sayisiz kompleks or- 
ganlannin "mutasyonlara", yani genetik bozukluklara dayali bir siirec 
sonucunda olu§tugunu iddia etmektedir. Ama teoriyi caresiz birakan 
acik bir bilimsel gercek vardir: Mutasyonlar canhlan geli§tirmezler, ak- 
sine her zaman i^in canhlara zarar verirler. 

Bunun nedeni gok basittir: DNA cok kompleks bir diizene sahiptir. 
Bu molekiil iizerinde olu§an herhangi rasgele bir etki ancak zarar verir. 
Amerikali genetikci B. G. Ranganathan bunu §6yle aciklar: 

Mutasyonlar kiiqiik, rasgele ve zararhdirlar. C^ok ender olarak meydana 




Rastgele mutasyonlar insanlara ve 
diger turn canhlara her zaman icin 
zarar verirler. Resimde gorulen 
Cernobil kazasmin sonuclan, mu- 
tasyonlarm etkilerini gormek aci- 
sindan ibret vericidir. 



Gttted ")KiiA(ii*naM 'KacttM; ^f. "WC&UfetH. 



"xJ 



M' 



%x 



• 279*^""' 



gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu iiq ozellik, mutasyonlarm ev- 
rimsel bir geli^me meydana getiremeyecegini gosterir. Zaten yuksek dere- 
cede 6zelle§mi§ bir organizmada meydana gelebilecek rastlantisal bir de- 
gi§im, ya etkisiz olacaktir ya da zararh. Bir kol saatinde meydana gelecek 
rasgele bir degi§im kol saatini geli§tirmeyecektir. Ona biiyiik ihtimalle za- 
rar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacaktir. Bir deprem bir §ehri ge- 
ligtirmez, ona yikim getirir. 34 

Nitekim bugiine kadar hicbir yararh, yani genetik bilgiyi geli§tiren 
mutasyon ornegi gozlemlenmedi. Turn mutasyonlarm zararh oldugu 
goriildii. Anla§ildi ki, evrim teorisinin "evrim mekanizmasi" olarak gos- 
terdigi mutasyonlar, gercekte canhlan sadece tahrip eden, sakat birakan 
genetik olaylardir. (Insanlarda mutasyonun en sik goriilen etkisi de kan- 
serdir.) Elbette tahrip edici bir mekanizma "evrim mekanizmasi" olamaz. 
Dogal seleksiyon ise, Darwin'in de kabul ettigi gibi, "tek ba§ina hicbir 
§ey yapamaz." Bu gercek bizlere dogada hicbir "evrim mekanizmasi" ol- 
madigini gostermektedir. Evrim mekanizmasi olmadigina gore de, ev- 
rim denen hayali siirec ya§anmig olamaz. 

-fe&il JCmt_iilan: w» •^mvttiat'dan LA&* yoJ& 

Darwinizm'in iddia ettigi senaryonun ya§anmami§ oldugunun en 
acik gostergesi ise fosil kayitlandir. Evrim teorisine gore butiin canhlar 
birbirlerinden tiiremiglerdir. Onceden var olan bir canh ttiru, zamanla 
bir digerine donugmiis. ve biitiin tiirler bu §ekilde ortaya cikmiglardir. 
Teoriye gore bu donu§um yiiz milyonlarca yil siiren uzun bir zaman di- 
limini kapsamig ve kademe kademe ilerlemigtir. 

Bu durumda, iddia edilen uzun donu§um siireci icmde sayisiz "ara 
tiirler"in olujmus. ve yagamis. olmalan gerekir. 

Ornegin gecmigte, bahk ozelliklerini ta§imalarma ragmen, bir yan- 
dan da bazi siiriingen ozellikleri kazanmig olan yari bahk-yan siiriingen 



t tya-fafa. 









'+-* 2Z0 '■' 



GUNUMUZDE YA§AYAN FOSILLER 



"'" V . 




195 MILYON YILLIK KARIDES FOSILI 



, 



150 MILYON YILLIK YUSUFCUK FOSILI 



1 4? 1 





100 MILYON YILLIK KARINCA FOSILI 




KOPEKBALIGI 



400 MILYON YILLIK 
KOPEKBALIGI FOSILI 



"xJ 



m 



%x 



canhlar ya§ami§ olmalidir. Ya da siiriingen ozelliklerini ta§irken, bir yan- 
dan da bazi kus. ozellikleri kazanmis. suriingen-ku§lar ortaya cikmis. ol- 
malidir. Bunlar, bir gecis. siirecinde olduklan icin de, sakat, eksik, kusur- 
lu canhlar olmalidir. Evrimciler gecmi§te ya§ami§ olduklanna inandikla- 
n bu teorik yaratiklara "ara-ge<:i§ formu" adini verirler. 

Eger gercekten bu tiir canhlar gecmi§te ya§ami§larsa bunlarm sayi- 
larinin ve ge§itlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olmasi gerekir. Ve bu 
ucube canlilann kalintilanna mutlaka fosil kayitlannda rastlanmasi ge- 
rekir. Darwin, Tiirh le bunu goyle aciklami§tir: 

Eger teorim dogruysa, tiirleri birbirine baglayan sayisiz ara-gegi§ ce§itleri 

mutlaka yasamis olmalidir... Bunlarm yasamis olduklarmm kamtlan da sa- 

dece fosil kalmtilan arasmda bulunabilir. 35 

Dfumut in yimuut Uttmilam 

Ancak 19. yiizyilin ortasindan bu yana diinyamn dort bir yaninda 
hummali fosil aragtirmalan yapildigi halde bu ara gecis. formlanna rast- 
lanamami§tir. Yapilan kazilarda ve ara§tirmalarda elde edilen biitiin bul- 
gular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canlilann yeryiiziinde birden- 
bire, eksiksiz ve kusursuz bir bicimde ortaya giktiklanni gostermi§tir. 

Unlii Ingiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrimci 
olmasina kargin bu gercegi §6yle itiraf eder: 

Sorunumuz sudur: Fosil kayitlarim detayli olarak inceledigimizde, tiirler 

ya da similar seviyesinde olsun, siirekli olarak aym gergekle kar§ila§inz; 

kademeli evrimle geli§en degil, aniden yeryiiziinde olu§an gruplar gorii- 

riiz. 3 " 

Yani fosil kayitlannda, turn canh tiirleri, aralannda hicbir geci§ for- 
mu olmadan eksiksiz bicimleriyle aniden ortaya cikmaktadirlar. Bu, 
Darwin'in ongoriilerinin tarn aksidir. Dahasi, bu canh tiirlerinin yaratil- 
diklanni gosteren cok gucjii bir delildir. (Junku bir canh tiiriinun, kendi- 



t tya-fafa. 






~ -<\ 



2Z2 ■ ■ 



'#' 



"'"'■: 



sinden evrimle§tigi hicbir atasi olmadan, bir anda ve kusursuz olarak or- 
taya gikmasinin tek a^iklamasi, o tiiriin yaratilmis. olmasidir. Bu gercek, 
iinlii evrimci Biyolog Douglas Futuyma tarafindan da kabul edilir: 

Yaratiliij ve evrim, ya§ayan canlilarm kokeni hakkmda yapilabilecek yega- 
ne iki aqiklamadir. Canhlar diinya uzerinde ya tamamen miikemmel ve ek- 
siksiz bir bicjmde ortaya <;ikmi§lardir ya da boyle olmami§tir. Eger boyle 
olmadiysa, bir degigim sureci sayesinde kendilerinden once var olan bazi 
canh tiirlerinden evrimlejerek meydana gelmif olmalidirlar. Ama eger ek- 
siksiz ve miikemmel bir bicimde ortaya cikmiijlarsa, o halde sonsuz giic sa- 
hibi bir akil tarafindan yaratilmi§ olmalan gerekir. 37 
Fosiller ise, canlilarm yeryiiziinde eksiksiz ve miikemmel bir bicim- 
de ortaya ciktiklarim gostermektedir. Yani "tiirlerin kokeni", Darwin'in 
sandiginin aksine, evrim degil yaratih§tir. 

In&anm- Cwmii Ma&au- 

Bu teoriyi savunanlarm en cok gundeme getirdikleri konu, insanin 
kokeni konusudur. Bu konudaki Darwinist iddia, bugun ya§ayan mo- 
dern insanin maymunsu birtakim yaratiklardan geldigini varsayar. 4-5 
milyon yil once basdadigi varsayilan bu siirecte, modern insan ile atalan 
arasinda bazi "ara form"larin ya§adigi iddia edilir. Gercekte tiimuyle ha- 
yali olan bu senaryoda dort temel "kategori" sayilir: 

1- Australopithecus 

2- Homo habilis 

3- Homo erectus 

4- Homo sapiens 

Evrimciler, insanlarm sozde ilk maymunsu atalanna "giiney may- 
munu" anlamina gelen "Australopithecus" ismini verirler. Bu canhlar ger- 
cekte soyu tukenmis. bir maymun tiiriinden ba§ka bir §ey degildir. Lord 
Solly Zuckerman ve Prof. Charles Oxnard gibi Ingiltere ve ABD'den 



>ay 



.% 






"$# 



*■'* 2S'3 , *-*~ -'■■ 



diinyaca unlii iki anatomistin Australopithecus ornekleri iizerinde yap- 
tiklan cok genig kapsamh cah§malar, bu canlilann sadece soyu tiikenmis. 
bir maymun turune ait olduklarmi ve insanlarla hicbir benzerlik ta§ima- 
diklanni gostermigtir. 38 

Evrimciler insan evriminin bir sonraki safhasim da, "homo" yani in- 
san olarak siniflandirirlar. Iddiaya gore homo serisindeki canhlar, Aust- 
ralopithecuslardan daha geli§mi§lerdir. Evrimciler, bu farkli canhlara ait 
fosilleri ardi ardina dizerek hayali bir evrim §emasi olu§tururlar. Bu §e- 
ma hayalidir, ciinkii gercekte bu farkh simflarin arasinda evrimsel bir 
ili§ki oldugu asla ispatlanamami§tir. Evrim teorisinin 20. yiizyildaki en 



Evrim yanhsi g 

ve dergilerde cikan 

haberlerde yandakine 

benzer hayali "ilkel" insanlann 

resimleri sikhkla kullanilir. Bu hayali resim- 

lere dayanarak olusturulan haberlerdeki tek kay- 

nak, yazan kisilerin hayal gucudiir. Ancak evrim bilim 

karsismda o kadar 90k yenilgi almistir ki artik bilimsel dergilerde ev- 

rimle ilgili haberlere daha az rastlanir olmustur. 






2S4 ■ ■ 



'#' 



"'" v . 



onemli savunuculanndan biri olan Ernst Mayr, "Homo sapiens' e uzanan 
zincir gercekte kayiptir" diyerek bunu kabul eder. 39 

Evrimciler "Australopithecus > Homo habilis > Homo erectus > Homo 
sapiens" siralamasini yazarken, bu tiirlerin her birinin, bir sonrakinin 
atasi oldugu izlenimini verirler. Oysa paleoantropologlann son bulgula- 
n, Australopithecus, Homo habilis ve Homo erectus'un diinya'mn farkh bol- 
gelerinde ayni donemlerde ya§adiklarmi gostermektedir. 40 

Dahasi Homo erectus simflamasina ait insanlarin bir bolumii cok 
modern zamanlara kadar ya§ami§lar, Homo sapiens neandertalensis ve Ho- 
mo sapiens sapiens (modern insan) ile ayni ortamda yan yana bulunmu§- 
lardir. 41 

Bu ise elbette bu siniflann birbirlerinin atalan olduklan iddiasimn 
gecersizligini acikca ortaya koymaktadir. Harvard Universitesi paleon- 
tologlanndan Stephen Jay Gould, kendisi de bir evrimci olmasina kar- 
§in, Darwinist teorinin icine girdigi bu cikmazi §6yle aciklar: 

Eger birbiri ile paralel bir bigimde ya§ayan iiq farkli hominid (insammsi) 
gizgisi varsa, o halde bizim soy agacimiza ne oldu? Aciktir ki, bunlarm bi- 
ri digerinden gelmis olamaz. Dahasi, biri digeriyle karsilastinldigmda ev- 
rimsel bir gelisme trendi gostermemektedirler. 42 

Kisacasi, medyada ya da ders kitaplannda yer alan hayali birtakim 
"yan maymun, yan insan" canhlann cizimleriyle, yani sirf propaganda 
yoluyla ayakta tutulmaya cah§ilan insanin evrimi senaryosu, hicbir bi- 
limsel temeli olmayan bir masaldan ibarettir. 

Bu konuyu uzun yillar inceleyen, ozellikle Australopithecus fosilleri 
iizerinde 15 yil aragtirma yapan Ingiltere'nin en iinlii ve saygin bilim 
adamlanndan Lord Solly Zuckerman, bir evrimci olmasina ragmen, or- 
tada maymunsu canhlardan insana uzanan gercek bir soy agaci olmadi- 
gi sonucuna varmigtir. 

Zuckerman bir de ilginc; bir "bilim skalasi" yapmi§hr. Bilimsel olarak kabul 



0>me& ")KiiA(ii*naM 'KacttM; ^ff. "WC&UfetH. 



>*} 



M' 



%x 



- f 2%5 r ^ -'■■ 



ettigi bilgi dallarmdan, bilim di§i olarak kabul ettigi bilgi dallarma kadar 
bir yelpaze oluijturmuijtur. Zuckerman'm bu tablosuna gore en "bilimsel" - 
yani somut verilere dayanan- bilgi dallari kimya ve fiziktir. Yelpazede bun- 
lardan sonra biyoloji bilimleri, sonra da sosyal bilimler gelir. Yelpazenin en 
ucunda, yani en "bilim di§i" sayilan kisimda ise, Zuckerman'a gore, telepa- 
ti, altmci his gibi "duyum otesi algilama" kavramlan ve bir de "insanin ev- 
rimi" vardir! Zuckerman, yelpazenin bu ucunu §oyle acridar: 
Objektif gercekligin alamndan cikip da, biyolojik bilim olarak varsayilan 
bu alanlara -yani duyum otesi algilamaya ve insanin fosil tarihinin yorum- 
lanmasma- girdigimizde, evrim teorisine inanan bir kimse icin herseyin 
mumkun oldugunu goruruz. Oyle ki teorilerine kesinlikle inanan bu kim- 
selerin celiskili bazi yargilan aym anda kabul etmeleri bile mumkiindur. 43 
I§te insanin evrimi masali da, teorilerine korii koriine inanan birta- 

kim insanlann bulduklan bazi fosilleri on yargili bir bigimde yorumla- 

malarmdan ibarettir. 



J)wwm -j 

§imdiye kadar ele aldigimiz tiim teknik delillerin yaninda, isterse- 
niz evrimcilerin nasil sacma bir inam§a sahip olduklarmi bir de cocukla- 
rin bile anlayabilecegi kadar acik bir ornekle ozetleyelim. 

Evrim teorisi canliligin tesadiifen olu§tugunu iddia etmektedir. Dola- 
yisiyla bu iddiaya gore cansiz ve §uursuz atomlar biraraya gelerek once 
hiicreyi olu§turmu§lardir ve sonrasinda ayni atomlar bir §ekilde diger 
canlilan ve insani meydana getirmisderdir. §imdi du§iinelim; canliligin ya- 
pita§i olan karbon, fosfor, azot, potasyum gibi elementleri biraraya getir- 
digimizde bir yigin olu§ur. Bu atom yigini, hangi isdemden gecirilirse ge- 
girilsin, tek bir canli olu§turamaz. Isterseniz bu konuda bir "deney" tasar- 
layalim ve evrimcilerin aslinda savunduklan, ama yiiksek sesle dile geti- 
remedikleri iddiayi onlar adina "Darwin Formulii" adiyla inceleyelim: 



t tya-fafa. 






'#' 



"'"'■: 



Evrimciler, cok sayida biiyiik varilin igine canlihgin yapisinda bulu- 
nan fosfor, azot, karbon, oksijen, demir, magnezyum gibi elementlerden 
bol miktarda koysunlar. Hatta normal §artlarda bulunmayan ancak bu 
kariijimin icmde bulunmasim gerekli gordiikleri malzemeleri de bu varil- 
lere eklesinler. Karigimlann icine, istedikleri kadar amino asit, istedikleri 
kadar da (bir tekinin bile rastlantisal olu§ma ihtimali 10" 950 olan) protein 
doldursunlar. Bu kan§imlara istedikleri oranda isi ve nem versinler. Bun- 
lan istedikleri geli§mi§ cihazlarla kan§tirsinlar. Varillerin ba§ina da diin- 
yanin onde gelen bilim adamlarim koysunlar. Bu uzmanlar babadan ogu- 
la, ku§aktan kugaga aktararak nobetle§e milyarlarca, hatta trilyonlarca se- 
ne siirekli varillerin baginda beklesinler. Bir canlimn olugmasi icin hangi 
§artlann var olmasi gerektigine inamliyorsa hepsini kullanmak serbest 
olsun. Ancak, ne yaparlarsa yapsinlar o varillerden kesinlikle bir canli ci- 
kartamazlar. Ziirafalan, aslanlan, anlan, kanaryalan, bulbiilleri, papa- 
ganlari, atlari, yunuslari, giilleri, orkideleri, zambaklan, karanfilleri, 
muzlari, portakallan, elmalan, hurmalan, domatesleri, kavunlan, kar- 
puzlari, incirleri, zeytinleri, iiziimleri, geftalileri, tavus ku§larim, siiliinle- 
ri, renk renk kelebekleri ve bunlar gibi milyonlarca canli tiiriinden hicbi- 
rini olugturamazlar. Degil burada birkacini saydigimiz bu canli varhkla- 
n, bunlarm tek bir hiicresini bile elde edemezler. 

Kisacasi, bilingsiz atomlar biraraya gelerek hiicreyi olu§turamaz- 
lar. Sonra yeni bir karar vererek bir hiicreyi ikiye boliip, sonra art arda 
ba§ka kararlar alip, elektron mikroskobunu bulan, sonra kendi hiicre ya- 
pisini bu mikroskop altinda izleyen profesorleri olugturamazlar. Madde, 
ancak Allah'in iistiin yaratmasiyla hayat bulur. 

Bunun aksini iddia eden evrim teorisi ise, akla tamamen aykin bir 
safsatadir. Evrimcilerin ortaya attigi iddialar uzerinde biraz bile dugun- 
mek, ustteki ornekte oldugu gibi, bu gercegi agikga gosterir. 



0>me& ")KiiA(ii*naM 'PZ.acttH.; ^f. "Wtevcfettt. 



; 



>fel 



M' 



"$# 



*J"I 2X7*^ '-;" 



^ 



j JCahmiaM JekmdcJl 



Evrim teorisinin kesinlikle aciklama getiremeyecegi bir diger konu 
ise goz ve kulaktaki ustun algilama kalitesidir. 

Gozle ilgili konuya gecmeden once "Nasil goriiruz?" sorusuna kisa- 
ca cevap verelim. Bir cisimden gelen i§inlar, gozde retinaya ters olarak 
diiger. Bu i§inlar, buradaki hiicreler tarafindan elektrik sinyallerine do- 
nu§turuliir ve beynin arka kismindaki gorme merkezi denilen kiicuciik 
bir noktaya ula§ir. Bu elektrik sinyalleri bir dizi iglemden sonra beyinde- 
ki bu merkezde goruntii olarak algilanir. Bu bilgiden sonra §imdi diigii- 
nelim: 

Beyin i§iga kapalidir. Yani beynin ici kapkaranliktir, lgik beynin bu- 
lundugu yere kadar giremez. Goriintu merkezi denilen yer kapkaranlik, 
i§igin asla ulagmadigi, belki de hie kar§ila§madigimz kadar karanlik bir 
yerdir. Ancak siz bu zifiri karanlikta lgikli, pinl piril bir diinyayi seyret- 
mektesiniz. 

Ustelik bu o kadar net ve kaliteli bir goriintudur ki 21. yiizyil tek- 




"< 



Evrim teorisinin en 
buyuk acmazlarmdan 
biri canhlardaki 
kompleks yapilardir. 
Ornegin evrimciler, 
yaklasik 40 ayri par- 
cadan olusan gozun 
tesadufen olustugu- 
nu iddia ederler ama 
bunun nasil oldugu- 
nu asla aciklayamaz- 
lar. Nitekim boyle 
muhtesem bir yapi- 
nin suursuz tesadiif- 
lerle olusmasi mum- 
kun degildir. 



t tya-fafa. 






?r: 



#' 



\ 



nolojisi bile her tiirlii imkana ragmen bu netligi saglayamami§tir. Orne- 
gin §u anda okudugunuz kitaba, kitabi tutan ellerinize bakin, sonra ba- 
§imzi kaldinn ve cevrenize bakin. §u anda gorduguniiz netlik ve kalite- 
deki bu goriintiiyu ba§ka bir yerde gorduniiz mii? Bu kadar net bir go- 
riintiiyu size diinyamn bir numarali televizyon §irketinin urettigi en ge- 
li§mi§ televizyon ekrani dahi veremez. 100 yildir binlerce miihendis bu 
netlige ula§maya cah§maktadir. Bunun icin fabrikalar, dev tesisler kurul- 
makta, ara§tirmalar yapilmakta, planlar ve tasanmlar geli§tirilmektedir. 
Yine bir TV ekramna bakin, bir de §u anda elinizde tuttugunuz bu kita- 
ba. Arada biiyiik bir netlik ve kalite farki oldugunu goreceksiniz. Uste- 
lik, TV ekrani size iki boyutlu bir goriintii gosterir, oysa siz uc boyutlu, 
derinlikli bir perspektifi izlemektesiniz. 

Uzun yillardir on binlerce miihendis iic boyutlu TV yapmaya, go- 
ziin gorme kalitesine ulagmaya cahgmaktadirlar. Evet, iic boyutlu bir te- 
levizyon sistemi yapabildiler ama onu da gozliik takmadan iic boyutlu 
gormek miimkiin degil, kaldi ki bu suni bir iic boyuttur. Arka taraf daha 
bulanik, on taraf ise kagittan dekor gibi durur. Hicbir zaman goziin gor- 
diigii kadar net ve kaliteli bir goriintii olu§maz. Kamerada da, televiz- 
yonda da mutlaka goriintii kaybi meydana gelir. 

Igte evrimciler, bu kaliteli ve net goruntuyii olu§turan mekanizma- 
nin tesadiifen olugtugunu iddia etmektedirler. §imdi biri size, odamzda 
duran televizyon tesadiifler sonucunda olu§tu, atomlar biraraya geldi ve 
bu goriintii olu§turan aleti meydana getirdi dese ne dii§unursuniiz? Bin- 
lerce kisTnin biraraya gelip yapamadigini §uursuz atomlar nasil yapsin? 

Goziin gordiigiinden daha ilkel olan bir goruntuyii olugturan alet 
tesadiifen olugamiyorsa, goziin ve goziin gordiigii goriintiiniin de tesa- 
diifen olu§amayacagi gok agiktir. Aym durum kulak igin de gecerlidir. 
Di§ kulak, gevredeki sesleri kulak kepcesi vasitasiyla toplayip orta kula- 
ga iletir; orta kulak aldigi ses titre§imlerini giiclendirerek ic kulaga akta- 









*y 



%x 



• ?^ : "' 



nr; ic kulak da bu titre§imleri elektrik sinyallerine donugtiirerek beyne 
gonderir. Aynen gormede oldugu gibi duyma iglemi de beyindeki duy- 
ma merkezinde gerceklegir. 

Gozdeki durum kulak icin de gecerlidir, yani beyin, i§ik gibi sese de 
kapalidir, ses gecirmez. Dolayisiyla digansi ne kadar gurultiilu de olsa 
beynin ici tamamen sessizdir. Buna ragmen en net sesler beyinde algila- 
nir. Ses gecirmeyen beyninizde bir orkestramn senfonilerini dinlersiniz, 
kalabalik bir ortamin turn gurultusunii duyarsimz. Ama o anda hassas 
bir cihazla beyninizin icindeki ses diizeyi olciilse, burada keskin bir ses- 
sizligin hakim oldugu goriilecektir. 

Net bir goriintii elde edebilmek iimidiyle teknoloji nasil kullanih- 
yorsa, ses icin de aym cabalar onlarca yildir surdiiriilmektedir. Ses kayit 
cihazlan, miizik setleri, bircok elektronik alet, sesi algilayan miizik sis- 
temleri bu caligmalardan bazilandir. Ancak, tiim teknolojiye, bu tekno- 
lojide cah§an binlerce miihendise ve uzmana ragmen kulagin olugturdu- 
gu netlik ve kalitede bir sese ulagilamamigtir. En biiyiik miizik sistemi 
§irketinin iirettigi en kaliteli miizik setini du§unun. Sesi kaydettiginde 
mutlaka sesin bir kismi kaybolur veya az da olsa mutlaka parazit olu§ur 
veya miizik setini actigimzda daha miizik ba§lamadan bir cizirti mutla- 
ka duyarsimz. Ancak insan viicudundaki teknolojinin iiriinii olan sesler 
son derece net ve kusursuzdur. Bir insan kulagi, hicbir zaman miizik se- 
tinde oldugu gibi cizirtili veya parazitli algilamaz; ses ne ise tarn ve net 
bir bicimde onu algilar. Bu durum, insan yaratildigi giinden bu yana 
boyledir. 

Simdiye kadar insanoglunun yaptigi hicbir goriintii ve ses cihazi, 
goz ve kulak kadar hassas ve baganli birer algilayici olamami§tir. 

Ancak gorme ve i§itme olayinda, tiim bunlarm otesinde, cok biiyiik 
bir gercek daha vardir. 



t tya-fafa. 






~ -<\ 



290 ■ ■ 



#' 



Seurtuv l^inde yS^en ve I)imait (^mm JCimm <Aittu<-? 

Beynin icinde, i§il i§il renkli bir diinyayi seyreden, senfonileri, kug- 
lann civiltilarmi dinleyen, giilii koklayan kimdir? 

insanin gozlerinden, kulaklarmdan, burnundan gelen uyanlar, elekt- 
rik sinyali olarak beyne gider. Biyoloji, fizyoloji veya biyokimya kitapla- 
nnda bu goriintunun beyinde nasil olugtuguna dair birgok detay okursu- 
nuz. Ancak, bu konu hakkindaki en onemli gercege hicbir yerde rastlaya- 
mazsiniz: Beyinde, bu elektrik sinyallerini goriintii, ses, koku ve his olarak 
algilayan kimdir? Beynin icinde goze, kulaga, burna ihtiyac duymadan 
turn bunlan algilayan bir §uur bulunmaktadir. Bu guur kime aittir? 

Elbette bu §uur beyni olugturan sinirler, yag tabakasi ve sinir huc- 
relerine ait degildir. Igte bu yiizden, her§eyin maddeden ibaret oldugu- 
nu zanneden Darwinist-materyalistler bu sorulara hicbir cevap vereme- 
mektedirler. (Jiinkii bu §uur, Allah'in yaratmis. oldugu ruhtur. Ruh, go- 
runtuyii seyretmek icin goze, sesi duymak icin kulaga ihtiyac duymaz. 
Bunlarin da otesinde du§unmek icin beyne ihtiyac duymaz. 

Bu acik ve ilmi gercegi okuyan her insanin, beynin icindeki birkac, 
santimetrekupliik, kapkaranhk mekana tiim kainati uc boyutlu, renkli, 
golgeli ve i§ikh olarak sigdiran yiice Allah'i diigunup, O'ndan korkup, 
O'na siginmasi gerekir. 

'/ami Su* Ifuuif 
Buraya kadar incelediklerimiz, evrim teorisinin bilimsel bulgularla 
acikga geligen bir iddia oldugunu gostermektedir. Teorinin hayatin koke- 
ni hakkindaki iddiasi bilime aykindir, one surdiigii evrim mekanizmala- 
nnin hicbir evrimlegtirici etkisi yoktur ve fosiller teorinin gerektirdigi ara 
formlarm ya§amadiklarim gostermektedir. Bu durumda, elbette, evrim 
teorisinin bilime aykin bir du§iince olarak bir kenara atilmasi gerekir. Ni- 
tekim tarih boyunca diinya merkezli evren modeli gibi pek cok dugiince, 



>ay 



.% 






%J 




Butiin hayatimizi beynimizin icinde yasariz. Gordugiimuz insanlar, kokladigi- 
miz cicekler, dinledigimiz miizik, tattigimiz meyveler, elimizde hissettigimiz is- 
lakhk... Bunlann hepsi beynimizde olusur. Gercekte ise beynimizde, ne renk- 
ler, ne sesler, ne de gorCintuler vardir. Beyinde bulunabilecek tek sey elektrik 
sinyalleridir. Kisacasi biz, beynimizdeki elektrik sinyallerinin olusturdugu bir 
diinyada yasariz. Bu bir goriis veya varsayim degil, diinyayi nasil algiladigi- 
mizla ilgili bilimsel bir a^iklamadir. 

bilimin giindeminden gikarilmigtir. Ama evrim teorisi israria bilimin 
giindeminde tutulmaktadir. Hatta bazi insanlar teorinin ele§tirilmesini 
"bilime saldiri" olarak gostermeye bile caligmaktadirlar. Peki neden?.. 

Bu durumun nedeni, evrim teorisinin bazi cevreler icin, kendisin- 
den asla vazgecilemeyecek dogmatik bir inanis. olugudur. Bu cevreler, 
materyalist felsefeye korii koriine baghdirlar ve Darwinizm'i de dogaya 
getirilebilecek yegane materyalist a^iklama oldugu igin benimsemekte- 
dirler. 

Bazen bunu acikca itiraf da ederler. Harvard Universitesi'nden iin- 
lii bir genetikci ve aym zamanda onde gelen bir evrimci olan Richard Le- 
wontin, "once materyalist, sonra bilim adami" oldugunu §6yle itiraf et- 
mektedir: 



t tya-fafa. 






4&' ::T; - 



*■ 



Bizim materyalizme bir inancimiz var, 'a priori' (onceden kabul edilmi§, 
dogru varsayilmis) bir inane bu. Bizi diinyaya materyalist bir aciklama ge- 
tirmeye zorlayan sey, bilimin yontemleri ve kurallan degil. Aksine, mater- 
yalizme olan 'a priori' baglihgimiz nedeniyle, diinyaya materyalist bir 
aciklama getiren arastirma yontemlerini ve kavramlan kurguluyoruz. Ma- 
teryalizm mutlak dogru olduguna gore de, ilahi bir aciklamamn sahneye 
girmesine izin veremeyiz. 44 

Bu sozler, Darwinizm'in, materyalist felsefeye baghlik ugruna yaga- 
tilan bir dogma oldugunun acik ifadeleridir. Bu dogma, maddeden bag- 
ka hicbir varlik olmadigini varsayar. Bu nedenle de cansiz, bilincsiz 
maddenin, hayati yarattigina inanir. Milyonlarca farkli canli turunun; 
ornegin kuglann, baliklann, ziirafalarin, kaplanlann, boceklerin, agacla- 
nn, ciceklerin, balinalarm ve insanlarm maddenin kendi icindeki etkile- 
gimlerle, yani yagan yagmurla, cakan §im§ekle, cansiz maddenin icinden 
olugtugunu kabul eder. Gercekte ise bu, hem akla hem bilime aykiri bir 
kabuldiir. Ama Darwinistler kendi deyimleriyle "Ilahi bir aciklamamn 
sahneye girmemesi" icin, bu kabulii savunmaya devam etmektedirler. 

Canhlann kokenine materyalist bir on yargi ile bakmayan insanlar 
ise, gu acik gercegi goreceklerdir: Turn canhlar, iistiin bir giic, bilgi ve ak- 
la sahip olan bir Yaraticimn eseridirler. Yaratici, tiim evreni yoktan var 
eden, en kusursuz bicimde diizenleyen ve tiim canhlan yaratip §ekillen- 
diren Allah'tir. 

Cn- Limli SiiuiUumii* 

Burada §unu da belirtmek gerekir ki, on yargisiz, hicbir ideolojinin 
etkisi altinda kalmadan, sadece akhni ve mantigini kullanan her insan, 
bilim ve medeniyetten uzak toplumlarm hurafelerini andiran evrim te- 
orisinin inamlmasi imkansiz bir iddia oldugunu kolayhkla anlayacaktir. 









*y 



%J 



• 293*^ "-' 



Yukanda da belirtildigi gibi, evrim teorisine inananlar, biiyiik bir 
varilin icine birgok atomu, molekulii, cansiz maddeyi dolduran ve bun- 
lann kangimindan zaman icinde du§iinen, akleden, bulu§lar yapan pro- 
fesorlerin, iiniversite ogrencilerinin, Einstein, Hubble gibi bilim adamla- 
rinin, Frank Sinatra, Charlton Heston gibi sanatcilann, bunun yam sira 
ceylanlann, limon agaclarmin, karanfillerin cikacagina inanmaktadirlar. 
Ustelik, bu sacma iddiaya inananlar bilim adamlan, profesorler, kultur- 
lii, egitimli insanlardir. Bu nedenle evrim teorisi icin "diinya tarihinin en 
biiyiik ve en etkili biiyiisii" ifadesini kullanmak yerinde olacaktir. Ciin- 
kii, diinya tarihinde insanlann bu derece akhni bagindan alan, akil ve 
mantikla diigiinmelerine imkan tammayan, gozlerinin oniine sanki bir 
perde cekip cok acik olan gercekleri gormelerine engel olan bir ba§ka 
inane veya iddia daha yoktur. Bu, Afrikali bazi kabilelerin totemlere, Se- 
be halkimn Giine§'e tapmasindan, Hz. Ibrahim'in kavminin elleri ile yap- 
tiklan putlara, Hz. Musa'nin kavminin altindan yaptiklan buzagiya tap- 
malanndan cok daha vahim ve akil almaz bir korliiktur. Gercekte bu du- 
rum, Allah'in Kuran'da i§aret ettigi bir akilsizhktir. Allah, bazi insanlann 
anlayi§larinm kapanacagini ve gercekleri gormekten aciz duruma dii§e- 
ceklerini bircok ayetinde bildirmektedir. Bu ayetlerden bazilan §6yledir: 
§iiphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar iqin fark et- 
mez; inanmazlar. Allah, onlarin kalplerini ve kulaklanni miihiirlemif tir; 
gozlerinin iizerinde perdeler vardir. Ve biiyiik azab onlaradir. (Bakara 
Suresi, 6-7) 

... Kalpleri vardir bununla kavrayip-anlamazlar, gozleri vardir bununla 
gormezler, kulaklan vardir bununla igitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, 
hatta daha agagihktirlar. I§te bunlar gafil olanlardir. (Araf Suresi, 179) 
Allah Hicr Suresi' nde ise, bu insanlann mucizeler gorseler bile inan- 
mayacak kadar biiyiilendiklerini §6yle bildirmektedir: 



t tya-fafa. 






294 ■ ■ 



'#' 



"'" v . 



Onlann iizerlerine gokyiiziinden bir kapi acsak, ordan yukari yiikselse- 

ler de, mutlaka: "Gozlerimiz dondiiriildii, belki biz biiyiilenmis bir top- 

luluguz" diyeceklerdir. (Hicr Suresi, 14-15) 

Bu kadar genis. bir kitlenin iizerinde bu buyiinun etkili olmasi, in- 
sanlann gerceklerden bu kadar uzak tutulmalan ve 150 yildir bu buyii- 
nun bozulmamasi ise, kelimelerle anlatilamayacak kadar hayret verici bir 
durumdur. (Jiinkii, bir veya birkac. insanin imkansiz senaryolara, sacma- 
lik ve mantiksizhklarla dolu iddialara inanmalan anla§ilabilir. Ancak 
diinyamn dort bir yamndaki insanlann, §uursuz ve cansiz atomlann ani 
bir kararla biraraya gelip; olaganustii bir organizasyon, disiplin, akil ve 
§uur gosterip kusursuz bir sistemle i§leyen evreni, canlihk icm uygun 
olan her turlu ozellige sahip olan Diinya gezegenini ve sayisiz kompleks 
sistemle donatilmis. canhlan meydana getirdigine inanmasinin, "bii- 
yu'den ba§ka bir aciklamasi yoktur. 

Nitekim, Allah Kuran'da, inkarci felsefenin savunucusu olan bazi 
kimselerin, yaptiklan biiyiilerle insanlan etkilediklerini Hz. Musa ve Fi- 
ravun arasinda gecen bir olayla bizlere bildirmektedir. Hz. Musa, Fira- 
vun'a hak dini anlattiginda, Firavun Hz. Musa'ya, kendi "bilgin buyucu- 
leri" ile insanlann toplandigi bir yerde kar§ilagmasim soyler. Hz. Musa, 
biiyiiculerle kar§ila§tiginda, buyiiciilere once onlann marifetlerini sergile- 
melerini emreder. Bu olayin anlatildigi bir ayet §6yledir: 

(Musa:) "Siz ahn" dedi. (Asalarini) ahverince, insanlann gozlerini biiyii- 

leyiverdiler, onlan dehsete diisiirdiiler ve (ortaya) biiyiik bir sihir getir- 

mis oldular. (Araf Suresi, 116) 

Goruldugii gibi Firavun'un buyiiculeri yaptiklan "aldatmacalar"la - 
Hz. Musa ve ona inananlar di§inda- insanlann hepsini buyuleyebilmi§ler- 
dir. Ancak, onlann attiklanna kar§ihk Hz. Musa'nin ortaya koydugu delil, 
onlann bu buyiisiinu, ayetteki ifadeyle "uydurduklanni yutmu§" yani et- 
kisiz kilmigtir: 



0>me& ")KiiA(ii*naM 'PZ.acttH.; ^f. "Wtevcfettt. 



\ 



>ay 



.v 



%x 



-' 295"* 



Biz de Musa'ya: "Asani firlativer" diye vahyettik. (O da firlativerince) 
bir de baktilar ki, o biitiin uydurduklarini derleyip-toparlayip yutu- 
yor. Boylece hak yerini buldu, onlarin biitiin yapmakta olduklari ge- 
qersiz kaldi. Orada yenilmig oldular ve kiiqiik dii§mu§ler olarak ters- 
yiiz gevrildiler. (Araf Suresi, 117-119) 

Ayetlerde de bildirildigi gibi, daha once insanlan biiyiileyerek etki- 
leyen bu kisilerin yaptiklarmin bir sahtekarlik oldugunun anlasilmasi ile, 
soz konusu insanlar kiiciik dusmiislerdir. Gunumiizde de bir buyiinun 
etkisiyle, bilimsellik kilifi altinda son derece sacma iddialara inanan ve 
bunlan savunmaya hayatlarim adayanlar, eger bu iddialardan vazgec- 
mezlerse gercekler tarn anlamiyla aciga ciktiginda ve "biiyii bozuldugun- 
da" kiiciik duruma diiseceklerdir. Nitekim, yaklasik 60 yasina kadar evri- 
mi savunan ve ateist bir felsefeci olan, ancak daha sonra gercekleri goren 
Malcolm Muggeridge evrim teorisinin yakin gelecekte diisecegi durumu 
soyle aciklamaktadir: 

Ben kendim, evrim teorisinin, ozellikle uygulandigi alanlarda, gelecegin 

tarih kitaplarmdaki en biiyiik espri malzemelerinden biri olacagma ikna 

oldum. Gelecek kusak, bu kadar ciiriik ve belirsiz bir hipotezin inamlmaz 

bir safhkla kabul edilmesini hayretle kar§ilayacaktir. 45 

Bu gelecek, uzakta degildir aksine cok yakin bir gelecekte insanlar 

"tesadufler"in ilah olamayacaklarim anlayacaklar ve evrim teorisi diinya 

tarihinin en biiyiik aldatmacasi ve en siddetli biiyiisii olarak tammlana- 

caktir. Bu siddetli biiyii, biiyiik bir hizla diinyamn dort bir yaninda insan- 

larin iizerinden kalkmaya baslamistir. Evrim aldatmacasinin sirrini ogre- 

nen bircok insan, bu aldatmacaya nasil kandigini hayret ve saskinhkla dii- 

siinmektedir. 

Dediler ki: "Sen Yiicesin, bize ogrettiginden ba§ka bizim 

hicbir bilgimiz yok. Gergekten Sen, her§eyi bilen, hiikiim 

ve hikmet sahibi olansin." (Bakara Suresi, 32) 






#' 



"'"'■: 



NOTLAR 



1- Alusi, Mahmud, Ruhu'l-Meani, Beyrut, 
3/133-134; Bursevi, Ismail Hakki, Ruhu'l-Beyan, 
1st, 1306, 1/321 - http://www.um-frar.k- 
furt.de/irenik/relkultur47.htm - Hiiseyin Yasar: 
Islam Tasavvufunda Bir Kadin Olarak Meryem. 
Journal of Religious Culture / Journal fur Reli- 
gionskultur Nr. 47 (2001) 
2- http://www.geocities.com/SoHo/Ea- 



sel/3809/hui 
3-http://ww 
4-http://w« 
5-http://w 






m/date.htm 
m/date.htm 
m/agricultu- 



w.sgp-dates.cc 

w.sgp-dates.a 

w.telmedpak.ct 
:s.asp?a=agriculture&b=date palm 
6- http://www.telmedpak.com/agricultu- 
res.asp?a=agriculture&b=date_palm 
7- http://198.65.147.194/English/Scien- 
ce/2000/7/article5.shtml 

http://www.pi ai/~rjh9u/oxy- 

tocin.html 
http://eilat.sci.bro- 

oklyn.cuny.edu/newnyc/DRUGS/OXYTO- 
CIN.HTM#supplied 

8- http://www.geocities.com/SoHo/Ea- 
sel/3809/hurma.htm 

9- http://wwv. m/HaberAraSo- 

nuc.asp?txtAnahtarl =Migren 
http://www.autism-tr.org/hvdroteraphy.htm 
10- http://www.mumcu.com/html/artic- 
le.php?sid=247 

11- http://www.bebek.com/index.asp7bo- 
lum=12&haberid=173 
Hiirriyet, 08.08.2001 

12- http://www.bebek.com/index.asp7bo- 
lum=4&konu=49 

13- http://www.mumcu.com/html/ 
article.php?sid=43 

14- Muhammed Halil Herras, Faslu'l-Makal fi 
Ref'i Isa Hayyen ve Nuzulihi ve Katlihi'd-Deccal, 
Mektebetii's Siinne, Kahire, 1990, s. 20 

15- Taberi Tefsiri, Imam Taberi, cilt 2, s. 528; Cilt 
1, s. 247 

16- Muslim, Rada 64, (1467); Nesai, Nikah 15, 
(6.69); Kiitiib-i Sitte, Miilitiisan Tercume ve Serhi, 
Prof. Dr. Ibrahim Canan, 15. cilt, Akijag Yaymla- 
n, Ankara, s. 514 

17- Nesai, Tirmizi ve Hakim'in de yaklasik an- 
lamda rivayetleri vardir.; Huccetii'l Islam Imam 
Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Ceviri: Dr. Sit- 
ki Guile, Huzur Yaymevi, Istanbul 1998, s. 105) 

18- Tirmizi; Hue am Gazali, Ihya'u 
Ulum'id-din, 2. cilt, geviri: Dr. Sitki Guile, Huzur 
Yaymevi, Istanbul 1998, s. 10 

19- http://www.diyanet.gov.tr/hutbe- 
ler/30032001.html 

20- G. Ahmed Ziyaiiddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, 
Gonca Yaymevi, Istanbul, 1997, 531/7 

21- Kutiib-i Sitte, Muhtasan Tercume ve Serhi, Prof. 
Dr. Ibrahim Canan, 2. cilt, Akcjag Yaymlari, An- 
kara, s. 328 



22- Risale-i Nur Kulliyati, 21. Lema, s. 668 

23- Risale-i Nur Kulliyati, 20. Lema, s. 662-663 

24- Risale-i Nur Kulliyati, Barla Lahikasi, s. 78 

25- Kiitiib-i Sitte Ebu Saidu'l - Hudri r.a. 1. cilt, 
s.89 

26- Sidney Fox, Klaus Dose, Molecular Evolution 
and The Origin of Life, Xew York: Marcel Dekker, 
1977, s. 2 

27- Alexander I. Oparin, Origin of Life, (1936) 
New York, Dover Publications, 1953 (Reprint), 
s.196 

28- "New Evidence on Evolution of Early Atmosphe- 
re and Life " , Bulletin of the American Meteorolo- 
gical Society, c. 63, Kasim 1982, s. 1328-1330 

29- Stanley Miller, Molecular Evolution of Life: Cur- 
rent Status of the Prebiotic Synthesis of Small Mole- 
cules, 1986, s. 7 

30- Jeffrey Bada, Earth, Subat 1998, s. 40 

31- Leslie E. Orgel, The Origin of Life on Earth, Sci- 
entific American, c. 271, Ekim 1994, s. 78 

32- Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsi- 
mile of the First En: niversity Press, 
1964, s. 189 



34- B. G. Ranganathan, Origins?, Pennsylvania: 
The Banner Of Truth Trust, 1988. 

35- Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsi- 
mile of the First Ed: niversity Press, 
1964, s. 179 

36- Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Re- 
cord", Proceedings of the British Geological As- 
sociation, c. 87, 1976, s. 133 

37- Douglas J. Futuyma, Science on Trial, New 
York: Pantheon Books, 1983. s. 197 

38- Solly Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, 
New York: Toplinger Publications, 1970, s. 75-94; 
Charles E. Oxnard, "The Place of Australopithe- 
cines in Human Evolution: Grounds for Doubt", 
Nature, c. 258, s. 389 

39- J. Rennie, "Darwin's Current Bulldog: Ernst 
Mayr", Scicnt: ilik 1992 

40- Alan Walker, Science, c. 207, 1980, s. 1103; A. J. 
Kelso, Physical Antropology, 1. baski, New York: 
J. B. Lipincott Co., 1970, s. 221; M. D. Leakey, Ol- 
duvai Gorge, c. 3, Cambridge: Cambridge Uni- 
versity Press, 1971, s. 272 

41- Time, Kasim 1996 

42- S. J. Gould, Natural History, c. 85, 1976, s. 30 

43- Solly Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, 
New York: Toplinger Publications, 1970, s. 19 

44- Richard Lewontin, "The Demon-Haunted 
World", The New York Review of Books, 9 Ocak 
1997, s. 28 

45- Malcolm Muggeridge, The End of Christen- 
dom, Grand Rapids: Eerdmans, 1980, s. 43 



- 



M 






xJ 



V